TTK 531: Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshinde Son Çare (Ultima Ratio) İlkesinin Sınırları ve Şirketin İçinin Boşaltılması İddiası
Şirket yöneticilerinin şirket kaynaklarını kendi ve yakınlarının özel çıkarları için usulsüz ve haksız şekilde kullandığı iddiaları ispatlandığı takdirde, yöneticilere karşı sorumluluk davası açılabilme imkanı bulunsa dahi, bu hususlar anonim şirketin haklı sebeple feshi davasında ciddi bir fesih sebebi teşkil edeceğinden; mahkemece bu iddialar uzman bilirkişi ve tefrik edilen dosyada alınacak özel denetçi raporuyla esastan araştırılmadan, sırf sorumluluk davası açılabileceği gerekçesiyle fesihte son çare (ultima ratio) ilkesine dayanılarak davanın reddedilmesi hukuka aykırıdır.
Davacı azlık pay sahibi, şirket yöneticilerinin şirket imkanlarını kendi şahsi çıkarları ve yakınları lehine usulsüz kullandığını, kâr dağıtılmadığını, bilgi verilmediğini ve dışlandığını ileri sürerek anonim şirketin haklı sebeple feshini veya ortaklıktan çıkarılmayı talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, yöneticilerin usulsüz işlemlerine karşı sorumluluk davası açılabileceği ve feshin 'son çare' olduğu gerekçesiyle esasa girmeden davayı reddetmiş; istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Yargıtay, davacının yöneticilerin şirketin içini boşalttığına yönelik ağır iddialarının ispatlanması halinde haklı sebeple fesih nedeni oluşturabileceğini, bu nedenle tefrik edilen özel denetçi raporu ve uzman bilirkişi incelemesi ile iddiaların araştırılması gerektiğini belirterek eksik incelemeyle verilen ret kararını bozmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2025/971 E. , 2025/6677 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2292 Esas, 2024/2119 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/455 E., 2023/909 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.11.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 280 payın sahibi olduğunu, müvekkilinin son beş yıldır şirketten dışlandığını, şirketin işleyişi, faaliyetleri, geliri hakkında kendisine bilgi verilmediğini, müvekkiline kayda değer herhangi bir kâr payı ödenmez iken, temsil ve ilzama yetkili ortaklar tarafından şirket imkânlarının kendi özel çıkarları için kullanıldığını, şirketi temsil ve ilzama yetkili ortakların eşleri ve çocukları şirkette çalışmadıkları halde, sanki şirkette çalışıyorlarmış gibi şirkette sigortalı gösterildiklerini, aynı ortaklık yapısına ait ...Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne mevzuata ve ticari gereklere aykırı bir biçimde kaynak aktarıldığını, yöneticilerin şirket adına kredi kartları alarak şahsi harcamalarını bu kredi kartları ile yaptıklarını, ortaklara ödeme adı altında kendilerine şirketten kaynak aktardıklarını, özel araçlarının tüm giderlerini şirket imkânlarını kullanarak karşıladıklarını, evlerinin bakım, dekorasyon işleri masraflarının, çocuklarının eğitim gideri ve okul taksitlerini şirket kasasından karşıladıklarını, şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili ...'ın 2016 yılında şirket kaynaklarını kullanarak kendine özel yat aldığını, bu yatın giderlerini dahi şirket hesaplarından karşıladığını, tüm bunlar olurken, müvekkili kendilerinden bilgi istediğinde bilgi vermekten kaçındıklarını, pandemiyi de bahane ederek 2019 yılından 2022 yılına kadar genel kurul toplantılarını yapmadıklarını, müvekkilinin noter ihtarnamesi ile şirket yönetiminden bu hususlarda bilgi talebinde bulunduğunu, yönetim kurulu başkanının bu ihtara olumsuz cevap verdiğini, müvekkilinin genel kurulda özel denetçi vasıtası ile denetim yapılmasını talep ettiğini, talebinin kabul edilmediğini, kararlara muhalefet şerhi koyduğunu, şirket kârından kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan kârın olağan üstü yedek akçe olarak ayrılmasına yönetim kurulu kararı ile karar verilmesinin mevzuata aykırı olduğunu, davacının 22 Aralık 2021 tarihli ihtarnamesinde belirttiği hiçbir hususa yıllık faaliyet raporunda yer verilmediğini, müvekkilinin genel kurulda alınan kararlara itiraz ettiğini ve muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini ileri sürerek davalı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 531. maddesi uyarınca feshine, fesih talebinin kabul edilmemesi halinde ise müvekkilin şirketteki paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin davalı şirketçe ödenerek müvekkilin şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; özel denetim talebinin usulüne ve esasına uygun bir şekilde yapılmaması sebebiyle davacının işbu talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının genel kurul toplantısından önce göndermiş olduğu ihtarnamenin TTK'nın 437. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiş olan bilgi alma, inceleme prosedürüne hem usul hem de esas bakımından açıkça aykırı olduğunu, genel kurul toplantısında ise bilgi alma, inceleme anlamına gelebilecek hiçbir talepte bulunulmadığını, dava dilekçesinde 08.03.2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında gündem maddelerine ilişkin düşülen muhalefet şerhlerini ileri sürmekte ise de davacının müvekkili şirkete gelerek faaliyet raporu, bilanço, gelir-gider tablosu vb. evrakları incelemediğinden söz konusu muhalefet şerhlerinin gerçeği yansıtmadığını, incelenmeyen evraklar üzerinden eksik olan hususların tespit edilmesinin mümkün olmadığını, şirketin feshi için haklı sebep bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı en az yılda bir kez yapılması yasal zorunluluk olan genel kurul toplantılarının yapılmadığını iddia etmekte ise de sicil kayıtlarından 21.06.2022 tarihinde 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısının gerçekleştirildiği, 31.01.2022 tarihinde 20 19... yılları olağan genel kurul toplantısının yapıldığı ancak bu toplantının TTK'nın 420. maddesi kapsamında ertelendiği, ertelenen toplantının 08.03.2022 tarihinde yapıldığı, yine sicil kayıtlarından, 27.07.2018 tarihinde genel kurul toplantısının gerçekleştirildiği, 24.05.2012 tarihinde 2009-2010-2011 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının, 14.07.2015 tarihinde de “2012-2013-2014 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, 31.01.2022 tarihli genel kurul toplantısı ile 27.07.2018 tarihli genel kurul toplantısı arasındaki dönemde azlık sıfatını haiz davacının azlık haklarından birisi olan “genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırma hakkı”nı kullanma yönünde bir girişimde bulunmadığı, 21.06.2022 tarihli “2021 yılma ait olağan genel kurul toplantı” tutanağının 4 no.lu gündem maddesi ile 2021 yılı karının dağıtılmaması ve tamamının yedek akçe olarak ayrılmasına oy çokluğuyla karar verildiği, davacının bu karara olumsuz oy kullandığı ve muhalefetini tutanağa işlettiği, ancak tek başına kârın dağıtılmamasının anonim şirketin feshine yol açmayacağı, kârın dağıtılmaması kararına karşı şartları varsa iptal davası açılmasının mümkün olduğu, şirketi temsil ve ilzama yetkili diğer ortaklar tarafından şirket imkanlarının kendi özel çıkarları için kullanılmış olduğu iddialarının ancak özel denetimle açıklığa kavuşabileceği, davacı tarafından özel denetçi atanmasının da bu dava ile birlikte talep edildiği, yargılama sırasında özel denetçi atanmasına ilişkin talebin bu dosyadan tefrikine karar verildiği, kaldı ki bu hususların özel denetim vasıtasıyla ortaya konmasında dahi bu hususların yöneticinin sorumluluğunu gerektirebileceği, şirketin haklı sebeple feshine gerekçe oluşturmayacağı, 08.03.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlara itiraz etmiş ve muhalefet şerhi koymuşsa da bu hususların huzurdaki haklı sebeple fesih davasıyla bir ilgisi bulunmadığı, belirtilen bu hususların alınan kararların iptali davasında dikkate alınabileceği, haklı sebeple fesih kurumunun uygulanmasında TTK'nın 124/2 hükmü uyarınca anonim şirketlerde konuya daha ihtiyatlı yaklaşılması gerektiği, sermaye şirketlerinde ortakların kişiliğindeki aksaklıklar ve ortaklar arasındaki husumetin haklı sebep teşkil etmesinin daha zor olduğu, fesih sebeplerinin ortaklığın devamına ve pay sahiplerinin bundan sonra birlikte çalışmasına engel teşkil edecek ağırlıkta olmasının gerektiği, haklı sebeple fesih davasının doktrinde de belirtildiği üzere bir son çare niteliğinde olduğu, bu bağlamda eğer haklı sebebi oluşturan durum genel kurul kararının iptali davasıyla ortadan kaldırılabilecek veya sorumluluk davası açılması suretiyle sona erdirilebilecekse öncelikle bu yollara başvurulmasının gerektiği, başka bir şekilde ortadan kaldırılabilecek hukuka aykırılıkların haklı sebeple fesih davası ile düzeltilmesi istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava anonim şirketin haklı nedenle feshi ve haklı nedenle şirket ortaklığından çıkma talebine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Davacı vekili şirketi temsil ve ilzama yetkili ortakların eşleri ve çocukları şirkette çalışmadıkları halde şirkette çalışıyorlarmış gibi şirkette sigortalı gösterildiklerini, aynı ortaklık yapısına ait ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne mevzuata ve ticari gereklere aykırı bir biçimde kaynak aktarıldığını, yöneticilerin şirket adına kredi kartları alarak şahsi harcamalarını bu kredi kartları ile yaptıklarını, ortaklara ödeme adı altında kendilerine şirketten kaynak aktardıklarını, özel araçlarının tüm giderlerini şirket imkanlarını kullanarak karşıladıklarını, evlerinin bakım, dekorasyon işleri masraflarının, çocuklarının eğitim gideri ve okul taksitlerini şirket kaynaklarını kullanarak ve şirket kasasından karşıladıklarını, şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili ...'ın 2016'da şirket kaynaklarını kullanarak kendine özel yat aldığını, şirket taşınmazlarının usulsüz şekilde ortaklara satıldığını özetle şirket yetkililerinin usulsüz işlemlerle haksız menfaatler elde ettiğini ileri sürmüş, İlk Derece Mahkemesince bu hususların araştırılması için özel denetçi atanması talebi bu dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiş ve eldeki karardan kısa bir süre sonra da özel denetçi atanmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen bu hususlar ispat edildiğinde şirketin haklı nedenle feshine gerekçe olabilecek ciddi iddialar olup İlk Derece Mahkemesince davacının ileri sürdüğü bu iddiaların araştırılması için konusunda uzman bilirkişi heyetinden şirket defter ve belgeleri ile bu hususlardaki diğer deliller incelettirilerek bir rapor alınması, tefrik edilen özel denetçi tayinine ilişkin Mahkeme kararının ve o dosya kapsamında alınan özel denetçi raporunun dosya arasına alınıp bu raporlar değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, iddia edilen hususlar ispatlansa dahi bu durumda yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açılmasının mümkün olduğu, bu itibarla bu iddiaların davalı şirketin feshi için haklı sebep olarak değerlendirilemeyeceği yönündeki hatalı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş kararının bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi2023/2292 E.2024/2119 K.İstinaf başvurusunun esastan reddine
- ilk dereceBakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi2022/455 E.2023/909 K.Davanın reddine
- m. 531· Davacı taraf: Şirketin haklı sebeple feshi veya ortaklıktan çıkarılma talebinin kanuni dayanağı olarak ileri sürüldü.
- m. 124/ (2)· İlk derece: Anonim şirketlerin sermaye şirketi yapısı gereği fesihte son çare ilkesinin (ultima ratio) daha ihtiyatlı uygulanması gerektiği değerlendirmesine dayanak yapıldı.
- m. 437· Davalı taraf: Davacının bilgi alma ve inceleme taleplerinin kanuni prosedüre aykırı olduğunu savunurken atıf yapıldı.
- m. 420· İlk derece: Genel kurul toplantısının azlık talebiyle ertelendiği olgusunun tespiti bağlamında zikredildi.
- anonim şirket
- haklı sebeple fesih
- ortaklıktan çıkma
- son çare ilkesi
- özel denetim
- şirket kaynaklarının aktarılması
- azlık hakları
- eksik inceleme