TTK 595, 596; HMK 305, 305/A: Kesinleşen Pay Sahipliğinin Tespiti Hükmünün Genel Kurul Kararının Yokluğunu İçerecek Şekilde Tavzih Edilememesi
Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez veya değiştirilemez; yargılama sırasında dava konusu edilmeyen bir husus nihai karardan sonra tavzih veya hükmün tamamlanması yoluyla hükme eklenemez.
Miras yoluyla intikal eden limited şirket payının tespiti ve tescili davasında Bölge Adliye Mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş ve bu karar Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Davacı, gerekçede genel kurul kararının yok hükmünde olduğu belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında bu hususa açıkça yer verilmediğini ileri sürerek tavzih talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, yargılama aşamasında talep edilmeyen bir hususun kesinleşen hükmün esasını değiştirecek şekilde tavzih veya hükmün tamamlanması yoluyla karara eklenemeyeceğini belirterek talebi reddetmiş, Yargıtay bu ek kararı usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/3127 E. , 2025/4376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1476 Esas, 2020/1097 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; müvekkilinin müteveffa ...'un 1/2 miras payına sahip mirasçısı olduğunu, ...'un ise mahkeme dosyası kapsamında görülen asıl davanın davacısı ... ...'nın %90 oranında payın sahibi olduğunu, ...'un 07.09.2016 tarihinde vefatı ile söz konusu %90 esas sermaye payı ipso iure olarak mirasçılarına geçtiğini, bu durumda TTK 596'ncı maddesinin 4.fıkrası gereği 3 ay içerisinde şirket, geçerli bir karar ile açıkça yazılı olarak sermaye payının geçişini reddetmişse, onay vermiş sayacağını, asıl davaya cevapları kapsamında belirtmiş oldukları üzere, müvekkili adına geçerli bir ret kararı alınmadığı, bu sebeple müvekkilinin diğer mirasçı ile beraber ... ...'nın pay sahibi olduğunda şüphe bulunmadığını, mahkemenin dosyasına ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce gönderilen 10.08.2017 tarihli müzekkere cevabına göre, ... ...'nın pay sahipleri olarak %5 paya sahip ... ile %5 paya sahip ...'in yanında geri kalan %90 pay ise ... ...'ya ait olan esas sermaye payı olduğuna, ...'un vefatı ile de payın yasal mirasçılara intikal ettiğine dair şüphe olmadığını, müvekkilinin miras yolu ile intikal etmiş olduğu paylar üzerindeki hak sahipliğinin hem şirket pay defterine kaydedilmesi hem de Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescili gerektiği, ancak ... ile ... tarafından ... ...'nın müdürü sıfatı ile görevleri olarak gerçekleştirmeleri gereken işbu işlemler gerçekleştirilmediği, bu nedenle mahkeme tarafından müvekkilinin ... ...'nın %90 payının üzerindeki en az 1/2 oranındaki hak sahipliğinin tevsiken tespiti ve Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 01.12.2016 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı ile ...'un TK m. 596 ve 597 hükümleri uyarınca şirkete ortak olarak kabul edilmemesine ve %45 oranındaki payının şirket tarafından mevcut ortaklardan ... ve ... hesabına eşit oranlarda devralınmasına, payı için tespit edilen 500.000 TL gerçek değerin mirasçının bildireceği hesap numarasına ödenmesine dair oy birliğiyle karar verildiği, toplantının TTK 416 maddesi gereğince çağrı merasimine riayet edilmeksizin yapıldığı, bütün payların temsil edilmediği, bu nedenle çağrısız genel kurul toplamanın şartlarının oluşmadığı, genel kurul kararının iptali istenmeden aksinin tespiti istenemeyeceği gerekçesiyle davavın reddine karar verilmiştir. Karar davacı asıl tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK. 595/2 madde uyarınca TTK. 596/2 maddesindeki şirket ibaresinin şirket ortaklar genel kurulunu kastedildiği, şirket ortaklar genel kurulunun ne şekilde toplanacağı TTK. 418 maddesinde düzenlendiği, TTK’nın 617/3 ve 416. madde hükümlerindeki çağrı usulüne uyulmaması, 596/2. maddesi uyarınca şirket ortağı olan davacının payının onaylanmasının reddedildiği olağanüstü genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamamış olması karşısında kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüile kararın kaldırımasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davanın kabulü ile; davacının davalı şirkete mirasçı sıfatıyla %45 pay oranıyla ortak olduğunun tespiti ile sicile tesciline, karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.Dairemizin 21.09.2022 tarihli 2020/8468 Esas, 2022/6135 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili, kararda “01.12.2016 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine” karar verilmediğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini ancak ... Ticaret Odası ve İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından 01.12.2016 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tescil ve ilan edilemediğini”, kararın açık olmamasının taraflar arasında bir çok davanın görülmesine de sebebiyet verdiğini beyanla; tavzih talebinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin 2019/1476 E. - 2020/1097 K. sayılı 08.10.2020 tarihli kararının "davalı şirketin 01.12.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunu" izah eder şekilde tavzihini talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 24.03.2025 tarihli kararı ile; tavzihe konu kararın tamamen davacının talebine bağlı kalınarak talebe uygun olarak verildiği ve kurulan hüküm fıkrasınında infazda hiç bir tereddüt yaratmayacak ve aykırılık teşkil etmeyecek şekilde açık ve net olduğu, bu tespit doğrultusunda HMK.nın 305. maddesi kapsamında davacının tavzih talep koşularının somut olayda bulunmadığı,tavzih talebine konu istemin yargılama sırasında davacı tarafından davaya konu edilip ileri sürülmediği, Dolaysıyla yargılama sırasında davaya konu edilmeyen bir hususun nihai karar verilmesinden sonra karara eklenmesi talebinin HMK.nın 305/2. maddesi-, "hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez."- düzenlemesiyle tavzih yoluyla hükmün genişletilmesinin açıkça yasaklandığı nazara alındığında mahiyeti itibari ile tavzih değilde, o tarihte yürürlükte bulunan HMK.nın 305/A maddesinde düzenlenen hükmün tamamlanması mahiyetinde olduğu düşünülse dahi, belirtilen madde hükmüne göre karar tebliğ tarihinden bir ay içinde bu hususta ek karar verilmesi talep edilmediğinden bu yönden de talebin yasal dayanağı olmayacağı, davacının tavzih talebi dava konusu kapsamında yer almadığından ve mevcut yasal düzenlemelere görede; tavzih veya hükmün tamamlanması koşulları bulunmadığı anlaşılmakla talebin reddine karar verilmiştir. İş bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının davalı şirketteki pay sahipliğinin tespiti ve bu hakkının ticaret siciline tescili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün tamamlanması talebinin reddine daire verilen 24.03.2025 tarihli kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi2019/1476 E.2020/1097 K.24.03.2025Davacının tavzih ve hükmün tamamlanması talebinin reddi (Ek Karar)
- ilk dereceİstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret MahkemesiAsıl davanın reddi
- m. 596/ (2)· BAM: Miras payının geçişinin reddine ilişkin limited şirket ortaklar genel kurulu kararının yok hükmünde olduğunu değerlendirirken atıfta bulunmuştur.
- m. 596/ (4)· İlk derece: Davacının miras yoluyla intikal eden limited şirket esas sermaye payının tespiti talebinin yasal dayanağı olarak zikredilmiştir.
- m. 595/ (2)· BAM: TTK'nın 596/2. maddesinde geçen 'şirket' ibaresinin şirket ortaklar genel kurulunu kastettiğini açıklarken bu maddeye dayanmıştır.
- m. 597· İlk derece: Miras yoluyla ortaklığın kazanılması ve payın devralınması usulü kapsamında zikredilmiştir.
- m. 416· İlk derece ve BAM: Olağanüstü genel kurulun çağrı merasimine uyulmaksızın toplanması ve çağrısız genel kurul şartlarının oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla uygulanmıştır.
- m. 418· BAM: Şirket ortaklar genel kurulunun toplantı ve çağrı usulünün belirlenmesi kapsamında değerlendirilmiştir.
- m. 617/ (3)· BAM: Limited şirket genel kurulunda çağrı usulüne uyulmamasının kararın sıhhatine ve yokluk müeyyidesine etkisini incelerken atıf yapmıştır.
- tavzih
- hükmün tamamlanması
- limited şirket
- miras yoluyla pay geçişi
- ek karar
- hükmün genişletilmesi yasağı