Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
TTK 595: Limited Şirket Esas Sermaye Payı Devri Sözleşmesi, Şekil Şartı ve Resmi Senet Aksinin İspatı
Esas2024/6474E.Karar2025/4296K.
OnamaOy birliği
Karar Özü
Limited şirket esas sermaye payı devrine ilişkin noter senedinde açıkça yazılı olan pay miktarının aksini iddia eden davacı, bu iddiasını resmi senede karşı eşdeğer güçte usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
Özet
Davacı, limited şirketteki %10 hissesini noter sözleşmesiyle devraldığını ancak sözleşmede maddi hata yapılarak '%10' yerine '10 pay' yazıldığını ileri sürerek pay devrinin tespiti ve tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, noter senedinde yer alan '10 pay' ibaresinin aksinin davacı tarafından usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, Yargıtay bu hükmü onamıştır.
Karar Metni9.859 karakter
11. Hukuk Dairesi 2024/6474 E. , 2025/4296 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1127 Esas, 2024/1338 Karar HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/286 E., 2021/70 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 06.08.2014 tarihinde inşaat alanında faaliyet göstermek üzere ... İnşaat şirketini kurduklarını, şirket ana sözleşmesinde sermayenin 100.000,00 TL olarak 100 paya ayrıldığını ve 90 paya karşılık 90.000,00 TL'sinin müvekkilinin 10 paya karşılık 10.000,00 TL'sinin ise davalı tarafından ödenerek şirket ortakları arasında ortaklık pay edildiğini, müvekkilinin işleri gereği hayatını sıklıkla yurt dışında geçirmesi nedeniyle şirket ana sözleşmesinin 8. maddesi gereği davalının şirket müdürü sıfatı ile şirketi tek başına temsile yetkili olduğunun kabul edildiğini, şirketin inşaat işleri ile ilgili olarak bazı taşınmazların satın alınması nedeniyle sermaye arttırımına gidildiğini ancak ortakların şirketteki paylarının değişmediğini, süreç içerisinde davalının kendisine ait 300 payın 30'unu 30.000,00 TL' ye dava dışı Kevser Temiz'e devrettiğini ve aynı payı tekrar geri aldığını, şirket işleri için tüm paranın müvekkili tarafından banka yoluyla şirket hesabına gönderildiğini, bunun karşılığında inşaat ve arsa alımı gibi işler yapıldığını, ancak süreç içerisinde davalının müvekkiline bilgi vermemesi ve hesaplardaki bazı hatalar nedeni ile ortaklar arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiğini ve neticeten ortaklığın sonlandırılması aşamasına gelindiğini, davalının hisse devir sözleşmesi ile %10 şirket hissesini 300.000,00 TL'ye müvekkiline devrettiğini ve bu bedelin müvekkili tarafından kendisine ödendiğini, ancak davalının karar defterine dahi hisse devrine ilişkin karar yazılmış olmasına rağmen pay devrini imzalamaktan imtina ettiğini, davalıya hisse karşılığının ödenmesine rağmen bahse konu devir sözleşmesinde 10 pay yazması nedeniyle davalının hisse devrinin ticaret siciline tescilini sağlamaktan ve maddi hatanın giderilmesi için noterde düzeltme yapmaktan imtina ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, davalının şirket üzerindeki yetkilerinin kaldırılarak müvekkilinin dava süresince ve devamında şirket müdürü olarak tayinine, bu talebin kabul görmemesi halinde yargılama süresi boyunca şirketi temsile kayyım atanmasına, davalının Mersin 1. Noterliğinin 12.01.2018 tarih ve 615 yevmiyeli evrakı ile şirketteki % 10 payını 300.000,00 TL bedelle müvekkiline devretmiş olması nedeniyle hisse devrinin müvekkiline yapıldığının tespiti ile bu hususun resen tescilini talep etmiştir. 2.Davacı vekili birleşen Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/196 E. sayılı dosyasının dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesini tekrar ederek asıl davada ortakların kurduğu şirketin de davaya dahil edilmesi için süre verildiğini, şirketin davaya dahilinin gerektiğini ileri sürerek davaların birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin şirket hissesinin 300 payının sahibi ve aynı zamanda şirket müdürü olduğunu, kuruluşundan bu yana şirketin tüm işlerini fiilen yürüten ve şirket için doğru yatırımlar ve çalışmalar yaparak bu günkü seviyesine ulaştıranın müvekkili olduğunu, davacının ise yurt dışında yaşadığını ve Türkiye'ye çok az gelip hemen döndüğünü, şirket işleri gayet muntazam ilerlerken ve şirketin mal varlığı ve dolayısıyla değeri 30.000.000,00 TL'ye ulaşmışken, davacının başkalarının kendileriyle ortaklık yapmaya zorlaması ve doğru olmayan bilgiler aktarmaları sebebiyle müvekkiline karşı her şeye karşı çıkarak bir baskı oluşturmaya başladığını, şirketin taahhüt ettiği bazı işlerin yerine getirilmesini ise önceden kararlaştırılmış ödemeleri yapmayarak engellemeye çalıştığını ve şirketi zora sokmaya başladığını, şu sıralar şirketin bu sebeple bazı inşaat çalışmalarını zorunlu olarak durdurduğunu, bu baskı kapsamında aralarında konuşarak toplam 30.000.000,00 TL değere ulaşan şirketin %10 hissesinin 3.000.000,00 TL yerine 300.000,00 TL' ye satılmasının düşünülemeyeceğini, Mersin 1. Noterliğinde limited şirket pay devrine ilişkin sözleşme yapıldığına dair beyanın doğru olduğunu ancak davacı iddiasının ve işlemin geçersiz olduğunu, çünkü davacının da bildiği üzere müvekkiline ait olan %10'luk şirket hissesinin 300 paya tekabül ettiğini, noter sözleşmesinin sadece 10 paya ilişkin olduğunu, şirketin %10 hissesini ifade etmediğini, aynı zamanda da geçersiz olması dolayısıyla hukuki değer taşımayan ve tamamlanmamış bir işlem olduğunu, davacının müvekkiline baskısının sonucu meydana getirilen ancak geçersiz sözleşme girişiminde bile davacının 10 pay karşılığı bedelini dahi müvekkilini ödeyeceğim diye güvendirerek noter çıkışında ödemediğini, müvekkilinin devrine razı olduğu 10 payının nakdi değerini ödemeden yurt dışına çıkan, maillerine cevap vermeyen Whatsaptan engelleyen davacının davasının haksız olduğunu, söz konusu devrin zaten şekil olarak geçersiz olduğunu, müvekkilinin halen görevin başında olup dev şirketin çalışmalarını yine tek başına yürütmeye devam ettiğini, yıllardır olduğu gibi davacının dayanaksız iddiasına karşı yine şirket çıkarı için çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı birleşen Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/196 E. sayılı dosyasında davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 595/1 hükmü uyarınca esas sermaye payının devrinin yazılı şekilde yapılması ve noterce onaylanması gerektiği, ayrıca müteakip 2. fıkra uyarınca şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğu, somut uyuşmazlıkta ortaklar şirket payının devri için kanunun aradığı şekil şartına uymakla birlikte genel kurulun onay kararının bulunmadığının görüldüğü ancak iki ortaklı olarak kurulabilen limited şirkette kararı alan ortaktan başka ortak bulunmadığından alınan bu kararın genel kurul kararı olarak alındığının kabulü gerektiği çünkü iki ortak dışında bu kararı onaylayacak başkaca bir genel kurul bulunmadığı, dolayısıyla ortada geçerli bir pay devri sözleşmesinin varlığının kabul edildiği, uyuşmazlık, pay devri sözleşmesinde geçen "10 pay" kavramının %10 payı mı yoksa 10 payı mı ifade ettiği noktasında toplandığı, Mersin 1. Noterliği'nin 12.01.2018 tarih 615 yevmiye nolu dava konusu sözleşmenin incelenmesinde resmi senetteki ifadenin "10 pay" olarak yer aldığı, bu ifadenin yüzde olarak satışın yapıldığına dair sözleşmede veyahut dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgeler ile şirket kayıtlarında ifade bulunmadığı, asıl ve birleşen davada davacının resmi senede karşı iddialarını usulüne uygun deliller ile ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, limited şirket hissesinin devredildiğinin tespit ve tesciline ilişkin eldeki davanın nispi harca tabi olduğu, yargılama sonucuna göre taraflar lehine de kabul ve ret oranına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, buna göre, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması karşısında, asıl davada davalı lehine dava konusu hisse bedeli üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davanın reddine, davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine hesaplanan 47.000,00 TL nispi vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak asıl davada davalı ...'ye verilmesine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket pay devrinin tespiti ve resen tescili talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Alt Mahkeme Zinciri
- bamAdana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi2021/1127 E.2024/1338 K.Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine, davalı lehine dava konusu hisse bedeli üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi
- ilk dereceMersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi2018/286 E.2021/70 K.Asıl ve birleşen davanın reddi
TTK Atıfları (2)
Diğer Mevzuat
6100 sayılı HMKHMK m. 355HMK m. 369/1HMK m. 371HMK m. 370/1HMK m. 372Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
Etiketler
- limited şirket
- pay devri
- resmi senet
- ispat yükü
- şekil şartı
- tescil
Bağlı TTK Maddeleri