TTK 55/1-c: TV Yarışma Programı Formatlarında Özgünlük Eksikliği ve İş Ürününden Yetkisiz Yararlanma Sınırı
Ayırt edici, özgün ve yenilik unsuru barındırmayan televizyon yarışma programı formatlarının başka bir yapımda benzer şekilde kullanılması, TTK m. 55/1-c kapsamında başkalarının iş ürününden yetkisiz yararlanma suretiyle haksız rekabet oluşturmaz.
Davacı, kendisi tarafından tasarlanan televizyon yarışma programı formatının davalı tarafından izinsiz ve küçük değişikliklerle yayınlandığını ileri sürerek haksız rekabetin tespiti, men'i ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, söz konusu formatın özgünlük ve yenilik taşımadığı, mevcut diğer programlarla benzer nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay çoğunluğu bölge adliye mahkemesi kararını onarken, karşı oy gerekçesinde formatın FSEK m. 83 ve 84 kapsamında da değerlendirilmesi ve TV yapımcılığı uzmanı bilirkişiden rapor alınması gerektiği savunulmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2024/1721 E. , 2025/150 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1078 Esas, 2024/168 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/264 Esas, 2021/123 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı asıl dava dilekçesinde; tamamen kendisinin tasarlayıp hazırladığı "... Güncel" adlı yarışma program formatını 18.08.2010 tarihinde davalıya teklif ederek başvuru yaptığını, davalının yıllarca sessiz kaldıktan sonra kendisinin programına küçük ilaveler yaparak ... Yapım'a yaptırıldığı gerekçesiyle "... Yarışıyor" adı altında 23.12.2015 tarihinde yayınlamaya başladığını, daha önce programın eser niteliğinde olduğu doğrultusunda açtığı davada alınan bilirkişi raporlarında, programın eser niteliğinde olmadığı, ancak haksız rekabet hükümlerince korunabileceğinin vurgulandığını, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davalının, kendisinin yaptığı yapım teklifini uzun süre sonra ... Yapım'a yaptırarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 55/c hükmündeki başkalarının iş ürününden yetkisiz yararlanma hükmünü ihlal ederek haksız rekabete neden olduğunu, olay nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek, programın ref'i ile tekrar yayına başlanmasının önlenmesine, yayınlanan bölümlerin imhasına, masrafı davalıdan alınarak hükmün ilanına, 60.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği formatın mevcut pek çok televizyon yapımında bulunabilecek nitelikte olması nedeniyle ayırt edici bir özellik arz etmediğini, telif hukuku ile korunan eser olup, bir fikri ürünün eser olarak korunabilmesi için ise hususiyet özelliğinin arandığını, bu şartın, fikri mahsulün diğer fikri ürünlerden ayırt edilebilmesini sağladığını, iddianın aksine müvekkilince yayınlanan "... yarışıyor" programı ile davacının program isimlerinde benzerlik bulunmadığını, programlar arasında içerik olarak benzerlik bulunmadığından tecavüzden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin kendi imkanları ile program hazırlamadığını, ... Yapım'dan 3 pilot bölüm satın aldığını, bu bağlamda davacıya karşı hak ihlalinden söz edilemeyeceğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait "... Güncel" adlı format ile "... Yarışıyor" isimli program arasında özgünlük bakımından herhangi bir ayırt edici özellik bulunmadığı, genel anlamlı olması nedeni ile bir yenilik sunmadığı, diğer televizyon programlarıyla benzer formatlar içerdiği, bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere davacının formatı ile "... Yarışıyor" isimli programın içerik ve uygulama farklılığı olduğu, benzer yarışma programlarına göre özgün olmadığı ve aynı kategoride bulunmadığı, davacının haksız rekabet iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait program formatının yenilik ve özgünlük unsuru taşımadığı, ayırt edici bir özelliğinin bulunmadığı, diğer televizyon yarışma programlarıyla benzer formatta olduğu, programlar arasında içerik ve uygulama bakımından farklılık bulunduğu tespit edilmiş olmakla, 6102 sayılı TTK'nın 55/1-c hükmü kapsamında başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmadan söz edilemeyeceği, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabet nedeniyle tazminat talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.01.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, TV program formatına tecavüz nedeniyle haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı taraf, kendisine ait “... Güncel” adlı yarışma program formatını davalıya verip teklifte bulunduğunu, davalının ise küçük ilaveler yaparak “Taraflar Yarışıyor” adı ile izinsiz olarak yayın yapmak suretiyle haksız rekabete sebep olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi (İDM)’nce, biri hukukçu diğeri pazarlama ve reklamcı olan iki öğretim üyesi bilirkişi tarafından düzenlenen kök ve ek rapordaki tespit ve değerlendirmelere doğrultusunda davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Hukuk Dairesi (HD)’de istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. Kararı, davacı taraf temyiz etmiştir. Bir TV program formatının sinema, ilim ve edebiyat eseri olarak nitelendirilebilmesi ve korunması için hiç şüphesiz ki hususiyet unsurunu haiz olması gerekli ve zorunludur. Bir fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıyan eser olup olmadığının tespiti ise, hakimin hukuki bilgisi dışında kalan özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu hususta konunun uzmanı ya da uzmanlarından oluşan bilirkişi görüşü alınmalıdır. Nitekim Dairemizin 28.06.2013 tarih, E. 2011/12577, K. 2013/13823 sayılı, 21.12.2004 tarih, 2772/12672 sayılı ve 05.03.2007 tarih, 927/3892 sayılı kararları ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.05.2011 tarih ve 205/305 sayılı kararları da bu yöndedir. Bu bağlamda, bir TV program formatının eser olup olmadığının belirlenmesi için, TV formatında yer alan ve program yayını ve akışına ilişkin olduğu ifade edilen detaylı açıklamaların esasen bir yöntem, iş yapma metodu veya benzeri bir usule ilişkin açıklama mahiyetinde olup olmadığı ya da bu açıklamalar da dahil olmak üzere anılan TV program formatı metninin bir bütün halinde FSEK 1/B-(a) ve 2/2 maddeleri anlamında sahibinin hususiyetini taşıyan bir ilim ve edebiyat eseri ya da sinema eseri olup olmadığı hususlarında, içlerinde TV program yapımcılığı alanında uzman bir bilirkişinin de bulunduğu en az üç kişiden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekir. Dairemizin görüşü de bu yöndedir (bkz. Yargıtay 11. HD, T. 28.06.2023, S. 2011/12577-13823). Diğer taraftan eser niteliğinde olmayan koruma konuları ise FSEK m. 83 ve m. 84 vd. hükümleriyle düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlerden 84 üncü madde uyarınca, eser niteliği olmayan işaret, resim veya ses ya da her nevi fotoğraf, benzer usullerle tespit edilen resimler ve sinema ürünleri üzerinde hak sahibi olanlar, bu konuların izinsiz çoğaltılmasını veya yayımlanmasının men ve ref’ni isteyebilir. Mütecavizin kusuru varsa uğranılan zararın giderilmesi de istenebilir. Nitekim davacıda haksız rekabete ve dolayısıyla bu hükümlere dayanmış bulunmaktadır. FSEK m. 84/2 ile yapılan atıf uyarınca m. 83 ve 84 hükümleri kapsamındaki hakların ihlali halinde, haksız rekabete ilişkin TTK’nın 54 vd hükümleri uygulama imkanı bulacaktır. Belirtmeliyim ki madde de sayılan koruma konuları tahdidi olmayıp örnek mahiyetindedir. Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı taraf, kendisinin geliştirdiği TV program formatının davalı tarafından kullanılarak başka bir adla yayın yapılmak suretiyle haksız rekabete neden olunduğu ileri sürülmüş, Mahkemece TV program yapımcısı uzmanı dahil edilmeden oluşturulan bilirkişi kurulundan alınan kök ve ek raporda program formatının eser olarak nitelendirilemeyeceği ve dolayısıyla haksız rekabet halinden söz edilemeyeceği belirtilmiş, ancak haksız rekabet yönünden tespitte bulunulurken FSEK m. 83 ve m. 84 hükümleri yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece ise davaların tümden reddine karar verilmiştir. Özetle Belirtmek gerekir ki, TV program formatı eser olmasa bile FSEK m. 83 ve m. 84 kapsamında korunması gerekmektedir. Bunun aksine bir düzenleme bulunmamaktadır. Diğer taraftan yayın akışı, iş yapma yöntemi vs. yönünden davalının davacı program formatından esinlenip esinlenmediği hususu da tespit edilmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece, biri TV program yapımcısı uzmanı olmak üzere oluşturulacak yeni bilirkişi kurulundan rapor alınmadan ve içlerinde TV programcısı uzmanı bulunmadığı için yetersiz kök ve ek raporlara dayanılarak ve de FSEK m. 83 ve m 84 hükümleri de göz ardı edilerek, davanın tümden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatiyle, kararın BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun ONAMA yönünde ki görüşüne katılmamaktayım.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi2021/1078 E.2024/168 K.Davacının istinaf talebinin esastan reddi
- ilk dereceİstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi2019/264 E.2021/123 K.Davanın reddi
- haksız rekabet
- tv program formatı
- iş ürünü
- yetkisiz yararlanma
- özgünlük
- manevi tazminat
- karşı oy