TTK 60, 62: Kesinleşen Hükümsüzlük Kararına Rağmen Devam Eden Ambalaj Taklidinde Ceza Zamanaşımı ve Dönemsel Tazminat Hesabı Usulü
Hükümsüzlük ve haksız rekabetin tespiti kararına rağmen ambalaj taklidine devam edilmesi mütevali (temadi eden) haksız fiil niteliğinde olup, bu eylemler aynı zamanda haksız rekabet suçunu oluşturduğundan tazminat isteminde ceza zamanaşımı süresi uygulanmalı ve her takvim yılı için zarar ile faiz başlangıcı ayrı ayrı belirlenmelidir.
Davacı çikolata üreticisi, kesinleşen hükümsüzlük ve haksız rekabet kararına rağmen ürün ambalajlarının taklit edilerek kullanılmaya devam edildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. İlk derece ve bölge adliye mahkemeleri, eylemin devam etmesi nedeniyle zamanaşımının dolmadığını kabul edip dava tarihinden itibaren faiz işleterek davayı kısmen kabul etmiştir. Yargıtay ise haksız rekabet eyleminin aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin gözetilmesi gerektiğini, dava tarihinden geriye doğru her yıl için zararın ve faiz başlangıcının takvim yılı sonu esas alınarak ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2024/2412 E. , 2025/3085 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2503 Esas, 2024/291 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/42 E., 2019/570 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca davalı vekili ve katılma yoluyla duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 15.04.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ...yılında...'da kurulduğunu ve yoğun üretim, pazarlama ve tanıtım faaliyetleri neticesinde çikolata ve şekerleme sektöründe tüm dünyada tanınan, dünya çapında dördüncü büyük çikolata ve şekerleme üreticisi olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin "..." markalı ürün ambalajları aleyhine haksız rekabet teşkil eden "..." ibareli ürün ambalajları ile bunlara ilişkin tasarım tescillerinden müvekkilinin haberdar olması üzerine davalıya karşı İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2003/799 E. sayılı davanın açıldığını, dosyanın tescilli marka ve tasarımlara konu şekillerinden farklı olarak kullanılması sebebiyle müvekkilinin ürün ambalaj kompozisyonları aleyhine haksız rekabet yaratmış olduğuna dair verilen kararın kesinleştiğini, kesinleşmiş yargı kararına rağmen davalının "..." üçlü ürün ambalajlarını kullanmaya devam ettiğini, davalı eyleminin müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını, haksız rekabet yaratan ürünlerin satışının tespit edildiği en erken tarih olan 2003 yılından itibaren satışından elde ettiği kazanca göre tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davalı yanın müvekkilinin markaları ile iltibas yaratarak müvekkilinin yıllardır tüketicilere sunduğu ürünlerinin tüketici nezdinde ulaştığı bilinirlik, güven ve söz konusu ürünlerin kalitesinden haksız yarar sağlamak suretiyle gelir elde ettiğini, davalının haksız rekabet yaratan kullanımlarının müvekkilinin itibarına ve kişilik haklarına zarar verdiğini ileri sürerek davalının "..." ibareli üçlü ürün ambalajları ile, müvekkili aleyhine yarattığı haksız rekabet sebebiyle ilk tespit edilen kullanım tarihi olan 2003 yılından itibaren müvekkilinin davalıdan talep ve tahsile hakkı olduğu tazminat miktarının ayrı ayrı hesaplanmasına, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız rekabetin işlemeye başladığı tarihten itibaren, Merkez Bankası'nın Türk lirasına uygulamış olduğu senelik en yüksek mevzuat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini vergi öncesi net kâr dikkate alınarak 1.617.570,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi haksız rekabetin işlenmeye başlandığı tarihten itibaren, Merkez Bankası'nın Türk Lirasına uygulamış olduğu senelik en yüksek mevzuat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin çikolata sektöründe faaliyet gösterdiğini, ürünleri üzerinde kullanmak üzere ... tescil no.lu "... + şekil" ibareli markasını tescil ettirdiğini, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2003/799 E. sayılı dosyada müvekkili markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, kararın kesinleşme tarihine kadar koruma sağladığını, davanın 31.07.2003 tarihinde açıldığını ve "tescile dayalı kullanım halinde tescil sahibi bundan yararlanır" ilkesi dikkate alınmaksızın inceleme yapıldığını, kararda müvekkili şirketin markasının tescilli olmasının göz önünde bulundurulmadığını, tescile dayalı kullanımın hukuka aykırı olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkilinin tescile dayalı marka hakkı mevcut olduğunu, davacının marka ve tasarım haklarını ihlal etmediğini, davacı şirketin tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının davaya dayanak yaptığı davası ile birlikte veya sonrasında tazminat talepli dava açma seçenekleri mevcut olmasına karşın bu haklarını süresi içinde kullanmadığını, davacının fiili kaybı ve uğradığını beyan ettiği zararların ispata muhtaç olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kullanımlarının tescil dışı kullanımdan kaynaklı olduğu ve haksız rekabet yarattığı, davalının yargılamaya konu ürün ambalajını kullanmaya devam ettiği dikkate alındığında zamanaşımı süresinin işlemediği dolayısıyla davalının zamanaşımı iddiasının ve dava öncesi son bir yıllık zarar hesaplaması yapılması gerektiğine yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, dayanak kararın kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin hesaplamanın, kullanımın devam ettiği tespiti ve kesinleşen emsal karar gereği yerinde olduğu, talebe konu zararın net bir şekilde tespitini izahı yapılan gerekçelerle mümkün değil ise de mali inceleme sonrası mamül stok hareketleri üzerinden hesaplanan vergi sonrası net kârın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50. maddesi dikkate alındığında hakkaniyete uygun düşeceği gerekçesiyle davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 1.406.713,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat davasının kabulü ile; 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında daha önce görülen davada, davalının ... tescil no.lu markasının hükümsüzlük kararı ve "..." markalı ürünlerinin tescilli marka ve tasarımlara konu şekillerden farklı kullanılması sebebiyle davacının "..." ürün ambalaj kompozisyonu aleyhine haksız rekabet yaratmakta olduğuna dair kararın kesinleştiği, iş bu davanın dayanağının da bu karar olduğu, davacı tarafın davada, davalı ürün ambalajının müvekkilinin ürün ambalajının taklidi olduğunu ileri sürdüğü, yapılan yargılama neticesinde davacı ürününün piyasaya sunum şekli, ürün ambalajının davalı tarafça taklit edildiği, taraflar arasında görülen davada verilen ve kesinleşen mahkeme kararına rağmen davalı tarafça kullanıma devam edildiği, davalıya ait dosyaya sunulan kasa fişinden, davaya konu ürün ambalajını kullanmaya devam ettiğinin belirlendiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 60. ve TBK'nın 56. maddeler gereğince zamanaşımı süresinin dolmadığı, mahkemece yazılı gerekçelerle TBK'nın 50. maddeye göre tazminatın belirlenmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden avans faizi işletilmesinin yerinde görüldüğü, tazminatın başlangıcı haksız fiil tarihi ise de, dava tarihine kadarki haksız eylem yönünden tazminat hesabı yapıldığından, mahkemece dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de usul ve yasaya uygun görüldüğü, davacı vekilinin faizin başlangıç tarihi ile maddi ve manevi tazminat miktarına yönelik aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Davacı taraf dava dilekçesinde; davalının "..." ibareli üçlü ürün ambalajları ile haksız rekabet yarattığını da ileri sürerek ilk tespit edilen haksız kullanım tarihi olan 2003 yılından itibaren maddi tazminat talep etmiştir. İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2003/799 E. sayılı kararı ile davalıya ait ... no.lu "...+şekil" marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03.07.2009 tarih 2007/12056 E. 2009/8227 K. sayılı kararı ile temyiz itirazlarının reddedildiği ve 12.02.2010 tarih ve 2009/14114 E. 2010/1609 K. sayılı kararı ile karar düzeltme talebi de reddedilerek 12.02.2010 tarihi itibariyle mahkeme kararının kesinleştiği, markanın hükümsüzlüğü kararı kesinleşmiş olmasına rağmen davalının markayı kullanmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Davacı, devam eden haksız rekabet eylemleri için tazminat talebinde bulunmuştur. Davaya dayanak ilk dava 31.07.2003 tarihinde açılmış, 12.02.2010 tarihinde kesinleşmiştir. İşbu dava ise 19.02.2016 tarihinde açılmış olup, davalı tarafça talep edilen tazminatla ilgili olarak dava tarihi itibariyle zamanaşımının dolduğu itirazında bulunmuş ise de, tazminat talebinin kesinleşmiş mahkeme kararına dayalı olduğu, zamanaşımının, davacının zarar verenle birlikte zararı öğrenmesinden itibaren başlayacağı, davalının eylemlerinin aynı zamanda markaya tecavüz suçu oluşturmasından dolayı TTK'nın 62. maddesi de dikkate alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, bu sebeple davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, davacının tazminat talebi yönünden dava tarihinden geriye doğru 10 yıllık süre için hesaplama yapılması doğru olmadığı gibi, dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin de doğru olmadığı anlaşılmakla, devam eden haksız kullanımlarla ilgili davacının zararının 8 yıllık zamanaşımı süresi de gözetilerek dava tarihinden geriye doğru her yıl için ayrı ayrı tespiti ile her yıl için işleyecek avans faizinin başlangıç tarihinin de yine her takvim yılının son günü olarak belirlenmesi gerektiğinden, bu yönüyle yerinde bulunmayan mahkeme kararının taraflar yararına bozulması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin her bir yandan alınarak yekdiğerine verilmesine. peşin alının temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi2020/2503 E.2024/291 K.Tarafların istinaf başvurularının usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle esastan reddine
- ilk dereceİstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi2016/42 E.2019/570 K.Maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.406.713,00 TL'nin, manevi tazminat davasının kabulü ile 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline
- m. 60· BAM: Haksız rekabetten doğan davalardaki zamanaşımı süresinin dolmadığını gerekçelendirirken bu maddeyi zikretmiştir.
- m. 62· Yargıtay: Davalının ambalaj taklidi ve tescilsiz kullanım eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet suçu teşkil etmesi nedeniyle, ceza zamanaşımı süresi olan 8 yıllık sürenin tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
- haksız rekabet
- ambalaj taklidi
- markanın hükümsüzlüğü
- ceza zamanaşımı
- maddi tazminat
- manevi tazminat
- avans faizi