TTK 547: Derdest Davalar Sona Ermeden Tasfiyenin Kapatılamayacağı ve İhya Davalarında Hak Düşürücü Süre Bulunmadığı
Şirket aleyhine açılmış derdest davalar bulunmasına rağmen tasfiyenin sonlandırılması usulsüz olup, bu davalarda taraf teşkilinin sağlanması amacıyla TTK 547 kapsamında açılacak ihya davaları herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir.
Davacı, tasfiye edilerek sicilden terkin edilen şirkete karşı daha önce açtığı işçilik alacakları ve hizmet tespiti davalarında taraf teşkilini sağlayabilmek amacıyla ihya davası açmıştır. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, şirket aleyhindeki davalar sonuçlanmadan tasfiyenin kapatılamayacağını ve ihya isteminde hak düşürücü süre bulunmadığını belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay, tasfiye memurunun temyiz itirazlarını reddederek Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/2680 E. , 2025/4130 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/34 Esas, 2025/498 Karar HÜKÜM : Esastan Ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tasfiye memuru vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş mahkemesinde 25.09.2023 tarihinde işçilik alacakları ve kıdem tazminatına, 15.02.2024 tarihinde de hizmet tespitine ilişkin açtığı davalarda, terkin sebebi ile taraf teşkilinin sağlanamadığını, şirketin tasfiyesinin 22.03.2024 tarihinde, mezkûr davalardan sonra başladığını, terkin işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek ... Gıda Ticaret Ltd. Şti.nin Bakırköy 43. İş Mahkemesi 2023/306 E, ve Bakırköy 20. İş Mahkemesi 2024/43 E. sayılı dosyaları kapsamında ve bu davalar sonucunda bunlara ilişkin başlatılacak icra takipleri ile diğer tüm yasal hakların kullanımı açısından ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; müvekkililinin davanın açılmasına sebebiyet verecek bir işleminin olmadığını, tasfiye memurunun sorumlu olduğunu, yasal hasım olunduğundan yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacaklarını savunmuştur. 2.Davalı Tasfiye Memuru davaya cevap vermemiş olup, bilahare vekili duruşmada davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, ihyası istenilen şirketin Bakırköy 43. İş Mahkemesi 2023/306 E. ve Bakırköy 20. İş Mahkemesi 2024/43 E. sayılı dava dosyalarının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere huzurdaki davayı açtığı; davacının ilgili davalarda da davacı sıfatında, ihyası istenen şirketin davalı sıfatında olduğu ve taleplerin alacak ve hizmet tespiti istemine ilişkin olduğu, davacıya ihya davası açmak üzere süre verildiği, davaların derdest olduğu, bu haliyle derdest davalarda taraf teşkilinin sağlanabilmesi ve yargılamanın yürütülmesini temin bakımından ihya talep etmekte davacının hukuki yararının bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 547/2 hükmünün ; '' Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.'' düzenlemesini havi olduğu, ihyası istenen şirketin ortağı ve yetkilisi olan ...'ın tasfiye memuru olduğu, davalı ...'nün davanın açılmasına sebep herhangi bir işlemi bulunmadığı, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memuru olduğundan yasal hasım konumunda bulunan davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı, ihyası istenilen şirket tasfiye suretiyle sicilden terkin edilmiş ise de, terkinden evvel adı geçen şirket aleyhine açılmış davalar bulunduğu, davanın tasfiye memurunun bilgisinde bulunduğu, dava sona ermedikçe tasfiyenin sonlandırılmasının mümkün olmadığı, tasfiye kararının davadan evvel alınmasının sonuca etkisinin bulunmadığı, bu sebeple yargılama gideri ve vekâlet ücretinden tasfiye işleminin eksik yapılması ve dava açılmasına sebebiyet verilmesinden ötürü tasfiye memurunun sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... Gıda Ticaret Limited Şirketi'nin ortaklar kurulu tarafından 15.03.2024 tarihinde şirketin feshi ve tasfiye sürecine girmesine karar verildiği ve ...'ın tasfiye memuru olarak atandığı, 09.08.2024 tarihinde ortaklar kurulu tarafından şirketin tasfiyesinin sonuçlandırıldığı ve tasfiyenin kapatılması kararının 19.08.2024 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği ve şirketin terkin edildiği, her ne kadar istinaf eden davalı vekili tarafından davanın beş yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı iddia edilmiş ise de TTK'nın 547. maddesi kapsamında açılacak davalara ilişkin olarak zamanaşımı veya hak düşürücü süre düzenlenmediğinden, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde görülmediği, davacı tarafından, terkin edilen şirket aleyhine açılmış derdest iki iş davasının bulunduğu, söz konusu davalar sonuçlanmadan tasfiyenin sonlandırılamayacağı, bu sebeple İlk Derece Mahkemesince dava konusu şirketin ihyasına ve tasfiye işlemleri için tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi ve tasfiye işlemlerinin usulsüz yapılması sebebiyle dava açılmasına davalı tasfiye memuru sebep olduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, her ne kadar davalı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde huzurda görülen davanın, İlk Derece Mahkemesinde görülen 2024/26 E. sayılı dava ile birleştirilmesine karar verilerek müvekkili lehine tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 357. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği, kaldı ki HMK'nın 166. maddesi uyarınca davaların birleştirilmesinin hâkimin takdirinde olduğu; birleştirme kararı verilmesinin birleşen dava dosyalarının bağımsızlığına etki etmediği, birleştirilen her dava hakkında usul hükümlerine göre ayrı ayrı hüküm kurulmasının gerektiği, bu kapsamda birleştirilen davalar bakımından yapılan yargılama sonunda her bir dava bakımından ayrı ayrı yargılama gideri ve vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tasfiye memuru vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, iş mahkemelerinde açılmış davalarda taraf teşkili sağlanmak üzere 6102 sayılı TTK'nın 547. maddesi kapsamında, ortaklar kurulu kararı ile tasfiye sonucu ticaret sicilden terkin edilen şirketin ihyası ve yeniden ticaret siciline tescili talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı tasfiye memuru vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 16.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi2025/34 E.2025/498 K.Davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine
- ilk dereceDavanın kabulü ile şirketin iş mahkemelerindeki davalarla sınırlı olarak ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına
- m. 547· BAM ve Yargıtay: Tasfiye kapanışından sonra ek tasfiye işlemleri için açılacak ihya davalarında herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmadığı ve şirket aleyhindeki davalar sona ermedikçe tasfiyenin kapatılamayacağı belirtilmiştir.
- m. 547/ (2)· İlk Derece Mahkemesi: Şirketin ek tasfiye işlemlerinin yürütülmesi amacıyla yeniden tesciline ve son tasfiye memurunun görevlendirilmesine hukuki dayanak yapılmıştır.
- şirketin ihyası
- ek tasfiye
- limited şirket
- taraf teşkili
- tasfiye memuru
- işçi alacağı
- hak düşürücü süre