TTK 5/A: Görevsizlik Kararı Sonrası Dosyanın Görevli Mahkemeye İntikali ve Zorunlu Arabuluculuk Dava Şartının Tamamlanma Süresi
Genel görevli mahkemede açılıp görevsizlik kararı ile asliye ticaret mahkemesine gönderilen davalarda, zorunlu arabuluculuk dava şartı eksikliğinin dosyanın görevli mahkemeye intikalinden önce tamamlanması mümkündür; ancak intikalden sonra tamamlanan arabuluculuk süreci dava şartı eksikliğini gidermez.
Davacı, bonoya dayalı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle asliye hukuk mahkemesinde dava açmış, görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosya asliye ticaret mahkemesine gönderilmiştir. İlk derece mahkemesi ve BAM, asıl davanın açıldığı tarih itibarıyla arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Yargıtay, görevsizlik kararı sonrası dosyanın görevli mahkemeye intikalinden önce arabuluculuk şartının tamamlanabileceğini belirtmiş; ancak somut olayda arabuluculuk sürecinin intikalden sonra tamamlandığı anlaşıldığından, sonucu itibarıyla doğru olan ret kararını gerekçesini düzelterek onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/1175 E. , 2025/6168 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/994 Esas, 2024/1636 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/246 E., 2024/184 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; alacaklısı müvekkili, borçlusu davalı olan 10.08.2022 vade, 30.07.2022 tanzim tarihli ve 760.000,00 TL tutarlı bononun ... Bankasında tahsil işlemleri sırasında bankanın uhdesindeyken kargo aracının yanması nedeniyle zayi olduğunu, işbu senet borcu sebebi ile müvekkilinin alacağını tahsil etmek amacıyla Adana Genel İcra Müdürlüğü'nün 2022/79201 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlunun borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçlunun itirazının varit olmadığını, davalı/borçlunun, müvekkilini bugüne kadar ödeme vaadiyle oyaladığını ancak ödeme yapmadığını ileri sürerek Adana Genel İcra Müdürlüğü'nün 2022/79201 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeni ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; eldeki davanın konusu kambiyo senetlerinden olan bonoya dayalı alacak talebi olup mutlak ticari dava olduğunu, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, bononun zayi olduğunu iddia eden davacının kesinleşmiş zayi kararını getirmek zorunda olduğunu, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/547 E. sayılı dosyası üzerinde ziya davasının devam ettiğini, bu dosyadan henüz bir karar verilmeden bononun zayi olduğundan bahsetmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kambiyo senedinin zayi olup olmadığı henüz belirsizken zayi olduğundan bahisle açılan eldeki davanın reddi gerektiğini, kaybolduğu iddia edilen senetten dolayı alacaklı olduğunu iddia eden davacının bu iddiasını yazılı delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, ancak dava dilekçesi incelendiğinde herhangi bir sebep söylenmediğini; dilekçe ekinde herhangi bir ek sunulmadığını, davacının müvekkiline mal, hizmet veya para vermediğini, bu sebeplerle müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, aksini davacının iddia ve ispat etmesi gerektiğini, iddia konusu kambiyo senedi/bono altındaki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin, böyle bir bono imzalayıp davacıya verdiğini hatırlamadığını savunarak davanın reddini ve davacının %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava tarihinde zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 5/A maddesine göre, itirazın iptali davası açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması gerektiği, yasal düzenleme dikkate alındığında söz konusu dava şartı noksanlığının sonradan giderilebilecek nitelikte olmadığı, davanın 16.12.2022 tarihinde açılmış olduğu, davacı vekili tarafından dava açıldıktan sonra 26.04.2023 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu, davanın açıldığı tarih olan 16.12.2022 tarihi itibariyle zorunlu arabulucuya tabi dava olduğu sabit olup, davacı tarafından her ne kadar görevsizlik kararından sonra arabuluculuğa başvurulmuş ise de Ticaret Mahkemesindeki davanın, görevsizlik kararı veren Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın devamı niteliğinde olduğu, davacı tarafından, dava tarihi olan 16.12.2022 tarihinden önce arabuluculuğa başvurulmadığı, ancak arabulucuğun dava tarihinde yerine getirilmesi gereken bir dava şartı olup, sonradan tamamlanabilir ve giderilebilir şartlardan olmadığı, bu itibarla eldeki davada dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 115/1 ve 114/2 maddeleri ile 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi hükümleri gözetilerek HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın ticari nitelikte ve dava tarihi itibariyle zorunlu arabulucuya tabi dava olduğu sabit olup, davacı tarafından her ne kadar, görevsizlik kararından sonra arabuluculuğa başvurulmuş ise de, Ticaret Mahkemesindeki davanın, görevsizlik kararı veren Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın devamı niteliğinde olduğu, davacı tarafından, dava tarihi olan 16.12.2022 tarihinden önce arabuluculuğa başvurulmadığı, ancak arabuluculuğun dava tarihinde yerine getirilmesi gereken bir dava şartı olup, sonradan tamamlanabilir ve giderilebilir şartlardan olmadığı, mahkemece verilen, davanın usulden reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dava, zayi olduğu ileri sürülen bonoya dayalı olarak yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk olarak Adana 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/487 E., 2023/83 K. sayılı kararıyla uyuşmazlığın çözümünde Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmemesi üzerine hüküm 03.05.2023 tarihinde kesinleşmiş, davacı vekilinin dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine 09.05.2023 tarihinde dosyanın görevli mahkemeye tevzisi yapılmış; Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/246 E., 2024/184 K. sayılı kararıyla yukarıda yazılı şekilde dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığı ve bu eksikliğin sonradan tamamlanamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince de İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde görülerek davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. HMK'nın 115/1 hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan Kanun'un 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı Yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun(6325 sayılı Kanun) 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Bununla birlikte, dava genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesine açılmakla mahkemece uyuşmazlığın ticari dava olarak nitelendirilmesi halinde dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine intikalinden önce arabuluculuk dava şartının tamamlanması mümkündür. Ne var ki, eldeki dosyanın 09.05.2023 tarihinde Asliye Ticaret Mahkemesine intikal ettiği, dava şartı arabuluculuk sürecinin tamamlanması sonucu düzenlenen anlaşamama son tutanağının ise 25.05.2023 tarihli olduğu görülmektedir. Bu durumda mahkemece arabuluculuk sürecinin dosyanın görevli mahkemeye intikalinden önce tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddi gerekirken, dava tarihi olan 16.12.2022 tarihinden önce arabuluculuğa başvurulmadığı yönündeki gerekçe yerinde değil ise de, sonucu itibarıyla doğru olan karardaki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilen İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin düzeltilmiş haliyle onanması ile, İlk Derece Mahkemesi kararının bu yöndeki gerekçesinin düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi yukarda açıklanan biçimde düzeltilmek suretiyle sonucu itibariyle doğru olan kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- bamAdana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi2024/994 E.2024/1636 K.İstinaf başvurusunun esastan reddi
- ilk dereceAdana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi2023/246 E.2024/184 K.Dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine
- zorunlu arabuluculuk
- dava şartı
- görevsizlik
- ticari dava
- itirazın iptali
- bono