TTK 55, TBK 444: Eski Çalışanların Müşteri Bilgilerini ve Ticari Sırları Aktarma Eylemlerinin Rekabet Yasağı Kapsamında Değerlendirilmesi
Eski çalışanların müşteri çevresi ile işveren sırlarını başka bir şirkete aktardıkları iddiasına dayalı eylemler TBK'nın 444. maddesi kapsamında rekabet yasağının ihlali niteliğinde olup, taraflar arasında geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadığının anlaşılması halinde davanın reddi gerekir.
Davacı şirket, eski çalışanlarının ticari sırları ve müşteri portföyünü kullanarak haksız rekabette bulundukları iddiasıyla maddi tazminat davası açmıştır. İlk Derece Mahkemesince haksız rekabet unsurlarının oluşmadığı ve pasif husumet yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, söz konusu eylemlerin rekabet yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi kanıtlanamadığından davanın reddi yönündeki kararın sonucu itibarıyla doğru olduğunu belirterek gerekçeyi eleştirerek onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/5820 E. , 2025/3908 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/814 Esas, 2024/834 Karar HÜKÜM : Davanın reddi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde: davalı ...’un müvekkili şirkette pazarlama yöneticisi olarak, davalı ...’un ise dijital medya uzmanı ve marka yöneticisi olarak çalışmış olduğunu, ...’un işten ayrıldıktan sonra eşi üzerine kayıtlı davalı şirket üzerinden çalışırken edindiği ticari sırlar ve müşteri portföyünü kullanarak haksız rekabete başladığını, ...’un da kardeşi ...ın yanında aynı şekilde rekabet eylemlerine katıldığını, her iki davalının da müvekkili şirketin müşteri bilgilerine, kar oranlarına ve kritik iş bilgilerine vakıf olduklarını, bu bilgileri kullanarak müvekkili şirketin müşterilerini kendi şirketlerine çektiklerini, böylece müvekkilinin ticari sırlarını ve iş ürünlerini kendi lehlerine kullanarak haksız rekabette bulunduklarını, bu eylemlerin planlı şekilde yürütüldüğünü, davalı şirketin daha önce kurulmuş ama faal olmayan bir şirket olup davalı ... tarafından eşine devredilerek tekrar faaliyete geçirildiğini, davacı müvekkilinin önemli müşterilerinden olan ... Gayrimenkul’ün de bu yolla kaybedildiğini, davalıların ekonomik faaliyetlerini kendi bilgi ve emeğiyle değil müvekkilinin birikimi üzerinden inşa ettiğini, bu nedenle müvekkilinin kar oranının düştüğünü, davalıların birlikte haksız rekabet gerçekleştirdiğini ileri sürerek şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde, müvekkili ...ın davacı şirkette dijital medya koordinatörü olarak, ...’ın ise dijital medya planlama uzmanı ve marka yöneticisi olarak çalışmış olduğunu, ...ın pazarlama yöneticisi sıfatıyla çalışmadığını ve şirkette o dönemde pazarlama biriminin bulunmadığını, her iki müvekkilinin de sektörde daha önce deneyimi olduğunu, davacının bu sebeple kendileriyle çalışmayı tercih ettiğini, müvekkillerinin davacıya önemli projelerde katkı sunduğunu ve müşteri kazandırdığını, ... ile yapılan kâr payı anlaşmasına davacının sonradan uymadığını ve iş akdinin feshedildiğini, bazı alacakların .... şirketi üzerinden fatura karşılığı ödendiğini, ...’ın iş akdinin sağlık raporları gerekçesiyle feshedildiğini, her iki durumda da davacının o dönemde haksız rekabet iddiasında bulunmadığını, ... Medya’nın 2009’dan beri faaliyet gösterdiğini ve davacıyla haksız rekabete girmediğini, ...’ın ....ta daha önce ortak olduğunu ve bu durumu davacının bilerek kendisini işe aldığını, hisselerini dava dışı kişiye devrettiğini, ... Gayrimenkul’ü davacı şirkete kazandıranın ... olduğunu, bu firmanın ...ın ayrıldığını öğrenince kendisiyle çalışma teklifinde bulunduğunu, teklifin müşteri tarafından geldiğini, müvekkilinin davacının müşterilerini ayartmadığını, kötülemediğini ve haksız rekabet teşkil edecek bir davranışta bulunmadığını, yalnızca aynı sektörde yasal sınırlar içinde faaliyet gösterdiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davanın davacı şirketin eski çalışanı gerçek kişi davalılar ile sonradan çalışmaya başladıkları davalı limited şirketin haksız rekabet eylemlerinin tespiti ve bu nedenle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, ancak gerçek kişi davalılar yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) hükümleri kapsamında haksız rekabete sebebiyet verilemeyeceği ve bu nedenle ... ile ... hakkında pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı limited şirket yönünden ise TTK'nın 55. maddesince sayılan haksız rekabet fiillerinin ispatının davacı tarafa ait olduğu, her ne kadar eski çalışanların davalı şirkette çalışmasıyla bazı müşterilerin oraya geçtiği ve ortak müşteri bulunduğu anlaşılmış ise de bunun serbest piyasa ekonomisi gereği olduğu, davalı şirketin müşteri ilişkilerinde aldatıcı veya dürüstlük kurallarına aykırı bir davranışının tanık beyanları dışında somut şekilde ispat edilemediği gerekçesiyle davalı ... şirketi yönünden de davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalıların haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile tazminat talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve maddi vakıaların hukuki nitelendirilmesi hakime ait olup, davalılar ... ve ...’un önce davacının şirketinde çalıştıkları, ardından davalı şirkete geçerek müşteri çevresi ile işveren sırlarını diğer şirkete aktardıkları iddiasıyla açılan davada, söz konusu eylemlerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 444 ve devamındaki maddeleri kapsamında rekabet yasağının ihlali olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Ancak davacı, bu davalılarla arasında rekabet yasağına ilişkin bir sözleşme bulunduğunu kanıtlayacak herhangi bir belge sunmadığından, davanın bu çerçevede reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş; bu husus, temyiz edenin sıfatı dikkate alınarak yalnızca eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiş olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- istinafİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi2021/814 E.2024/834 K.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi
- ilk dereceİlk Derece MahkemesiDavanın reddi
- haksız rekabet
- rekabet yasağı
- eski çalışan
- ticari sır
- müşteri portföyü
- pasif husumet