TTK 54, 55: Eski Çalışanların Birlikte Hareketiyle Müşteri Kaydırılması, Haksız Rekabet Sorumluluğu ve Rekabet Yasağının Hakim Tarafından Sınırlandırılması
Eski çalışanların organize şekilde istifa ederek yeni kurulan şirkete geçmesi ve eski işverenin müşteri portföyü ile iş hacminin çok büyük bir kısmını bu şirkete kaydırması birlikte hareketle haksız rekabet teşkil eder; ayrıca sözleşmede yer sınırlaması eksik olan rekabet yasağı hükümleri doğrudan geçersiz sayılmayıp TBK 445/2 uyarınca hakim tarafından sınırlandırılarak uygulanmalıdır.
Davacı şirket, eski çalışanlarının organize şekilde istifa edip davalı şirkete geçerek müşteri portföyünü haksız şekilde kaydırdıklarını, haksız rekabet ettiklerini ve rekabet yasağını ihlal ettiklerini ileri sürerek tazminat ve cezai şart talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle zamanaşımı defini reddederek davalı şirket yönünden haksız rekabet tazminatına hükmetmiş, ancak gerçek kişilere yönelik davayı kötüleme ispatlanamadığı ve rekabet yasağı yer yönünden sınırlanmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Yargıtay, olağan dışı müşteri kaymasının birlikte hareketle haksız rekabet oluşturduğunu ve yer sınırlaması olmayan rekabet yasağı sözleşmelerinin hakim tarafından hakkaniyete göre daraltılması gerektiğini belirterek gerçek kişiler yönünden kararı bozmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2025/608 E. , 2025/5578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/566 Esas, 2024/1497 Karar HÜKÜM : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/818 E., 2022/720 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... Dan. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket bünyesinde çalışan davalı gerçek kişilerin, yaptıkları işin niteliği gereği şirketin ticari bilgi ve sırlarına, müşteri portföylerine eriştiklerini, müşteriler ile birebir iletişim kurduklarını, müşteri ziyaretleri yaptıklarını, ancak iş sözleşmelerinin sona erme tarihlerinde davalıların organize hareket etmek suretiyle istifa edip akabinde davalılardan ...'ün de müvekkili şirketten ayrılmakla sonradan ortak olduğu davalı şirkette çalışmaya başladıklarını, müşterilerinin davalı şirkete kaydırıldığını, davalılarca müvekkilinin kötülendiğini, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebi ile müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, men'ine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107. maddesi uyarınca fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00'er TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, müvekkil ile davalı gerçek kişiler arasındaki iş sözleşmesindeki rekabet yasağının ihlali sebebi ile öngörülen cezai şartın şimdilik 1.000,00 TL'sinin her bir davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... ... ve davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, belirsiz alacak olarak açılan davanın usulden reddi gerektiğini, davacı ile imzalanan iş sözleşmesindeki rekabet yasağı hükmünün yer sınırlaması içermediğinden geçersiz olduğunu, müvekkili ... ...'ın davacı işyerinden ayrıldıktan sonra herhangi bir yerde çalışmadığını, müvekkili şirketin de haksız rekabet teşkil eden bir eyleminin bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalılar ..., ..., ... ve ... cevap dilekçelerinde; belirsiz alacak olarak açılan davanın usulden reddi gerektiğini, davacı ile imzalanan iş sözleşmesindeki rekabet yasağı hükmünün yer sınırlaması içermediğinden geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerçek kişi davalıların tamamının davacı tarafla öncesinden iş sözleşmesi hükümlerine göre iş ilişkisi içerisinde oldukları, davacı ile imzaladıkları sözleşmede rekabet yasağına ilişkin olarak yer sınırlaması bulunmadığından, bu yasağa ilişkin sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 4 44... . maddeleri uyarınca geçersiz olduğu ve bu davalılar yönünden haksız rekabet koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacının bu davalılara yönelik tüm taleplerinin reddi gerektiği, davacı şirket müşterisiyken davalı şirket müşterisi olanların, davalı şirketin tüm müşterileri arasında hasılat payının 2015 yılında %71'ini oluşturduğu, 2016 yılında ise, %35'ini oluşturduğu, buna göre davalı şirket yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54. maddesi uyarınca haksız rekabet koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davacının haksız rekabet nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazminini talep edebileceği, davacının bilirkişi raporunda belirlenen bedel üzerinden dava dilekçesini ıslah ettiği, davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olduğu yönünde bir beyanın bulunmadığı, somut olayda davacının maddi tazminata yönelik ıslah talebinin TTK'nın 60. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı şirket vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin, davalının 2014 yılına ilişkin defterlerinin de tazminat hesabı bakımından incelenmesi gerektiğini ileri sürdüğü, ancak dosyada mübrez ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin tescil ve kuruluş tarihinin 06.03.2015 tarihi olduğu, buna göre 2014 yılına ait defterlerin incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı, davalı gerçek kişilerin, dosyada mübrez e-mail yazışma içeriklerine göre, müşterilerle olan iletişimlerinde davacı ... kötülediklerine, incitici ya da yanıltıcı beyanda bulunduklarına dair bir tespit bulunamadığından TTK'nın 55/1-(a/1) hükmündeki yasal şartların oluşmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin gerçek kişi davalılar açısından tespit, men, ve tazminata ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, hem yer hem de işin türüne yönelik sınır açısından geniş bir düzenlemeye yer veren rekabet yasağının ihlaline yönelik cezai şart hükmünün geçersiz kabul edilmesinde isabetsizlik görülmediği, davalı şirket vekilince, haksız rekabete yönelik müvekkili şirketin bir eyleminin ispatlanamadığı ileri sürülmekte ise de, davacı şirket müşterisiyken davalı şirket müşterisi olan şirketlerin davalı şirketin tüm müşterileri arasında hasılat payının 2015 yılında %71'ini oluşturduğu, 2016 yılında ise, %35'ini oluşturduğu, 2015 yılında bu müşterilerden elde ettiği dönem karının 96.266,41 TL olduğu, 2016 yılında ise 5.279,51 TL olduğu tespit edilmekle davalı şirket açısından TTK'nın 54. maddesi kapsamında haksız rekabet şartlarının oluştuğu, davacının davalı şirketten haksız rekabete bağlı maddi ve manevi zararlarını tazmin edebileceği, davacıya ait müşterilerden, ilgili sektörel faaliyet alanına göre, dikkate değer sayıda müşterinin davalı gerçek kişilerin davacının yanından ayrılmasından sonra davalı şirket müşterisi olduklarının tespit edildiği, bu durumun davacının emeğinden haksız faydalanmak suretiyle haksız rekabet olduğu, TTK'nın 54. maddesi uyarınca rakipler veya tedarikçilerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu, bir işletmenin müşteri kaybına uğratılmasının haksız rekabet olduğu, davalı şirkette çalışan davalı gerçek kişilerin davacı şirket eski çalışanları olduğu, tüzel kişi tacir olan davalı şirketin basiretli tacir gibi davranmakla yükümlü olduğu, somut olayda davacının kayda değer sayıda müşterisinin davalı gerçek kişilerin davalı şirket nezdinde işe başlamasından sonra davalı şirkete geçtiği, davacı müşterilerinde belirgin bir azalma meydana geldiği anlaşılmakla davalı şirket açısından aranan kusur şartının gerçekleştiği, yerel mahkemenin, davalı şirket açısından haksız rekabetin sübuta erdiği yönündeki kabulünde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak, mahkemece dava HMK'nın 109. maddesi uyarınca kısmi dava olarak nitelendirilmişse de, dava dilekçesinde sonuç ve istem kısmında açıkça, HMK'nın 107. maddesine atıf yapıldığı, davacı vekilince sunulan 13.04.2022 tarihli dilekçeye ıslah dilekçesi denilmiş ise de, HMK'nın 33. maddesi uyarınca, dava değerinin artırılmasına ilişkin ilk kez verilen işbu dilekçenin mahkemece ıslah değil talep artırım dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği, nitekim davalıların da cevap dilekçelerinde davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürdükleri, dava açılış tarihi itibariyle tazminat alacağının tümü açısından zamanaşımının dolmadığı dikkate alınarak, davalı şirket açısından bilirkişi raporunda tespit edilen maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulü ile fazlaya dair kısmın zamanaşımı nedeniyle reddinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı şirket yönünden haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması talebinin kabulü ile haksız rekabetin men'ine, haksız rekabet sebebi ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, haksız rekabet sebebi ile maddi tazminat talebinin kabulüne, 101.545,92 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine, diğer davalılar yönünden davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat taleplerine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı şirketin tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Uyuşmazlık, davacı ile davalı gerçek kişiler arasında yapılan iş sözleşmesindeki rekabet yasağı şartının geçerli olup olmadığı, davacı nezdinde çalışmakta iken işten ayrılıp davalı şirkette işe başlayanların davalı şirket ile birlikte hareketle haksız rekabette bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. TBK'nın 444. maddesinde yer alan "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir." hükmü ile ile rekabet yasağının çerçevesi belirlenmiştir. TTK'nın 54 vd maddelerinde ise haksız rekabete ilişkin hükümlere yer verilmiş olup, 55. maddesinde haksız rekabet olabilecek haller örnek olarak belirtilmiştir. Somut olaya gelince, davacı vekili, müvekkili şirkette çalışmakta iken şirket bilgilerine vakıf davalı gerçek kişilerin, müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başladıklarını, müvekkili şirket müşterilerinin davalı şirkete kaydırıldığını, müvekkilinin kötülendiğini, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebi müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat talebinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davacı ile davalı gerçek kişiler arasında imzalanan sözleşmede rekabet yasağına ilişkin yer sınırlaması bulunmadığı, davalı şirket açısından ise yıllara sari hasılat payına göre haksız rekabet koşullarının oluştuğu, davacının maddi tazminata yönelik ıslahının TTK'nın 60. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın davalı gerçek kişilere yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı şirket açısından haksız rekabetin sübuta erdiği yönündeki kabulde usule aykırılık bulunmadığı, ancak davanın belirsiz alacak davası olduğu, o nedenle davacı tarafın 13.04.2022 tarihli dilekçesinin talep artırım dilekçesi olarak kabulü ile tazminat alacağının tamamı açısından zamanaşımının dolmadığı dikkate alınarak bilirkişi raporunda hesaplanan miktara hükmedilmesi gerekirken kısmen kabulünün doğru olmadığı gerekçesi davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Mahkemelerce, davalı şirket yönünden haksız rekabet koşullarının oluştuğu, davalı gerçek kişiler yönünden ise rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin yer sınırlamaması sebebi ile geçersiz olduğu ve haksız rekabet koşullarının da oluşmadığı belirtilmiş ise de, davacı nezdinde çalışan davalı gerçek kişiler, davacı şirketten ayrıldıktan ve davalı şirkette işe başladıktan sonra, davacı şirketin iş hacminin ve müşterilerinin %71'inin davalı şirkete geçtiği tespit edilmiş olup, bu orandaki iş hacminin yer değiştirmesinin tek başına davalı şirketin yönlendirmesi ile olduğunun kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu yönlendirmenin, davalı gerçek kişiler ve davalı şirketin birlikte hareket etmesi suretiyle gerçekleştiği, esasen Bölge Adliye Mahkemesi kararında davalı şirketin sorumluluğuna yönelik gerekçede "davacıya ait müşterilerden, ilgili sektörel faaliyet alanına göre, dikkate değer sayıda müşterinin davalı gerçek kişilerin davacının yanından ayrılmasından sonra davalı şirket müşterisi olduklarının tespit edildiği" denilmek suretiyle benimsendiği halde davalı gerçek kişiler açısından salt davacı ... kötülediklerine, incitici ya da yanıltıcı beyanda bulunduklarına dair bir tespit bulunmadığı, TTK'nın 55/1-(a-1) hükmündeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru olmamıştır. Hal böyle iken davalı gerçek kişiler yönünden de haksız rekabetin oluştuğunun kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamıştır. 2.Ayrıca, gerekçede gerçek kişi davalılar açısından "...hem yer hem de işin türüne yönelik sınır açısından geniş bir düzenlemeye yer veren rekabet yasağının ihlaline yönelik cezai şart hükmünün geçersiz kabul edilmesinde isabetsizlik görülmediği" tespitine yer verilmiş ise de rekabet yasağına ilişkin olarak sözleşmede, bir kısım davalılar yönünden yer sınırlaması bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir kısım davalılar yönünden sözleşmede yer sınırlaması belirtilmemiş ise de TBK'nın 445/2. maddesinde yer alan "Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir." hükmü uyarınca Mahkemece yer bakımından sınırlamaya gidilmeksizin rekabet yasağı şartının geçersiz kabul edilmesi de doğru olmamıştır. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirketin tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı şirkete yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- bamGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi2023/566 E.2024/1497 K.Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü
- ilk dereceGaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi2016/818 E.2022/720 K.Davanın kısmen kabulü ile davalı şirket yönünden haksız rekabetin tespiti, maddi tazminatın zamanaşımı nedeniyle reddi, gerçek kişiler yönünden rekabet yasağının yer sınırlaması içermemesi nedeniyle davanın reddi
- m. 54· İlk Derece ve BAM: Davacı şirketten ayrılan işçilerin geçişiyle davalı şirketin hasılat payının çok büyük kısmının davacı eski müşterilerinden oluşması dürüstlük kuralına aykırı bulunarak TTK 54 kapsamında haksız rekabet kabul edilmiştir.
- m. 55/ (1)· BAM: Davalı gerçek kişilerin kötüleme ve incitici beyanları saptanamadığından TTK 55/1-a-1 anlamında haksız rekabet oluşmadığına hükmetmiş; Yargıtay: Müşteri ve iş hacmi kaymasının büyüklüğü karşısında gerçek kişilerin davalı şirketle birlikte haksız rekabetten sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle bu yorumu hatalı bulmuştur.
- m. 60· İlk Derece: Maddi tazminat talebinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilirken bu maddeye dayanılmıştır.
- haksız rekabet
- rekabet yasağı sözleşmesi
- müşteri kaydırılması
- eski çalışan sorumluluğu
- hakimin sınırlama yetkisi
- cezai şart
- belirsiz alacak davası