TTK 540, 547: Tasfiye Memurunun Görev Sınırları ve Haklı Nedenle Azil Koşullarının Değerlendirilmesi
Tasfiye memurunun görevi tasfiye işlemleri ile sınırlı olup, geçmiş yıl genel kurullarını toplama veya kâr payı dağıtma yükümlülüğü bulunmadığı gibi tasfiyeye giriş bilançosunun yasal sürede ortakların incelemesine sunulmaması tek başına haklı nedenle azil sebebi teşkil etmez.
Davacı hissedar, tasfiye memurunun bilançoları genel kurul öncesinde ortakların incelemesine sunmadığı, alacaklılara çağrı ilan silsilesine aykırı davrandığı ve usulsüz pay intikali yaptığı iddialarıyla TTK m. 547 uyarınca azlini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, tasfiye memurunun yetkilerinin tasfiye amacıyla sınırlı olduğunu, ileri sürülen usul hatalarının genel kurul kararının iptali davasına konu edilebileceğini ancak azil için haklı neden oluşturmadığını belirterek davayı reddetmiş; bu karar istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/6123 E. , 2025/3969 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI :2024/895 Esas, 2024/1511 Karar HÜKÜM :Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı .. Makine A.Ş.'de pay sahibi olduğunu, söz konusu şirketin feshi ve tasfiyesi için açılan davada hatalı olarak şirketin feshine karar verildiğini, bu karar kesinleşmeden yargılamada kayyım olarak görev yapan davalının tasfiye memuru atandığını, kararın kesinleştiğini, yargılama süresi boyunca mahkemece kayyımın denetlenmediğini, şirketin 5 yıllık olağan genel kurul toplantılarının ihtarlarına rağmen yapılmadığını, tasfiyeye giriş bilançosunun adete gökten zembille indirilerek hazırlandığını, kâr dağıtımı yapılması gereken yıllardaki kârdan davacının mahrum bırakıldığını, davacının kâr payı alma hakkının ortadan kaldırıldığını, davalı tasfiye memurunun davacı vekili hakkında uzaklaştırma kararı aldırdırdığını, böylelikle ortaklık haklarının kullanılmasının önüne geçildiğini, tasfiyeye konu şirketin tasfiye için gerekli olan hiçbir bilançosunu çıkartmadığı genel kurulda ortakların onayına sunmadan doğrudan alacaklılara ilan yapılan kanunda belirlenen silsileye aykırı davranıldığını, davacının bilançolarının davacıya verilmeyen ortaklardan sadece aynı zamanda şirket vekili Avukat ... ile kocası ...'na verildiğini, ...'ün genel kurul öncesi bilgi alması için dahi şirkete alınmadığını, tasfiye memurunun 09.09.2022 tarihli tasfiye girişi bilançosunun sunulduğu genel kurul öncesinde bilançoların ortakların incelemesinin hazır tutmadığını, tasfiye memurunun şirketi kendi mülküne taşımayarak her geçen gün artan kira borcu ile zarara uğrattığını, şirket ortakları ... ve ...'nun babası ...'nun şirketteki 87.000,00 adet hissesinin ölümü ile mirasçılarına intikalinin tasfiye memurunca usulsüz gerçekleştirildiğini, bu hisselerin iştirak halinde mülkiyete konu olduğunu, ancak tereke temsilcisi tarafından temsil edilebileceğini, bu nedenle asgari nisap olmamasına rağmen genel kurulu geçerli bir genel kurul gibi gösterip İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin hatalı değerlendirme yapmasına neden olduğunu, yasaya aykırı hazirun cetvelini düzenlediğini, tasfiye memurunun bilirkişi ve konkordato komiserliği listesinden hakkında yapılan şikayet ile çıkartıldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 547. maddesi uyarınca tasfiye memurunun görevden alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı tasfiye memurunun göreve başladığı 29.04.2022 tarihinden dava tarihi olan 08.09.2022 tarihine kadar olan ve dava konusu edilen iddiaların değerlendirmeye alındığı, TTK'nın 540/1 ve 2 hükümleri uyarınca tasfiye memurunun görevinin tasfiye işlemleri ile sınırlı olduğu, geçmiş yıl genel kurul toplantılarını gerçekleştirme, geçmiş yıllara ilişkin kâr payı yapma ve dağıtma gibi bir görevinin olmadığı, Aile Mahkemesince verilen kararın işbu davanın konusu olmadığı, davacının dilerse kendisini başka bir vekil ile de temsil ettirebileceği, 09.09.2022 tarihli genel kurulda da kendisini başka bir vekil ile temsil ettirdiği, avukat ile davalı arasındaki kişisel olayların tasfiye memurunun azli sebebi olmayacağı, TTK'da tasfiye işlerinin anılan Kanunun 540 ve 541. maddelerinde, diğer tasfiye işlemlerinin ise 542. maddesinde düzenlendiği, alacaklılara çağrı 540. maddesinden sonra 541. maddesinde düzenlenmiş ise de bu konuda TTK'da kabul edilmiş bir sıralamanın varlığından bahsedilemeyeceği, TTK'nın 540. maddesinde ortaya konulduğu üzere tasfiye memurunun öncelikle tasfiyeye giriş bilançosunu düzenlemesi gerektiği, bu bilançonun düzenlenebilmesi için şirketin aktifinde yer alan mal varlıklarına ve bunların reel değerlerine ihtiyaç olduğu gibi şirket borçlarının doğru bir şekilde belirlenmesine de ihtiyaç olduğu, bilançonun genel kurulun onayına sunulmadan evvel alacaklıların alacağının doğru bir şekilde belirlenmesi bilançonun doğru bir şekilde oluşmasına katkı sağlayacağı, bu durum karşısında davacının önce bilançonun yapılıp genel kurulun bilgisine sunulması ve sonrasında alacaklıların alacağının tespiti yapılması yönündeki iddiası yerinde olmadığı, davacının, eşinden ayrı bir kişiliğinin bulunduğu, eşi ile ilgili hakları kullanamayacağı, tasfiye memurunun 09.09.2022 tarihli tasfiye girişi bilançosunun sunulduğu genel kurul öncesinde bilançoların ortakların incelemesinin hazır tutması gerektiği, davacı tanığı ...in duruşmadaki beyanında bu bilançoların genel kurul tarihinden 15 gün önce ortakların incelemesine hazır bulundurulmadığı, genel kurul sırasında verildiği anlaşılmış ise de, davacı ve eşi dışındaki diğer ortakların korunduğu ve onların yasal süre öncesinde bu bilançoların verildiğinin sübuta ermediği, tanık ...'nun beyanında tasfiye memurunun beyanda bahsi geçen konuda tüm ortakların mail ile bilgilendirildiğinin anlaşıldığı, kaldı ki bilançoların genel kurul tarihinden önce yasal sürede ortakların incelemesine hazır bulundurulmamasının genel kurulun ertelenmesi nedeni olabileceği gibi söz konusu genel kurul kararının iptal nedeni de olabileceği, genel kuruldan evvel yasal sürede bilançoların incelemeye açılmamasının tasfiye memurunun yanlı ve kötü niyetli olduğunu göstermeyeceği, şirketin şu anda bulunduğu mülke tasfiye kararından evvel taşındığı, tasfiye memurunun şirketin tasfiyeye dönük iş ve işlemlerini yürütmekle görevli olduğu, şirketin tasfiye haline girmiş olması karşısında sanki ticari faaliyeti sürecekmiş gibi taşınma işleminin gereksiz giderlere yol açacağı, tasfiye memurunun bulunduğu hal üzere şirketi tasfiye etmesinde yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, muris ...'ndan mirasen intikal eden hisselerin ... ve ...'e intikali konusunda tasfiye memuru tarafından ... vekilinin çekilen ihtar ve ... tarafından talepte bulunulması üzerine intikal işleminin yapıldığının beyan edildiği, bu işlemde tasfiye memurunun hatalı, yanlı davrandığını ortaya koyan delil bulunmadığı, davacı tarafın işlemin hatalı olduğu iddiasını tasfiye memuru işleminin iptali şeklinde dava konusu edebileceği, bu konuda İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi''nin 2023/78 E. sayılı davasının açıldığı, 17.05.2023 tarihli karar ile "kanunen mirasçıları belirtilen veraset ilamı doğrultusunda karar alındığı anlaşıldığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, yine hazirun cetvelinin yanlış düzenlendiğinin dava konusu edildiği, ancak bunların hiçbirinin tasfiye memurunun yanlı davrandığı veya görevi kötüye kullandığını ortaya koymadığı, tasfiye memurunun bilirkişi ve konkordato komiserliği listesinden hakkında yapılan şikayet ile çıkartıldığı belirtilerek tasfiye memurunun görevden azli talep edilmiş ise de; tasfiye memurunun bilirkişi listesinde ve konkordato komiser listesinde bulunma zorunluluğunun bulunmadığı, ancak mahkemelerce daha kolay ulaşılabildiği ve yeminlerinin yaptırılmış olduğu düşünülerek bilirkişi listesinden görevlendirme yapılması yoluna gidildiği, davalı tasfiye memurunun daha önceki bilirkişi listesi ve konkordato komiseri listesinde mevcut iken daha sonra bu listede yer almamasının tasfiye memurlarının görevini etkileyecek nitelikte olmadığı, bu iddianın görevden alınma talebine ilişkin haklı bir neden olarak kabul edilemeyeceği, toplanan deliller karşısında tasfiye memurunun azlini gerektirecek bir durumun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, tasfiye memurunun azli istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi2024/895 E.2024/1511 K.Esastan ret
- ilk dereceİzmir 4. Asliye Ticaret MahkemesiDavanın reddine
- m. 547· İlk derece / BAM / Yargıtay: Tasfiye memurunun haklı sebeple azli talebinin yasal şartları oluşmadığından davanın reddedilmesi.
- m. 540/ (1)· İlk derece: Tasfiye memurunun görevinin tasfiye işlemleriyle sınırlı olduğunun, geçmiş yıl genel kurul toplantılarını gerçekleştirme ve kâr payı dağıtma ödevinin bulunmadığının tespiti.
- m. 540/ (2)· İlk derece: Tasfiye memurunun tasfiyeye giriş bilançosunu düzenleme yetki ve görevinin sınırları.
- m. 541· İlk derece: Alacaklılara çağrı yapılması ile bilançonun hazırlanması arasında mutlak ve zorunlu bir kanuni sıralama bulunmadığının değerlendirilmesi.
- m. 542· İlk derece: Diğer tasfiye iş ve işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yürütülme usulü.
- tasfiye memuru
- tasfiye memurunun azli
- anonim şirket
- tasfiyeye giriş bilançosu
- haklı sebep
- alacaklılara çağrı