TTK 614, 638, 641: Limited Şirkette Sürekli Zarar ve Borca Batıklığın Ortaklıktan Çıkma İçin Haklı Neden Oluşturmaması ve Kâr Dağıtım Kararı Olmaksızın Kâr Payı Talep Edilemeyeceği
Limited şirketin kâr elde edemeyip zarar etmesi veya borca batık durumda bulunması tek başına ortaklıktan çıkma için haklı neden teşkil etmediği gibi, genel kurul tarafından alınmış geçerli bir kâr dağıtım kararı bulunmaksızın kâr payı talep edilemez.
Davacı ortak, şirketten dışlandığı, bilgi edinmesinin engellendiği ve kâr payı ödenmediği iddialarıyla kâr payı tahsili ile haklı nedene dayalı ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi talebiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesi, davacının karar defterlerinde imzalarının bulunduğunu, şirketin kurulduğundan beri zarar ettiğini ve borca batık olduğunu, kâr dağıtım kararı olmadığını saptayarak davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu hukuki değerlendirmeleri yerinde bularak yerel mahkeme kararını onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/2234 E. , 2025/705 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1692 Esas, 2023/1472 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/1100 E., 2019/1078 K. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.11.2010 tarihinde ortak olduğundan bu yana şirketin elde ettiği kârdan kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi şirketin toplantılarına da çağrılmadığını, şirketle ilgili hiçbir şekilde kendisine bilgi verilmediğini, fiili olarak şirketten dışlandığını, şirketin gelir ve giderleri hakkında cevap ve bilgi verilmediğini, diğer ortaklar ve bilhassa şirket yetkilisi tarafından şirketin dışında tutulduğunu, şirket ana sözleşmesinde kârın dağıtılacağı düzenlenmesine rağmen kâr dağıtılmadığını, keşide ettiği ihtarın sonuçsuz kaldığını, belirtilen nedenlerle diğer şirket ortakları ile de arasının açıldığını ileri sürerek ortak olduğundan bu yana ödenmeyen kâr payına karşılık olarak şimdilik 500,00 TL'nin her yıl sonundan itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile müvekkiline ödenmesine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 638. maddesi uyarınca müvekkilinin davalı şirketin ortaklığından çıkmasına, 6102 sayılı TTK'nın 641. maddesi uyarınca ayrılma akçesinden şimdilik 500,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının şirket ortağı olduğu tarihten sonra sadece davacıya değil şirketin diğer ortaklarına da herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının, şirketin bütün kararlarında ve karar defterindeki tutanaklar altında şirkete ilişkin işlemlerde imzasının bulunduğunu, bilgi sahibi de olduğunu, davacının şirketle ilgili bütün işlemlere katıldığını, karar defteri altında imzasının bulunduğu gibi davacıya en son 28.04.2014 tarihinde iadeli taahhütlü olarak gönderilen davette de 15.05.2014 tarihinde şirket faaliyetlerine ilişkin genel gider hesaplarının değerlendirilmesine ilişkin olarak yapılacak genel kurula katılımı talep edilmiş olmasına rağmen söz konusu mektubun alınmayıp iade edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ana sözleşmesinin Kârın Tevzi başlıklı 11. maddesinde; şirketin safi kardan her sene evvela %5 ihtiyat akçesi ayrılacağı, kalan kârın pay sahiplerine ödenmiş sermaye üzerinden payları nispetinde ödeneceğinin düzenlendiği, bu madde uyarınca davalı şirket tarafından kâr payı dağıtılması için öncelikle kâr elde edilmesinin gerektiği, alınan bilirkişi raporlarında davalı şirketin kurulduğu tarihten itibaren 2012 yılı dışında zarar ettiği, halihazırda borca batık durumda olduğunun tespit edildiği, bu nedenle davacının kâr payı talep edemeyeceği davalı tarafça sunulan yönetimle ilgili tüm kararlarda davacının imzasının olduğu, davacının davalı şirkete gönderdiği ihtarnameye cevaben dilediğinde şirkette inceleme yapabileceğinin, bilgi alabileceğinin bildirildiği, bu ihtarnameden sonra davacı tarafından şirkete gidilerek inceleme yapılmak istemesine rağmen engel olunduğuna dair bir delil sunulmadığı, şirketin zarar etmesinin tek başına ortaklıktan çıkmak için haklı neden teşkil etmeyeceği, davalı şirket tarafından hiçbir ortağa kâr payı ödenmediği, davacının ortaklıktan çıkarılmasını gerektirir haklı sebeplerin oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı TTK'nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614. maddesinde bilgi alma hakkının ne şekilde kullanılacağı belirtilmiş olmasına rağmen davacının bu konuda yasal yollara başvurmadığının anlaşıldığı, davacının davalı şirketin işleri ve hesapları hakkında bilgi talep ettiğinin ve belirli konularda inceleme yapmasının engellendiğinin ispatlanamadığı, kâr payı talebi bakımından alınan bilirkişi raporlarında davalı şirketin kurulduğu tarihten itibaren 2012 yılı dışında zarar ettiği, kâr elde edemediği, halihazırda borca batık durumda olduğunun tespit edilmesi karşısında bu talebin reddine karar vermesinde de isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının ortak olduğu tarihten dava tarihine kadar ödenmeyen kâr payının ödenmesi ve çıkma payı ödenerek haklı nedene dayalı olarak ortaklıktan çıkmasına kararı verilmesi isteminden ibarettir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve davalı şirket genel kurullarında kâr dağıtımına ilişkin karar da alınmamış olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi2020/1692 E.2023/1472 K.Esastan ret
- ilk dereceİstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi2014/1100 E.2019/1078 K.Davanın reddi
- m. 614· BAM: Davacının şirketin hesapları hakkında bilgi alamadığı ve dışlandığı iddiasına karşı, madde kapsamında düzenlenen bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin yasal yollara başvurmadığı gerekçesiyle uygulanmıştır.
- m. 638· İlk derece ve BAM: Davacının limited şirketten haklı nedenle çıkma talebi doğrultusunda, şirketin zarar etmesi ve borca batık olmasının tek başına haklı neden teşkil edip etmeyeceği yönünden incelenmiştir.
- m. 641· İlk derece: Davacının ortaklıktan çıkma talebine bağlı olarak ileri sürdüğü ayrılma akçesi talebinin hukuki temeli olarak değerlendirilmiştir.
- limited şirket
- ortaklıktan çıkma
- haklı neden
- kâr payı
- ayrılma akçesi
- bilgi alma hakkı
- borca batıklık