TTK 55, 56: Basın Yoluyla Gerçekleştirilen Karalayıcı Yayınların İfade Özgürlüğü Sınırını Aşarak Haksız Rekabet Oluşturması
Basın yayın organlarında bir ticari işletme hakkında kullanılan dil, niteleme ve yorumların haber verme sınırını aşarak gereksiz yere incitici ve karalayıcı boyuta ulaşması TTK m. 55/1-a.1 kapsamında haksız rekabet oluşturur.
Davacı televizyon kanalı, davalıya ait gazetelerde kendisi aleyhine sistematik şekilde karalayıcı yayınlar yapılarak reklam verenlerin boykota çağrıldığını ileri sürüp haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat talepli dava açmıştır. İlk derece mahkemesi söz konusu haberleri basın özgürlüğü sınırları içinde kabul ederek davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi ise kullanılan ağır ithamların haber verme amacını aşarak ticari itibarı zedelediği gerekçesiyle haksız rekabetin tespitine ve manevi tazminata hükmetmiştir. Yargıtay, tarafların temyiz itirazlarını reddederek bölge adliye mahkemesinin kısmen kabul kararını onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/3949 E. , 2026/950 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/689 Esas, 2025/644 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/815 E., 2020/676 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kendisine ait...isimli kanalla televizyon yayıncılığı yaptığını, davalının ise... Gazetesi ve ... Gazetesi’nin imtiyaz sahibi olarak basılı yayın sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının sistematik bir şekilde müvekkili aleyhine karalama kampanyası izlediğini, davalıya bağlı gazetelerde 10.08.20 18... .08.2018 tarihlerinde planlı ve organize bir şekilde hareket edilerek kamuoyuna servis edilen haberlerle müvekkili aleyhine karalayıcı ve gerçeğe aykırı haberler yayınlandığını, bu haberlerde müvekkilinin genel olarak "ekonomik savaş tetikçisi", "evanjelist çetenin temsilcisi", "Amerikan yandaşı", "FETÖ destekçisi" gibi ifadelerle itham edildiğini, ayrıca bu haberlerde müvekkilinin ABD güdümlü olduğu iddia edilerek ve Türkiye ile ABD arasında yaşanan mevcut kriz sebep gösterilerek müvekkilinin boykot edilmesi için açık bir şekilde basın yoluyla çağrıda bulunulduğunu, davalının belli başlı şirketleri müvekkiline reklam vermemeye çağırdığını; müvekkiline reklam veren şirketleri ise yerli ve milli olmamakla itham ettiğini ve davalının bu eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55/1-a.1 ve 55/1-b hükümleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalının müvekkili aleyhine yapmış ve yapmakta olduğu yayınların haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin men’ine, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davalıya düzeltme ve kınama yayınlatılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu haberlerin haksız rekabet teşkil etmediğini, zira söz konusu haberlerin ABD başta olmak üzere birçok emperyalist ve yerli işbirlikçilerinin Ortadoğu’yu parçalamak için sürdürdükleri savaşta Devleti çökertmek üzere giriştikleri oyunlarına karşı milletçe girişilen mücadelede milli birlik ve beraberliği temin maksadıyla yapıldığını, kamu menfaati gereği hukuka aykırı olarak nitelendirilemeyeceğini ve müvekkilinin kusur, kasıt veya kötüniyetinden söz edilemeyeceğini, davacının ABD ile ilgili kimi haberlerinin tarafsız olmadığını, ayrıca Ülkedeki dolar kuru üzerinden oynanan oyunlar açıkken davacının habercilik kisvesi adı altında toplumu demoralize edecek nitelikte haberler yaptığını, bunların kamuoyunda infial yarattığını, medyada ağır şekilde eleştirildiğini, dolayısıyla davacının hükümet ve devlet aleyhine yayınlar yaparken, müvekkilinin de davacı için kamuoyunda oluşan tepki ve ulusal yayın mecralarında yer alan gerçeklerden hareketle davacıyı eleştirmesinin haberciliğin ve basın görevinin kaçınılmaz sonucu olduğunu, davacının olayda müterafik kusurunun bulunduğunu; ayrıca davacıya reklam veren kurumların açıklandığı veya birçok firmanın ABD firmalarına reklamı kestiği yönünde haber yapılmadığını, haberlerde böyle bir ifadenin yer aldığı kabul edilse dahi Ülke sorunlarının arttığı bu dönemde kamuoyunda oluşan tepkiler sonucu böyle bir ifadeye alınganlık gösterilmesinin anlamsız olduğunu, dava konusu haberlerdeki başlığın davacıya saldırı amacıyla değil, sadece okuyucunun olaya dikkatini çekmeye yönelik bir gazetecilik tekniği gereği kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) yerleşik içtihatlarında, ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan bilgi veya düşünceler için değil, ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunun ifade edildiği; kamu yararı bakımından özel bir önem atfedilen basın özgürlüğünün ise bir derece abartıyı ve hatta tahriki bile sınırları kapsamına aldığının belirtildiği; basının okuyucuların ilgisini çekebilme adına sansasyonel ve rahatsız edici ifadeler kullanarak haber yapabileceği ve basın yoluyla bu şekilde görüş açıklanabileceğinin kabul edildiği, davalı tarafça kaleme alınmış yazıların eleştiri niteliğinde olduğu ve yayınların, toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, olayın gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekecek şekilde aktarıldığı ve haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtilen ... Gazetesi internet sitesindeki haberlerde ve... Gazetesi internet sitesindeki 15.08.2019 tarihli "...Türkiye karşıtı yayınlarıyla bilinen ......" ifadesinde kullanılan dil ve ifadelerin, yapılan niteleme ve yorumun haber verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde olmadığı, gereksiz yere incitici nitelikte olduğu, haber verilişinin gerektirdiği üslupta olmadığı, basın veya ifade özgürlüğü ile eleştiri hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceği, açıklamaların okuyucu kitlesinde davacı şirkete ait televizyon kanalı hakkında olumsuz intiba oluşturabilecek nitelikte olduğu, bu haliyle söz konusu haberin TTK'nın 55/1-a,1 maddesi kapsamında haksız rekabete neden olduğu, haksız rekabet teşkil ettiği belirtilen ... Gazetesi'ndeki ve... Gazetesi'nin 15.08.2019 tarihli nüshalarında yayımlanan haberlerdeki "...Türkiye karşıtı yayınlarıyla bilinen ......" ibaresi dışındaki diğer ibarelerin ise, davacının iddiasında dayandığı TTK’nın 55/1-b maddesindeki "Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;" şeklindeki haksız rekabet eylemi olarak değerlendirilemeyeceği, zira özellikle... Gazetesi'ndeki haberlerde bir kısım firmaların davacı şirketin sahibi olduğu ...'ye reklam vermediklerini haberini verdiği, ancak ...'ye reklam vermiş şirketlerin reklam sözleşmelerini ihlale veya sona erdirmeye yöneltmediği, dava konusu haber içeriklerinin, davacı şirket tüzel kişiliğinin ticari itibarını da zedeleyecek nitelikte olduğundan, dava konusu haberlerin içeriği, haksız rekabet eyleminin ağırlık derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet kuralları gözetilerek ve taleple bağlı kalınarak davacı yararına 1.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, ayrıca davacı tarafça maddi tazminat talebinde de bulunulmuş ise de, davalının haksız rekabet teşkil ettiği belirlenen eylemi sebebiyle uğramış olduğu maddi zararına yönelik her hangi bir delil sunmadığından, bu yöne ilişkin talebinin reddedildiği, davacının dava dilekçesinde ayrıca davalıya düzeltme ve kınama yayınlatılmasına karar verilmesini istemiş ise de, TTK'nın 56... . maddelerine göre haksız rekabet talepli davada söz konusu taleplere karar verilebileceği düzenlenmediğinden, davacının bu talebinin kabul edilmediği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak "Davanın kısmen kabulü ile davalı şirkete ait ... Gazetesi'nin internet sitesinde 10.08.2019 tarihinde yayımlanan "...'nin Türkiye Yayını, ABD'nin Türkiye'ye Açtığı Ekonomik Savaşın Tetikçiliğini Üstlendi" başlıklı haberde, "Amerika merkezli ..., Trump yönetiminin Türkiye'ye yönelik keyfi yaptırımlarını ve kur üzerinden oynana oyunları mutlulukla karşılarken ... ...'nin Türkiye yayını, ABD'nin Türkiye'ye açtığı ekonomik savaşın tetikçiliğini üstlendi.", "ABD'nin Türkiye'ye yönelik başlattığı kur operasyonu, keyfi yaptırımlar ve ekonomik savaşın tetikçiliğini...üstlendi. ABD merkezli yayın kuruluşu...Türkiye düşmanlığında yine sınır tanımadı. Trump yönetiminin Türkiye'ye yönelik başlattığı ekonomik savaşın medya ayağında...yer aldı.", "... evanjelist çetenin temsilcisi ... Ekonomi yönetimine saldırıyor....", "... ..., alçakça bir algı operasyonuna imza attı.", "3 gündür kur artışı üzerindeki sürekli olarak ülke batıyor havası estiren ..., yaptığı manipülatif yayınlar, sokak röportajları ve ideolojik saplantılı uzman görüşleri ile ABD'de başlatılan ekonomik savaşın kara propagandasını yapıyor......., her zorlu dönemeçte olduğu gibi ABD'nin başlattığı bu operasyonda Türkiye'nin karşısında olması dikkatlerden kaçmadı.", "FETÖ'nün medya imamı ...'ün haber müdürlüğü görevini yürüttüğü ..., örgütün 17 Aralık operasyonundan bu yana Türkiye karşıtı bir yayın politikası izliyor... 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da örgüte desteğine devam ediyor." ve... Gazetesi'nin internet sitesinde 15.08.2019 tarihinde yayımlanan "...Türkiye karşıtı yayınlarıyla bilinen ......" şeklindeki içeriklerin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin men'ine, 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla ve maddi tazminat ile davalıya düzeltme ve kınama yayınlatılması istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının her iki internet haber sitesinde yayınlanan haberlerin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, haksız rekabetin önlenmesi ve maddi ile manevi tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 12.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi2022/689 E.2025/644 K.Davanın kısmen kabulü
- ilk dereceBakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi2018/815 E.2020/676 K.Davanın reddi
- m. 55/ (1)· Davalının basın yayın yoluyla davacı televizyon kanalı hakkında kullandığı ifadelerin dürüstlük kuralına aykırı kötüleme niteliğinde bulunması ve haksız rekabet teşkil etmesi.
- m. 56· Haksız rekabet davalarında talep edilebilecek haklar kapsamında düzeltme ve kınama yayını istemlerinin reddine yönelik değerlendirme.
- haksız rekabet
- basın özgürlüğü
- ifade özgürlüğü
- ticari itibar
- manevi tazminat
- kötüleme