TTK 55 ve 60: Haksız Rekabet Davalarında Uzamış Ceza Zamanaşımı ve İspat Yükü
Haksız rekabet oluşturan eylemlerin aynı zamanda cezayı gerektiren fiillerden olması halinde uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanır; ancak davacı şirketin kendi ekonomik sıkıntıları ve küçülme stratejisi nedeniyle piyasada bıraktığı boşluğun eski çalışanı tarafından kurulan şirketçe doldurulması haksız rekabet olarak nitelendirilemez.
Davacı şirket, eski genel müdürünün yeni bir şirket kurarak çalışanlarını, distribütörlerini ve müşterilerini ayarttığı iddiasıyla haksız rekabet davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davayı reddetmiştir. İstinaf incelemesinde BAM, iddia edilen eylemlerin suç teşkil etmesi nedeniyle 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiğini belirterek zamanaşımı itirazını aşmış; ancak davacının piyasadan çekilmesinin kendi ekonomik sorunlarından kaynaklandığı ve haksız rekabetin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı esastan reddetmiş, Yargıtay bu kararı hukuka uygun bularak onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/1987 E. , 2025/7069 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/123 Esas, 2024/1977 Karar HÜKÜM :Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2015/628 E., 2019/683 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın sektörde mevcut pazar ve hakimiyetine ilişkin 80 senelik bilgi, deneyim, know how, portföy, ticari sır ve bilgilerinin bir sene içerisinde sıfırdan kurulan davalı şirkete aktarıldığını, haksız rekabete ilişkin tüm kanun ve hükümlerin ihlal edilmek sureti ile müvekkilinin zarara uğratıldığını, müvekkilinin uzun yıllar genel müdürlüğünü yapan davalı ...'in, görevinden ayrılmasının hemen akabinde davalı şirkete CEO ve ortak olduğunu, ...’in Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından Holding bünyesindeki bazı şirketlere yönelik tedbirleri müvekkili aleyhine kullandığını, distribütörlük sözleşmelerini feshederek davalı ile yapılması yönünde faaliyette bulunduğunu, davalılar tarafından müvekkili şirketin ticari ilişki içerisinde bulunduğu firmalar nezdinde müvekkili şirkete TMSF tarafından el konulduğu ve tedbir kapsamına alındığı izlenimi verilmeye çalışıldığını, müvekkilinin mali durumunun kötü olduğuna dair açıklamalarda bulunmak suretiyle müvekkilinin gerçek dışı ve yanıltıcı açıklamalarla kötülendiğini, davalı şirkete ait internet ilanlarında şirketin %90 hissesinin Sumitomo firmasına ait olduğundan bahsedilerek yanıltıcı beyanda bulunulduğunu, arkasında güçlü bir yabancı sermaye olduğu izleniminin verilmeye çalışıldığını, yine davalılarca müşterilere müvekkili şirketin bayi olarak kendi kontrollerinde faaliyet göstereceğini beyan ettiklerini, böylelikle davalıların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55/1-a bendinin 1. 2 ve 3. alt bentlerinde düzenlenen haksız rekabet fiillerini işlediğini, bunun dışında davalıların aynı zamanda TTK'nın 55-1-b hükmünde düzenlenen sözleşmeyi ihlale ve sona erdirmeye yöneltme fiillerini gerçekleştirdiğini, bu kapsamda davalının İzmir ve Ankara bölgelerinde müvekkilinin müşterisi olan şahıslarca kurulan ... Makine San. İnş. Tur. Tic. Ltd. Şti. ve Ege İş Makinaları San. ve Tic. A.Ş. isimli taşeron firmalar üzerinden haksız rekabet fiillerini gerçekleştirdiğini, sonrasında bu firmaları da aradan çıkarmak sureti ile müvekkilinin eski çalışanlarının çok büyük bir bölümünü ve bölge ile ilgili faaliyetlerini kendi kapsamına geçirdiğini, davalı ...’in genel müdürlük görevinden 23.05.2014 tarihinde istifa ederek davalıda aynı pozisyon ile işe başladığını, davalının 01.07.2015 tarihinde %10'luk hisse ile ortağı olduğunu, müvekkili şirketin personellerinin istifa ya da kendisi tarafından yapılan fesihler ile ayrılarak davalı şirkette tüm ticari sır, know how ve portföy ile işe başlamasını, dolayısı ile müvekkilinin faaliyetlerine devam edemeyecek hale getirilmesini sağladığını, davalı ...'in eylemleri sonucunda distribütör firmaların müvekkili şirketle ilişkisini keserek davalı şirketle çalışmaya başladığını, çalışanlar yönünden ise; davalıların ayartması ile müvekkili firmanın yetişmiş kilit personelinin müvekkili ile ilişkilerini sonlandırarak hemen akabinde davalı şirkette aynı konumda işe başlatılmak suretiyle transfer edildiğini, istifa eden personele tazminatlar ödenmek sureti ile şirketin zarara uğratıldığını, müşterilerde iltibas yaratacak şekilde işbu ayrılan personelce eylemlerde bulunulduğunu, 66 çalışanın davalı şirkete geçmesi ile birlikte davalılarca sistemde kayıtlı olan müşterilerle ilişki kurulduğunu, bu şekilde iş sırlarının davalı tarafça hukuka aykırı olarak değerlendirildiğini, bunun dışında müvekkilinin izni olmaksızın kanuna aykırı şekilde bilgileri elinde bulunduran davalı tarafından GPS bilgilerini kullanarak müvekkilinin müşterilerinin makinalarının bulunduğu yerler tespit edilerek müşterilerle iletişim kurulduğunu, bu şekilde TTK'nın 55/1-c hükmünde düzenlenen başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma fiilinin de gerçekleştirildiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, müvekkili şirketin uğradığı zararlara karşılık şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminat ile 1.000,00 TL manevi tazminatın haksız rekabetin başladığı 04.10.2013 tarihinden işleyecek en yüksek reeskont faizi ile davalılardan tahsiline, kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin müvekkilinin kurulduğu günden itibaren başladığını, müvekkilinin ekonomik yönden sıkıntı yaşadığı dönemlerde davacı şirkete ticari ve maddi destek sağladığını, ticari defterler karşılıklı incelendiğinde taraflar arasında 2014 yılı Haziran ayından 2015 yılı Ekim ayına kadar yoğun ticari makina, ekipman vs. diğer ürünlerin alım-satım faaliyetinden ötürü ticari ilişkinin olduğunun görülebileceğini, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacının, mali sıkıntıları nedeniyle sözleşmesel edimlerini yerine getiremediğini ve sözleşme ile yatırması zorunlu olan teminatları karşılayamaması nedeniyle distribütörlüklerini kaybettiğini, müvekkili ...’in 14 yıl boyunca hep davacı şirketin menfaatlerini korumak için çaba ve mesai sarfettiğini, davacı şirket merkezinin taşınma kararı ve kira sözleşmesinin feshi hususundaki beyanların doğru olmadığını, davacı şirketin yönetim kurulunun, yaşanan ekonomik sıkıntılardan ve Holding şirketinin talepleri doğrultusunda, ilk olarak masrafları düşürme ve küçülme ve aynı zamanda "... ve ....’ın birleşme” stratejileri doğrultusunda Tuzla’da bulunan grup şirketlere ait merkeze taşınması kararının, ekonomik darboğazda olan davacı tarafından Holding yönetiminin de tavsiyesi ile alındığını, müvekkillerinin söz konusu fesih süreci ile ilgisi olmadığını, davacının iddia ettiğinin aksine, müvekkili şirket kurulmadan önce davacı ile Sumitomo arasındaki distribütörlük sözleşmesinin 2013 yılı Aralık ayında feshedildiğini, sorumsuz ve umursamaz bir yönetim tavrı karşısında, davacının söz konusu sözleşmeye ilişkin ihlal ve temerrüt halini gidermemesi nedeniyle fesih sürecinin kaçınılmaz bir hal aldığını, bunun dışında davacı ile müvekkili şirketin çalışan personelin istihdamı ve geleceği konularında da anlaştıklarını, davacının önemli markaların distribütörlüklerini kaybetmesiyle birlikte, ihtiyaç fazlası personel oluştuğunu, ihtiyaç fazlası personelin, işçilik alacakları ve işe iade davaları sorunuyla karşılaşmak istemeyen davacı şirketin, personeline müvekkili ... A.Ş. bünyesinde çalışmasını teklif ettiğini, müvekkili ... A.Ş.’nin de bu teklifi kabul etmesiyle personel, istifa etmeye zorlanarak, tazminatları ödenmeksizin iş akidlerinin sonlandırıldığını, taraflar arasındaki anlaşma gereğince davacının, müvekkili şirkete iş makinesi sattığını, müvekkilinin makine bedeli olan 304.961,00 euroyu davacıya ödediğini, davacının da, ... A.Ş. bünyesinde çalışan bir kısım personelin tazminat ödemelerini yaptığını, kendi atıl personelini tazminat ödememek için müvekkili şirkete gönderen davacı şirketin gerçek dışı ve yanıltıcı iddialara başvurduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihinden bir yıl önce gerçekleşen eylemler açısından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 60. maddesi gereğince davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde zararın haksız fiillerin başladığı 04.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte giderilmesi talep edildiğinden haksız rekabet teşkil eden davranışların davadan önce davacı tarafından bilindiği, davanın bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasını dayandırdığı vakıaların aynı zamanda cezayı gerektiren haksız rekabet fiilleri olup bu fiiller yönünden zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e hükmü uyarınca sekiz yıl olacağı gözetilmeden yanılgılı olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şirketin ekonomik ve finansal anlamda yaşadığı güçlükler ve TMSF süreci sonucunda küçülme stratejisini uygulamaya başlaması neticesinde tedarikçi firmaları kaybetmeyle başlayan sürecin yine davacının bilgisi dahilinde çalışanların davalı şirkete geçmesi ile devam ettiği, küçülmeye bağlı olarak sektördeki davacının piyasadan çekilmesi nedeniyle doğan boşluğun başka firmalar tarafından doldurulacağı, somut olayda da davacı şirketten doğan boşluğun aşamalı olarak davalı şirket tarafından doldurulmaya başlandığı, davacı tarafından haksız rekabet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 26.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi2020/123 E.2024/1977 K.Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine
- ilk dereceİstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi2015/628 E.2019/683 K.Zamanaşımı nedeniyle davanın reddine
- haksız rekabet
- zamanaşımı
- uzamış ceza zamanaşımı
- çalışanların ayartılması
- ticari sır
- müşteri portföyü