TTK 595, 598: Limited Şirket Pay Devrinde Hileye Dayalı İptal İstemi ve Hak Düşürücü Sürenin Başlangıcı
Limited şirket pay devri sözleşmesinin hile nedeniyle iptali isteminde, aldatma fiilini oluşturan vergi incelemesinin öğrenildiği tarihten itibaren TBK m. 39 uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar; idari cezaların kesinleşmesini beklemek bu sürenin başlangıcını geciktirmez.
Asıl dava, limited şirket hisselerini devralan davacının, şirkete ait vergi incelemelerinin kendisinden hileyle gizlendiği iddiasıyla sözleşmenin iptali ve bedel iadesi talebine; birleşen dava ise tescil edilmemiş eski pay devrinin hükmen tescili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, davacının vergi incelemesini bizzat imzaladığı tutanakla öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süreyi geçirerek dava açtığını saptamış ve davaları reddetmiştir. Yargıtay, alt mahkemelerin hukuki nitelendirmelerini yerinde bularak Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına oy birliğiyle karar vermiştir.
11. Hukuk Dairesi 2025/2877 E. , 2026/57 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1364 Esas, 2025/477 K.arar BİRLEŞEN ... 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2019/1180 E. SAYILI DOSYASINDA HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/31 E., 2022/252 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015 yılında davalıların hissedarı oldukları ... Tanıtım Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin hisselerini devraldığını, hisseleri devralırken şirketin defter ve belgelerini mali müşavir aracılığıyla incelettiğini, Sosyal Güvenlik Kurulu ve Vergi Dairesinden borcu olmadığına dair belge aldırdığını, tüm incelemeler sonucunda ve davalıların da garanti vermesi ile şirketin hisselerini devraldığını, müvekkilinin davalılardan (dosyası daha sonra tefrik edilen) ... (...), ... ve ... ile ayrı ayrı limited şirket pay devri sözleşmeleri akdederek şirket hisselerini iktisap ettiğini, şirketin tek ortaklı bir yapıya kavuştuğunu, bilahare müvekkili tarafından şirketin unvanının ... Denizcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. olarak tadil edildiğini, müvekkili ile davalılar arasında resmi hisse devir sözleşmelerinden önce 22.06.2015 tarihli kendi aralarında özel olarak “hisse alım ve satım sözleşmesi” başlıklı bir sözleşmenin daha akdedildiğini, anılan sözleşmede; satıcının 19.06.2015 tarih ve 2015/1 karar no ile hisseleri satan taraf olarak protokole ek mizanda görülen borçlardan başka borcu bulunmadığını, mizan harici vadeli çek borcu olmadığını beyan edip eğer herhangi bir vadeli çek borcu çıkarsa çıkan miktarı derhal defaten şirkete ödemeyi, şirketin devir tarihine kadar Sosyal Güvenlik Kurumu borçları, vergi dairesi borçları ve doğabilecek tazminatları ödemeyi, şirketin hisselerini sattığı tarihe kadar bilerek yanıltıcı belge niteliğinde fatura alış ve satışı olmadığını, vergi idaresi tarafından tespit edilebilecek bu tür işlemlere ait mali ve hukuki sorumluluğun kendisine ait olduğunu, herhangi bir inceleme sonucu gerek ve vergi idaresi gerek Sosyal Güvenlik Kuruluna devir tarihine kadar oluşacak vergi ve cezaların kendisine ait olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini, doğabilecek bu borçları defaten ödemeyi üstlendiğini, müvekkili ile devreden davalılar arasında satış görüşme ve pazarlıklarının yapıldığı dönemde satıcılar tarafından müvekkiline şirketin vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna herhangi bir borcunun olmadığı yönünde tam garanti verildiğini, ancak müvekkilinin, hisselerini devraldığı ... Tanıtım Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. hakkında vergi inceleme müfettişleri tarafından yapılan vergi incelemesi olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin bu hususu bilmesi halinde hisse devralmayacağını, davalıların bu hususu özellikle sakladıklarını, müvekkilinin mevduat hesabına haciz konulması ile böyle bir borcun varlığından haber aldığını, bunun üzerine davalılardan ... ile temas kuran müvekkiline “vergi mahkemesinde davacı açılacağı, cezanın iptal edileceği, herhangi bir endişesinin olmaması gerektiği” yönünde beyanda bulunulduğunu, vergi incelemesinin ciddi miktarda vergi cezasının kesilmesi ile neticelendiğini, davaların bir kısmının süre yönünden reddedildiğinin öğrenildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36. maddesi uyarınca iradesi esaslı surette yanıltılan müvekkilinin hisse devir sözleşmelerinden geçmişe etkili olarak dönmesi ve davalıların haksız olarak yıktıkları kamu borcundan kurtulmasını sağlamak için işbu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu ileri sürerek devir sözleşmelerinin, devir tarihi itibariyle iptaline, hisse devir bedelinin iadesine, iadesi talep edilen devir bedeline davalılara ödeme tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ve şirket hisselerinin devirden önceki eski hale gelmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ... Tanıtım Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin eski hissedarı olduğunu, 27.03.2014 tarihli şirket genel kurul kararı ile müvekkilinin şirketteki sermaye payının tamamını şirkette ortak olan davalı ...’a devriyle şirket ortaklığının son bulduğunu, şirketin diğer ortağı ... tarafından da sermaye payının tamamının şirkette ortak olan davalı ...’a devredildiğini, neticeten müvekkili ve dava dışı ... tarafından yapılan hisse devirleri ile davalı ...’ın şirketin tek hissedarı ve yetkilisi haline geldiğini, davalı ...’ın, müvekkilinin bilgisizliğinden istifade edip şirket hisselerini diğer davalı ...’e devir edeceğinden bahisle müvekkilini ve dava dışı ...’ı şirket merkezine çağırarak şirketi diğer davalı ...’e devredeceğini söylediğini, eski ortak oldukları için onların da onayının gerektiğini söylediğini, davalı ...’ın yanlış bilgilendirmesi üzerine müvekkilinin halen şirket ortağıymış gibi 19.06.2015 tarihli ve 2015/1 sayılı .... Noterliğinin 23.06.2015 tarihli onaylı hisse devir- yetki iptali- müdür tayini kararını, diğer davalı ... ile haricen düzenlenen 22.06.2015 tarihinde hisse devir sözleşmesini ve nihayetinde davalı ... ve müvekkili arasındaki .... Noterliğinin 23.06.2015 tarihli düzenleme şeklinde hisse devir sözleşmesini imzaladığını, yapılan hisse devirleri ile davalı ...’in şirketin tek hissedarı ve yetkilisi olduğunu, hisse devirlerinin tescil ve ilan edildiğini, ancak önceki hisse devrinde devir alan ... tarafından Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil ve ilan yükümlülüğü yerine getirilmemiş olsa da müvekkilinin 23.06.2015 tarihi itibariyle şirket hissedarı olmadığını, davalı ...’e yapılan devrin geçerlilik kazanmadığını, müvekkilinin şirket hissedarlığının 27.03.2014 tarihinde hisselerini davalı ...’a devretmesi ile sona erdiğini, müvekkili ... ve davalı ... arasında gerçekleşen 27.03.2014 tarihli hisse devir sözleşmesinin 27.03.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde hükmen tescili ve ilanı sonucunda davalı ...’e yapılan hisse devirlerinin temelsiz kalacağını ileri sürerek .... Noterliğinin 27.03.2014 tarih ve ... yevmiye no.lu limited şirket hisse devir sözleşmesinin 27.03.2014 devir tarihi itibari ile hüküm ifade edecek şekilde ... Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde hükmen tesciline ve ilanına, .... Noterliğinin 23.06.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde hisse devir sözleşmesinin ve 30.06.2015 tescil işlemin, 06.07.2015 ilan işleminin müvekkili için geçersizliğine ve iptaline, geçersizlik ve iptalin tescil ve ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı ... vekili süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... Tanıtım Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin eski hissedarı olduğunu, 27.03.2014 tarihli şirket genel kurul kararı ile müvekkilinin şirketteki sermaye payının tamamını şirkette ortak olan davalı ...’a devrettiğini, şirket ortaklığının son bulduğunu, hisse devirleri ile davalı ...’ın şirketin tek hissedarı ve yetkilisi haline geldiğini, davacının şirket kayıtlarını incelettiği beyanına göre bu devirleri görmemesinin mümkün olmadığını, davalı ...’ın müvekkilinin bilgisizliğinden faydalanarak sonraki sözleşmeleri imzalattığını, davacının sonraki tarihli hisse devrinin geçerli olmadığını, kaldı ki müvekkilinin hisse bedellerinin karşılığını da alamadığını, müvekkilinin bu konuda açtığı davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının üç yıl boyunca vergi borçlarını öğrenmemesinin de mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili süresinde sonra verilen cevap dilekçesinde; davacının hisse devrinden önce muhasebecisi aracılığı ile inceleme yaptırdığını, devir tarihi itibari ile şirketin vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu borcunun olmadığının tespitiyle üzerine devraldığını kendi dilekçelerinde beyan ettiğini, davacının davaya konu hisseleri 23.06.2015 tarihinde devraldığını, ancak işbu davayı devirden üç yıl geçtikten sonra açtığını, uzman kişi aracılığı ile inceleme yaptırdığını beyan ettiğini, ayrıca, şirkete ilişkin 2010-2011-2012 yıllarına ilişkin bir kısım kurumlar vergisi, KDV, vergi ziyaı cezası için vergi ceza ihbarnamesi düzenlendiğinin, bu düzenlemeler hakkında şirket tarafından yasal yollara başvurulduğunun ve davalar ile cezalı tarhiyatlar ile özel usulsüzlük cezalarının kaldırılmasına karar verildiğinin görüldüğünü, bir kısım davaların ise süre yönünden reddine karar verildiğini, kabul kararı verilen ve Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşen dosyalarda da görüleceği üzere davacının hisse devir sözleşmesinin iptali için gerekçe gösterdiği vergi borcunun kaynağı olan dönem için şirket defterleri hakkında zayi kararı verildiğini, tüm mahkeme dosyaları birlikte değerlendirildiğinde, şirket aleyhine tahakkuk edilen cezaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusuru ve kötüniyeti bulunmadığını, şirket hakkında verilip daha sonra iptal edilen cezalar nedeniyle kendisinin mağdur olduğunu, birleşen dosya davacısının basiretli davranmakla yükümlü bir şirket ortağı olduğunu, şirket devrinin geçerli olabilmesi adına hangi aşamaların tamamlanması gerektiğini bildiğini ve bilmesi gerektiğini savunarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir. 3. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; birleşen davanın, asıl davayı boşa düşürmeyi amaçladığını, davacının bizzat dava dilekçesinde pay devir sözleşmesinin ticaret siciline tescil ve ilan edilmediğini, dolayısıyla ...’a yapıldığı belirtilen hisse devrinin geçerli olmadığının bilincinde olduğunu, dolayısıyla, davacının 23.06.2015 tarihli düzenleme şeklinde hisse devir sözleşmesinin akdedildiği tarihte şirketin hissedarı konumunda olduğunu, müvekkiline karşı şirket hissedarı olmadığını iddia ettiği dönemde müvekkili ile düzenleme şeklinde pay devir sözleşmesi yaptığını, müvekkilinin, ..., ..., ... ...’ın hissedarı oldukları ... Tanıtım Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin hisselerini devraldığını, müvekkili ile davalılar arasında resmi hisse devir sözleşmeleri akdedilmeden önce 22.06.2015 tarihinde, kendi aralarında özel olarak “Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi” başlıklı bir sözleşme daha akdedildiğini, anılan sözleşmenin müvekkili ile devreden davalılar arasında satış görüşme ve pazarlıklarının yapıldığı dönemde satıcılar tarafından müvekkiline şirketin vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna herhangi bir borcunun olmadığı yönünde tam garanti verildiğini, müvekkili tarafından anılan kurumlarda gerekli incelemenin mali müşavir tarafından yapıldığını, şirketin o tarihte borcunun olmadığının öğrenildiğini, ancak şirket hakkında vergi inceleme müfettişleri tarafından yapılan vergi incelemesi olduğunu, müvekkilinin bu hususu bilmesi halinde asla hisse devralmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. 4. Birleşen davada davalı ... Müdürlüğü cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Denizcilik San. ve Tic. A.Ş.’nin (önceki ünvanı: ... Tanıtım Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.) devir tarihinden önce hissedarlarının ..., ..., ... oldukları, ...’ın hisselerinin ...’a devrine ilişkin 20.03.2014 tarihli, ...’ın hisselerinin ...’a devrine ilişkin 27.03.2014 tarihli kararların Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmediği, bu tarihten sonra noterce onaylanan 19.06.2015 tarih ve 2015/01 sayılı ortaklar kurulu kararı ile... ...’ın şirketteki 320, ...’ın 64, ...’ın 6016 adet hissesini davacı ...’e devretmesine ilişkin karar verildiği, limited şirket pay devri sözleşmelerinin düzenlendiği, hisse devir sözleşmesinin imzalandığı dönemde şirkete ilişkin vergi incelemesinin bulunduğu hususunda davacıya bilgi verilmediği, hisse devrinin yapılmasıyla aldatma fiili arasında illiyet bağının bulunduğu, dava dışı şirket hakkında düzenlenen vergi ve vergi ziyai cezalarının kaldırılması yönünde vergi mahkemesinde açılan bir kısım davaların kabulüne, bir kısım davaların süre yönünden reddine karar verildiği, ...’e 10.09.2015 tarihinde düzenlenen tutanaktan davacının vergi incelemesinden söz konusu tarih itibariyle haberdar olduğunun anlaşıldığı, TBK’nın 39. maddesi kapsamında davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 15.10.2018 tarihinde açıldığı, birleşen davada ise; davacının 27.03.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi ile hissesini ...’a devretmesinden sonra tarafların bir araya gelerek 19.06.2015 tarihli ... no.lu davacı ... ...’ın şirketteki sahibi bulunduğu 64 hissesini, ... ...’ın 320 hissesini, ...’ın 6016 hissesini ...’e devretmesine ilişkin ortaklar kurulu kararı aldıkları, kararın ... Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilan edildiği, 19.06.2015 tarihli ortaklar kurulu kararına katılan davacının 27.03.2014 tarihli hisse devrinden sonra 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 598. maddesi gereğince herhangi bir müracaatının olmadığı nazara alındığında, 27.03.2014 tarihli hisse devrinden zımnen vazgeçtiği, bu nedenle davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, birleşen dosya yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davacı vekilince asıl dava yönünden istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vergi incelemelerine 2015 yılı Ocak- Şubat aylarında başlandığı, bu tarihin davacının henüz hisseleri devir almadığı tarihlere tekabül ettiği, hisse devrinden sonra söz konusu vergi incelemeleri devam ederken birtakım davet tutanaklarının da davacıya ve vergi işlemlerinde yetkilendirdiği vekiline tebliğ edildiği, 10.09.2015 tarihli tutanakta bizzat asıl dava davacısı ...’in beyanı ve imzasının bulunduğu, asıl dava davacısının en geç bu tarihte şirket hakkında vergi incelemeleri yapıldığını öğrendiği, basiretli bir tacir yükümlülüğü gözetilerek içeriğinden ve dolayısıyla boyutundan bu tarihte haberdar olacağı, buna rağmen, bir yıllık hak düşürücü sürede sözleşmeden dönme iradesini ortaya koymadığı, istinaf dilekçesinde de “davaların sonucunun olumlu olacağı inancıyla hareketsiz kaldığını” ifade ettiği, dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin tamamlandığı, davacı tarafça da hile eyleminin “şirket hakkında devam etmekte olan vergi incelemelerinin bildirilmemesi” olarak ileri sürüldüğü, bu vergi incelemelerinin öğrenildiği tarihin ise en geç 10.09.2015 olduğunun anlaşılmasına göre bu tarihin esas alınmasında bir isabetsizlik görülmediği, davacı tarafın istinafında ileri sürdüğü “incelemeler devam etmekte ise de cezaya hükmedilip hükmedilmeyeceğinin o aşamada muallak olup, cezalar kesinleştikten sonra öğrenmenin gerçekleştiği ve süresinde de bu davanın açıldığı” yönündeki beyanlarının esas alınamayacağı, zira davacının davalılara karşı dayandığı hile sebebinin de “vergi cezalarının kesinleşmesi” değil “vergi incelemelerinin gizlenmesi” olduğu, birleşen davaya yönelik ise herhangi bir istinaf itirazı ileri sürülmediği, TTK’nın 595/2 hükmüne göre; şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayının şart kılındığı, devrin bu onayla geçerlilik kazanacağı, somut olayda 2014 yılındaki hisse devrilerinin noterden hisse devri sözleşmeleri akabinde şirket genel kurulunca da onaylandığının anlaşıldığı, birleşen davacının 2014 yılındaki hisse devrine ilişkin olarak bu madde hükmünce gerekli prosedürü yerine getirmediği, kaldı ki aynı madde uyarınca birleşen davalı ...’in iyiniyetle 2015 yılında bahse konu hisseleri devraldığına ilişkin durumun aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı, aksine birleşen davacının 22.06.2015 tarihli harici adi yazılı sözleşmeyi ve 23.06.2015 tarihli noter hisse devri sözleşmelerini halen pay sahibi olduğunu beyan ve kabulle imzaladığı gözetildiğinde, asıl davayı da etkileyebilecek nitelikte olan birleşen davanın reddi yönünden de bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, asıl davada davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, hileye dayalı olarak limited şirket hisse devir sözleşmelerinin iptali, birleşen dava ise; önceki resmi hisse devirlerinin ticaret siciline tescil ve ilanı ile sonraki devrilerin bu surette hükümsüz kılınması istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davacıya yükletilmesine, 12.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bam... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi2022/1364 E.2025/477 K.Esastan ret
- ilk derece... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi2019/31 E.2022/252 K.Asıl dosya yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, birleşen dosya yönünden davanın reddine
- m. 595/ (2)· BAM: Limited şirketlerde esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğu, devrin bu onayla geçerlilik kazanacağı ve tescil edilmeyen eski devirlerin iyiniyetli üçüncü kişilerin iktisabını engelleyemeyeceği gerekçesiyle tartışılmıştır.
- m. 598· İlk derece mahkemesi: Pay devrinin tescil ve ilanı için yasal müracaat haklarını kullanmayan ortağın, önceki hisse devrinden zımnen vazgeçmiş sayılacağı tespiti kapsamında değerlendirilmiştir.
- limited şirket
- pay devri
- hile
- hak düşürücü süre
- vergi incelemesi
- sözleşmenin iptali
- ticaret sicili
- iyiniyet