TTK 502: Anonim Şirket Birleşmelerinde Nama Yazılı Kurucu İntifa Senetlerinden Doğan Hak Sahipliğinin İspatı ve Aktif Husumet
Nama yazılı kurucu intifa senetlerine dayanılarak şirket birleşmesi kapsamında hak ve tazminat talep edilebilmesi için, senedin üzerinde lehdar olarak görünen ve tasfiye sonucu sicilden terkin edilen şirketin hukuki halefi olunduğunun veya geçerli bir alacağın temliki sözleşmesi ile zilyetliğin devralındığının usulünce kanıtlanması gerekir.
Davacılar, birleşme sözleşmesi uyarınca iptal edilmesine karar verilen nama yazılı kurucu intifa senetlerinin gerçek bedelinin tespiti ve tahsili talebiyle tazminat davası açmışlardır. İlk Derece Mahkemesi, senetlerde lehdar olarak görünen limited şirketin tasfiye edildiğini, davacıların ise geçerli bir temlik sözleşmesi veya mirasçılık gibi bir halefiyet ilişkisini kanıtlayamadıklarını saptayarak davayı aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay, davacıların yasal hamil olduklarını usulünce ortaya koyamadıkları gerekçesiyle bu usulden ret kararını yerinde bularak onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/2190 E. , 2025/2314 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.04.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ... ve ...'nun kardeş olup... Sanayii Anonim Şirketi ("... ...") esas sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca çıkarılan kurucu intifa senetlerinden toplam 39 adedinin maliki olduklarını, ... uhdesinde 25 adet, ...'nda ise 14 adet... kurucu intifa senedi bulunduğunu, müvekkillerinin işbu kurucu intifa senetlerine istinaden...'ın esas sözleşmesinin "Karın Dağıtımı" başlıklı 29. maddesi uyarınca her kar payı dağıtımdan esas sözleşmede belirlenen oranlar nispetinde beher hisse senedi başına kar payına hak kazandığını, ... ...'ın 28.08.2020 tarihli genel kurul kararı ile davalı şirket ile birleştiğini, ...ve davalı devralan şirketin taraf olduğu birleşme sözleşmesi ve birleşme raporunda... uhdesinde toplam 4709 adet kurucu intifa senedi bulunduğu, işbu intifa senetlerinin satın alınacağı, satın alma bedelinin uzman kuruluş raporu uyarınca beher hisse başına 24.750,00 TL olacağı ve işbu senetlerin itfa edilmesi suretiyle iptal edileceğinin öngörüldüğünü, kurucu intifa senetleri sahiplerinin, dilediği takdirde devralınan şirket nezdinde eşdeğer haklara sahip olmayı veyahut intifa senetlerinin gerçek değerinden satın alınmasını talep etme hakkını haiz olduğunu, diğer bir deyişle seçimlik hakkın bu noktada intifa senetlerinin sahipleri üzerinde doğduğunu, fakat somut olayda, emrivaki ve hukuka aykırı bir şekilde bu hakkın birleşen şirketler tarafından intifa senedi sahiplerinin görüşüne dahi sunulmadan ve herhangi bir bildirimde bulunmaksızın kullanılmış ve devralan şirket bünyesinde eşdeğer haklar tanınması mümkün olmasına rağmen direkt olarak satın alınma iradesi ortaya konduğunu, birleşme işlemi akabinde davalı şirketin sermayesini 813.214.056,17 TL artırmak suretiyle yeni pay ihraç ettiğini, ancak 4079 adet kurucu intifa senedini ihraç etmekten kötü niyetli olarak kaçındığını, beher kurucu intifa senedi için belirlenen değerin gerçek senedin gerçek değerinden çok daha düşük olması, hatalı olarak belirlenmiş değerin dahi müvekkile ödenmemesi hakkında davalı şirketin belirlediği satın alma bedelinin ödenmesi hususunda temerrüde düştüğünü, ... ...'ın birleşme sözleşmesinde beher kurucu intifa senedi için 24.750,00 TL değer ödemek suretiyle satın alınacağını ve iptal edileceğini ifade ettiğini, ayrıca ödemelerin birleşme işleminin tescilini takiben beş iş günü içerisinde intifa senedi sahiplerinin şirkete bildirmiş oldukları banka hesaplarına yapılacağının hüküm altına alındığını, birleşme işleminin 30.09.2020 tarihinde tescil edildiğini, davalı şirket nezdinde müvekkillerine ait banka hesabının bulunduğunu, 2019 yılına ilişkin kâr payı ödemesinin davalı şirket olan ... tarafından müvekkiline ait banka hesabına ödendiğini, davalı şirket tarafından belirlenen satın alma bedelinin gerçek değeri yansıtmadığını, müvekkillerinin 2019 yılına ilişkin olarak beher hisse başına brüt 7.168,13 TL kâr payı iktisap ettiklerini, ayrıca, her ne kadar doğru bir karşılaştırma olmadığı iddia edilebilecek ise de, yatırım amacıyla bir gayrimenkul iktisap eden bir kimsenin işbu yatırımını yaklaşık 200 ay boyunca tahsil edeceği kira geliriyle yatırımını karşılamasının mümkün olabileceğinin uygulamada ve bilirkişi raporlarında kabul edildiğini, basit bir gayrimenkul alım satımında dahi işbu gayrimenkulün bedelinin gayrimenkulden elde edilecek olan 200 aylık kira bedeli karşılığı olduğunun görüldüğünü, buna karşın, yukarıda ifade edilen müvekkillerinin intifa senetleri üzerindeki mülkiyet hakkının yaklaşık 42 aylık gelirine tekabül eden miktar ile sona erdirilmeye çalışıldığını, 200 ay ve 42 ay arasında gerçeklikten uzak, hakkaniyete aykırı ve ticari hayatın olağan akışına uygun olmayan derecede büyük bir fark bulunduğunu, ...tarafından 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılında kurucu intifa senetleri sahiplerine toplam 76.000.000,00 TL kâr payı dağıtıldığını, işbu meblağın birleşme sonrası çok daha artacağının ise açıkça ortada olduğunu ileri sürerek... Sanayii A.Ş.'nin 31.12.2019 tarihli finansal tabloları esas alınarak tüm aktif ve pasifleriyle birlikte bütün halinde devralınması suretiyle ... ve ... Fabrikaları A.Ş. nezdinde birleşmesi işleminde belirsiz alacak/tazminat davası ikamesi nedeniyle fazlaya ilişkin dava, talep hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile öncelikle, itfa ile hakları sonlandırılmaya çalışılan müvekkillerine ait toplam 39 adet kurucu intifa senedine “ortaklık haklarının devamlılığı ve alacakların korunması ilkesi” dikkate alınmak suretiyle birleşmeden önce... San. A.Ş.’nde sahibi bulunduğu haklara eşdeğerdeki hakların devamlılığının sağlanmasına, bu çerçevede devrolan kar dağıtım oranının/miktarının birleşme esasları dikkate alınmak suretiyle öncelikle mahkeme tarafından tespiti ile birlikte davalı şirket esas sözleşmesine müvekkillerine eşdeğer haklar sağlayacak ve kurucu intifa senetlerine bu kapsamda belirlenecek oranlarda kar payı ödenmesi yönünde hüküm eklenmesine, bu talebin kabul görmemesi halinde ise davanın kabulü ile dava konusu kurucu intifa senetlerinin mahkeme dosyasına veya mahkemece belirlenecek bir tevdi mahalline teslim edilmesine ve teslim edilecek beher intifa senedi bedelinin gerçek ve adil bir şekilde mahkemece tespitine, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı için eksik harcı tamamlama hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000,00 TL’nin ve belirlenecek gerçek ve adil bedelin dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların söz konusu senetler üzerinde meşru hak sahibi olduğu ispat olunamadığı taktirde huzurdaki davanın aktif husumet ehliyeti noksanlığı sebebiyle reddi gerekeceğini, birleşmelerde genel kural pay sahiplerinin ve ilgililerin durumunun aynen korunması olmakla beraber kanun koyucunun intifa senetleri için bilinçli ve özel bir istisna getirerek devralan şirketin söz konusu intifa senetlerinin devamlılığını sağlamakla yükümlü olmadığını düzenlediğini, devralan şirkete bir takdir hakkı tanıdığını, dava konusu olayda hiçbir surette afaki, dayanaksız bir oldu bitti eylemle senetlerin ortadan kaldırılması mevcut olmayıp açık kanuni dayanağa istinaden satın alma hakkı kullanıldığını, her bir intifa senedi için tespit edilen bedelin gerçek değeri yansıttığını, ödemelerin intifa senetlerini ibraz eden ve hak sahipliği tespit edilebilen intifa senedi sahiplerine yapılacağını, ödeme için söz konusu intifa senedinin aslının ...'a teslimi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (TTK) göre kurucu intifa senetlerinin emre veya hamile yazılı olarak çıkarılabileceği, davacının elinde olan kurusu intifa senetleri ise mülga 6762 sayılı TTK döneminde çıkarılmış olup nama yazılı olarak çıkarılabileceği, hamile yazılı senetler teslim ile devredilmekte ise de nama yazılı senetlerin alacağın temliki beyanı ve teslim ile devrinin mümkün olduğu, davacıların davaya dayanak yaptığı senetlerin ... Madencilik ve Ticaret Limited Şirketine düzenlenmiş nama yazılı senetler olduğu, bu senetlerin kendilerine muris babaları ...'ndan kaldığını, ona da...'ndan kaldığını ileri sürdükleri, hem...'nun hem de ...'nun çok sayıda başka mirasçısı bulunduğu, kaldı ki tüzel kişinin terkini ile şirket adına kayıtlı malvarlığı ortaklara miras yoluyla intikal etmeyeceğinden diğer mirasçıların rızasının da esasa etkili olmadığı, kurucu intifa senedi nama yazılı olduğundan geçerli yazılı bir temlik sözleşmesi ve teslim olmadan devrinin mümkün olmadığı, senetlerde lehdar olarak görünen tüzel kişi olup tüzel kişinin 1992 yılında tasfiye sonucu terkin olduğu, dava tarihinden bu yana davacılar vekiline süre verildiği, ancak davacıların yasal hamil olduğunu, senetlerin tek sahibi olduğunu usulünce ortaya koyamadığı, dava dışı şirketin ihyası için süre verilecek olsa dahi şirkete atanacak tasfiye memurunun, davacının hak sahipliğini tanıma yetkisi de olmayacağından işbu davayı mülkiyet iddiası ile şirket adına açması gerekeceğinden davacıların husumeti olmadığı gibi eksikliğin giderilme ihtimalinin de mümkün görülmediği, her ne kadar davacılar vekili bu zamana kadar senede ait kuponlarla şirketten gelir elde edildiğini ileri sürmüşse de, kurucu intifa senetlerinin malikinin bizzat şirkete başvurma zorunluluğu olmadığı, senet sahibinin dilerse, senede bağlı basılan kuponu veya kuponları bir başkasına vererek kurucu intifa senetlerinin semeresinden faydalanabileceği, davacıların birleşme öncesi kupon karşılığı ödeme almış olmasının da davacıları tek başına kurucu intifa senedi hamili haline getirmeyeceği, aktif husumet kazandırmayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kurucu intifa senetleri üzerinde, tarafların da kabulünde olduğu üzere dava dışı ... Madencilik Tic. Ltd. Şti.'nin yazılı olduğu, söz konusu intifa senetlerinin nama yazılı senet sayılması gerektiği, söz konusu senetten dolayı senedin hukuki halefi olduğunu ispat eden kişilere karşı ödeme yapılabileceğinden davacıların senet metninde adı yazılı olan ... Madencilik Tic. Ltd. Şti.'nin halefi olduğunu ispatlaması gerektiği, davacılar vekili tarafından her ne kadar sicilden terkin edilen söz konusu şirketin ortağının müvekkillerinin miras bırakanı olduğu belirtilmiş ise de, senedin yazılı olduğu kişi gerçek kişi olmayıp tüzel kişi olduğu, davacıların öncelikle intifa senedinde adı geçen şirkete karşı mülkiyet iddiasında bulunarak bu iddialarını ispat etmeleri ve daha sonra bu davayı açmaları gerekeceğinden somut olayda, davacıların dava konusu kurucu intifa senetlerinden dolayı aktif husumet ehliyetlerinin varlığından söz edilemeyeceği, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 39 adet intifa senedinin devamlılığın sağlanması ve bu çerçevede davalı şirkete ait esas sözleşmeye hüküm eklenmesi, bu durumun mümkün olmaması hâlinde intifa senetlerinin gerçek ve adil değerinin tespiti ile beher intifa senedi bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsili istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde ilgililere iadesine, 10.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk DairesiDavacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine
- ilk dereceİstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi2017/293 E.2020/286 K.Davanın aktif husumet ehliyeti noksanlığı nedeniyle usulden reddine
- kurucu intifa senedi
- aktif husumet
- şirket birleşmesi
- nama yazılı senet
- alacağın temliki
- tasfiye
- anonim şirket