TTK 54: Üretim Sırlarına ve Formüllere Erişimi Olmayan Eski Çalışanın Rakip Firmada İşe Başlamasının Haksız Rekabet Oluşturmaması
İşçinin görev tanımı ve iş yerindeki sistemsel kısıtlamalar nedeniyle hammadde formüllerine ve müşteri bilgilerine erişiminin bulunmadığı durumlarda, rakip firmada çalışmaya başlaması rekabet yasağının ihlalini ve haksız rekabet olgusunu doğurmaz.
Davacı şirket, eski üretim yöneticisi olan davalının işten ayrıldıktan sonra rakip firmada çalışmaya başlayarak ticari sırları ifşa ettiği ve rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasıyla cezai şart ve tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkeme, yapılan incelemelerde işyerindeki kodlama sistemi nedeniyle davalının hammadde formüllerine erişim imkanının olmadığını ve haksız rekabet eyleminin kanıtlanamadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir. İstinaf başvurusu esastan reddedilen karar, Yargıtay tarafından onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/6572 E. , 2025/4979 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/373 Esas, 2024/1296 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/264 E., 2021/719 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yapıştırıcılar ve yapı kimyasalı gibi ürünler alanında iştigal ettiğini, davalının 27.05.2014 tarihli hizmet sözleşmesi ile üretim yöneticisi olarak çalışmaya başladığını, davalının 17.01.2017 tarihinde imzalanan ikale sözleşmesi ile iş akdinin sonlandırıldığını, hizmet sözleşmesinde rekabet yasağın aykırılık halinde 30.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasında ayrıca 27.05.2017 tarihinde sadakat sözleşmesinin de imzalandığını, bu sözleşmede de rekabet yasağına ilişkin hükmün yer aldığını ve buna aykırılık halinde zarar ziyan dışında ayrıca 100.000,00 euro cezai şartın kararlaştırıldığını, davalının çalıştığı süre boyunca her türlü özel formül, roses bilgisi, tedarikçi firma isimleri gibi ticari sırları öğrendiğini, davalının işten ayrıldıktan sonra ... Kimya San. ve Tic. A.Ş.'de çalışmaya başladığını, bu şirketin davacı ile aynı kimya sektöründe yapıştırıcılar alanında faaliyet gösterdiğini, davalının bu firmada çalışmaya başlamasından sonra firmanın iştigal alanında olan ancak ikincil planda bıraktığı siyanocakrılat bazlı hızlı yapıştırıcı ürünlerinin üretim ve satışına ağırlık vermeye başladığını, bu yapıştırıcının formülasyonu ile ilgili çalışmalara girdiğini, şirketin daha önce tanımadığı bazı hammadde ve bunların tedarikçileriyle iletişime geçtiğini, bu durumda davalının etkisi ve katkısının olduğunu, davalının, davacının tüm müşteri ve tedarikçi çevresine de hakim olduğunu, bu kapsamda rekabet yasağını ihlal ettiğini, bu durumun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 444. maddesine aykırılık oluşturduğunu, davalının bu eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabete yol açtığını ileri sürerek şimdilik haksız rekabetin tespiti ve men'i ile rekabet yasağının ihlali kapsamında sözleşmede yer alan cezai şarttan kaynaklanan 30.000,00 TL tazminatın ve ikale sözleşmesi kapsamında davalıya ödenen 11.000,00 TL ek menfaat olmak üzere toplam 41.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının çalıştığı bölümün üretim sırlarının bilinebildiği bir bölüm olmadığını, iş akdinin davacı işveren tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeden feshedildiğini, davalının üst düzey toplantılara katılmadığını, şirketin satış işlemlerini yapmadığını, müşteri/tedarikçi portföyü ile muhatap olmadığını, satış temsilcisi, ürün alımı, tedarik sağlama gibi bir görev ve sıfatı bulunmadığını, davalının sadece dolum bölümünde yaptığı iş gereği ve davacı tarafından tüm kimyasalların isimlerinin gizli tutulması nedeniyle bu bilgilere erişmesinin de mümkün olmadığını, doluma gelen kimyasal ambalajların da etiketler sökülmüş bir şekilde sadece kalite bölümünden üzerine eklenmiş kodlarla geldiğini, dolayısıyla davalının, kullanılan kimyasalın adını bilme ve müşterileri tanıma gibi bir durumunun bulunmadığını, davacının ticari sır olarak bahsettiği ürünün davalının dava dışı şirkette işe girmesi ile satışına başlanmış bir ürün olmayıp, bu şirket tarafından davalı işe girmeden önce de satışının yapıldığını, hizmet sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin işçinin çalışma hayatını etkilemesinden ötürü geçersiz olduğunu, sözleşme hükmü ile Anayasal çalışma özgürlüğünün sınırlandırılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin 15. maddesinde yer alan rekabet yasağı hükmünün TBK'nın 444. maddesi kapsamında şekil açısından geçerli olduğu, somut uyuşmazlıkta davalının üretim yöneticisi olarak yaptığı işin, davacının müşteri çevresi veya davacının üretim sırları ya da davacının yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlaması ve aynı zamanda bu bilgelerin kullanılmasının, davacının önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olmadığı, kimya bilirkişisi tarafından yapılan incelemede davalının ham maddelerin üretim kodlarına ulaşmasının mümkün olmadığı, davacı tarafa ait marka veya patent haklarına ilişkin herhangi bir belge veya bilginin kullanıldığı veya sınai hakların ihlal edildiği hususunda yeterli kanaate ulaşılamadığı, bu kapsamda davalı eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54. maddesi kapsamında haksız rekabet ihlali de oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında bilirkişi raporu alındığı, davalının, davacı iş yerinde üretim sorumlusu olarak çalıştığı, hammadde formülleri ve hammaddelerin kodlu olması nedeniyle davalının bunların içeriğine erişim imkanı bulunmadığı, LOGO ERP sistemi/programı üzerinde yapılan incelemede de sistemde ürünlerin kodlu olarak yer aldıkları, davalının ürünlerin içeriğine erişim imkanı bulunmadığının tespit edildiği, rekabet yasağına ilişkin cezai şart tazminatının talep edilebilmesi için TBK'nın 444/2 hükmü uyarınca, müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde edilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması gerektiği, davacının belirlenen pozisyonu ile böyle bir bilgi edinmediğinden bir zarara sebep olma ihtimalinin bulunmadığı, davalının, davacının iştigal konusu ile aynı olan başka bir iş yerinde çalışmış olmasının tek başına rekabet yasağı hükmünü ihlal etmediği, davacı tarafın "siyanoakrilat bazlı hızlı yapıştırıcı üretimini Türkiye'de gerçekleştiren tek yerli firmanın kendileri olduğu, davalının davadışı şirkette işe girmesi sonrasında bu şirketin siyanoakrilat bazlı hızlı yapıştırıcı üretimine/satışına ağırlık verdiği, bunun formülasyonu ile ilgili çalışmalara giriştiğine" yönelik iddialar yönünden dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, davalının TTK'nın 54. maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturacak bir eyleminin ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının haksız rekabetinin tespiti, men'i ile hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart ve ikale sözleşmesi kapsamında ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi2022/373 E.2024/1296 K.Esastan ret
- ilk dereceİstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi2018/264 E.2021/719 K.Davanın reddi
- rekabet yasağı
- haksız rekabet
- cezai şart
- üretim sırrı
- ticari sır
- hizmet sözleşmesi
- iş hukuku