TTK 614, 638: Limited Şirkette Kötü Yönetim ve Kâr Dağıtımı Yetersizliği İddialarına Dayalı Haklı Nedenle Ortaklıktan Çıkma Talebi
Limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma davasında, şirketin süreklilik arz eden bir kârlılığının bulunmaması ve borca batık olması durumunda kâr payı dağıtılmaması ile yöneticilerin kötü yönetimine dair iddialar ortaklıktan çıkma için haklı sebep oluşturmaz.
Davacı, hissedarı olduğu limited şirkette hakim ortakların şirketi kötü yönettiğini, kâr payı dağıtmadığını, bilgi alma hakkını engellediğini ve hileli işlemlerle başka bir firmaya kaynak aktardığını ileri sürerek haklı nedenle ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi talebinde bulunmuştur. İlk derece ve bölge adliye mahkemeleri, iddia edilen usulsüz para akışının bulunmadığını, şirketin zarar ettiğini ve kötü yönetim iddialarının ancak bir sorumluluk davasına konu edilebileceğini belirterek davayı reddetmiş; bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/6744 E. , 2025/4464 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1910 Esas, 2024/2084 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2021/357 E., 2024/283 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı ...'nin %15 hisse ile ortağı olduğunu, davalı şirketin, 19.02.1993 tarihinde .. Ticaret Sicili Müdürlüğüne yapılan tescil ile kurulduğunu, şirketin ana sözleşmesinin 02.03.1993 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilân edildiğini, şirketin, 50.000,00 TL kuruluş sermayesi ile dava dışı ... ile ... kardeşlerin ortaklığında, bir aile şirketi olarak ticari yaşamına başladığını, davalı şirket ortaklarından dava dışı ... ...'ün şirketin kurucu ortaklarının ve aynı zamanda müvekkilinin kardeşi olduğunu, ... ...'ün, hissedar ...'ün şirketteki %50 hissesini, 1997 yılında devralarak şirketin hissedarı haline geldiğini, müvekkilinin 2006 yılında hisse satın almak suretiyle şirketin hissedarı olduğunu, ... ...'ün eşi ... ...'ün ise hissedar ...'ün şirketteki hissesini 2007 tarihinde satın aldığını ve şirketin hissedarı haline geldiğini, hissedar ... ...'ün, 2009 yılında bir başka hissedarın da hissesini satın aldığını, şirkette sahip olduğu hisse miktarını artırdığını, bu hisse devirlerine ek olarak 2009 yılında alınan karar ile, hissedar ...'ın 20 yıl süre ile şirket müdürü olarak belirlendiğini, davalı şirketin kurulduğu tarihten bu yana ... isimli restoranı işlettiğini, söz konusu restoranın 13 salondan oluşan ve aynı anda 1.000 kişiye hizmet verecek büyüklükte bir işletme olduğunu, söz konusu restoranın, şirketin kuruluşundan bu yana davacının da üyesi olduğu aile tarafından yönetildiğini, ilk başlarda sorunsuz şekilde işletilen restoranın işleyişinde zamanla birtakım sıkıntılar görülmeye başlandığını, bu sıkıntıların en önemli nedeninin ise şirket hisselerinin belirli çoğunluğunun hissedar ... ve eşinde toplanması olduğunu, ... ve eşi ...'nın, zaman içinde şirketin hakim ortağı haline geldiğini, şirketteki birçok işi davacı müvekkil ve diğer ortaklara danışmadan yapmaya başladıklarını, dava dışı ...'ın 2009 yılında 20 yıl süre ile müdür olarak belirlenmiş olmasının da diğer hissedarlara danışmaksızın ve denetimden uzak işleyişi kolaylaştırdığını, 2013 yılından bu yana şirkette herhangi bir genel kurul toplantısı yapılmadığını, müvekkiline, şirketin işleyişi hakkında bilgi verilmediğini, müvekkilinin şirketin ne durumda olduğu hususunda kendisine bilgi verilmesini istediğini, taleplerinin ... tarafından reddedildiğini, restorana her gidişinde ...'ın ve ...'ın eşi ...'nın kötü sözlerine ve davranışlarına maruz kaldığını, ...'ın, müvekkilinin sorularını yanıtlaması gerekli iken, bundan kaçındığını ve müvekkiline "Senin kaç liralık hissen var da hesap soruyorsun!" dediğini, müvekkilinin ...'ın ve ...'nın birtakım kişisel menfaatler ile şirketin kâr ve zararında muvazaalı/hileli tasarruflarda bulunduğunu öğrendiğini, tüm bu sıkıntıların nedeninin ise hissedar ... ve eşi ...'nın "... Turizm Otelcilik Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi" isimli bir şirketi kurmuş olmaları olduğunu, söz konusu şirketin 2012 yılının Nisan ayı içinde, 2591 sicil numarası ile ... Ticaret Sicili Müdürlüğüne yapılan tescil ile kurulduğunu, şirketin ana sözleşmesinin 26.04.2012 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilân edildiğini, 2014 tarihinde hissedar ...'ın, şirketteki hissesinin tamamını oğlu ... ...'e, hissedar ...'nın ise yine aynı tarihte hissesinin tamamını kızı ... ...'e devrettiğini, şirketin kuruluşundan itibaren bir süre daha yetkili sıfatıyla şirketi idare eden ...'ın, sonradan müdürlük görevini kızı ...'e bıraktığını, ... Turizm Otelcilik Ltd. Şti'nin kurulması ile davacı müvekkilin davalı şirketten dışlanması ve davalı şirketin kâr payını dağıtmamaya başladığı dönemin aynı tarihlere isabet ettiğini, dava dışı ... ve eşi ...'nın davalı şirketteki müdürlük yetkilerini kötüye kullandığını, davalı şirketin elde ettiği kazancı ve net kârı gizleyip kağıt üzerinde şirketi zarar ediyormuş gibi gösterdiklerini, bu suretle ... Şirketinden elde edilen ve muhasebeleştirilmeyen kazancın ... şirketinin ticari işlerinde finans kaynağı yapıldığını, bu şekilde muvazaalı işlem yapılmasının, ... ve ...'nın kızları ...'in davalı şirkette muhasebe işlerini yürütüyor olmasında da kolaylık sağladığını, ... ve ...'nın davalı şirketteki çalışması dışında başkaca bir işi, gelir kaynağı ya da kazancı bulunmadığını, yıllardır sürekli tekrarlanan olaylardan ötürü müvekkilinin, müdür olan ...'a ve eşine olan güveninin sarsıldığını, müvekkili açısından ortaklığının devamının çekilmez bir duruma ulaştığını, davalı şirketin ana sözleşmesinde, hissedarlara ortaklıktan çıkma konusunda bir hak tanınmadığını, buna ilişkin bir rejim öngörülmediğini, müvekkilinin söz konusu maddede belirtilen "haklı neden" kapsamında, ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini istediğini, müvekkili açısından haklı nedenin fazlası ile oluştuğunu, müvekkilinin, davalı şirketteki ortaklıktan çıkma talebinin yanında, şirketteki hissesinin TL karşılığını da talep ettiğini ileri sürerek müvekkilinin şirketten çıkma talebinin kabulü ile birlikte 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 642. maddesi ve devamı hükümleri gereğince, müvekkilin davalı şirketteki esas sermaye payının gerçek değerine uyan şimdilik 1.000,00 TL ayrılma akçesinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin 1993 yılında ticari hayatına başlamadığını, davalı şirketin limited şirkete dönüşmeden önce "... Restoran" adıyla ... ilçesinde 1988 yılında ... ... tarafından bölgeye gelmesinden hemen sonra kurulduğunu ve ticari hayatına adım attığını, o dönem için işletmenin, ... ve ... ... tarafından işletilerek faaliyetlerine devam ettiğini, ticari işletmenin bir aile şirketi olarak kurulmuş olduğunu, ... Restoran'ın, ... ...'ün öngörüleri doğrultusunda 1993 yılında şirketleşerek bugünkü unvanına kavuştuğunu, şirketin ilk kuruluş anında ... ve ...'ün %50-50 oranında şirket ortağı durumunda olduklarını, ... ...'ün işletmenin şirketleşmesinin ilk anında, şirketin tüm işleriyle birebir fiilen kendisinin ilgilendiğini, her türlü işlerinde de yetkili olarak şirketi temsilde yetkili olduğunu, 28.05.1997 tarihli karar ile de ...'ün %50 hissesinin tamamını ... ...'e devrettiğini, 1997 yılında ise şirketin sermaye artırımına gittiğini, 2004 yılına gelindiğinde 1997 yılında alınan kararın yürürlüğe konularak ...'ta tüzel kişiliğin üzerine alınan arsa üzerine turistik tesis yapılması hususu ile anılan yerde şube açılmasına dair kararın icrasına geçildiğini, şirketin kurulduğu andan itibaren ...'ta faaliyet göstermesinin mümkün olmadığını, 2005 yılında da şirket merkezinin ...'a alındığını, 2005 yılında tadilat tasarısının onaylanarak şirketin sermaye arttırımına gittiğini, ... ve ... ...'ün %50-50 ortak konumda olduklarını, 2006 yılında hissedar ...'ün hissesinin bir kısmını, ... . ..., ...'e devrettiğini, temlik işlemleri yapıldıktan sonra ... ...,... ... ve ...'ün ortaklar kurulunu oluşturduklarını, 2007 yılında tekrardan hisse devri gerçekleştiğini, hissedar ...'ün hissesini şirket dışından ... ...'e devrettiğini, 2009 yılında alınan bir karar ile, şirket ortaklarından ... ...'ün ... İcra Müdürlüğünün 2008/791 Esas sayılı dosyasında şirketteki hissesinin haczedilmesi sebebiyle; anılan borcun ... ... tarafından kapatıldığını, şirket ortağı ... ...'ün hissesini ... ...'e devrettiğini, aynı yıl içerinde bir hisse devri daha yapıldığını, ... ...'ün hissesinin yarısını ... ...'e devrettiğini, 2011 yılında ise zorunlu olarak hisse değişikliğine gidildiğini, hissedar ... ...'ün vefatı nedeniyle yasal mirasçılarının şirkete hissedar olarak katıldığını, şirket merkezinin de 19.01.2015 tarihli alınan karar gereğince ...'a alındığını, alınan her kararda davacı ... ...'ün imzası ve bilgisinin bulunduğunu, şirketteki hisse değişikliklerinin iddia edildiği ... ... ve ... ...'ün şirket hisselerini kendilerinde toplanması gayretinde olmadığını, hisse devirlerinin tamamında alınan kararların altında davacının her daim imzasının bulunduğunu, davacının haklı sebeple ortaklıktan çıkma hakkı hali doğmadığı için ayrılma akçesi talebinin hukuken mümkün olmadığını, ayrılma akçesine faiz istenemeyeceğini, bu nedenlerle haksız açılan şirket ortaklığından çıkma talebinin reddine, talep edilen ayrılma akçesinin dava tarihinden itibaren işletecek faiz talebi de dahil olmak üzere tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi aracılığıyla şirketin ticari kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme ve keşif sonucunda, davalı şirketin kaydi tutarlar üzerinden öz varlık değerinin -1.254.342,16TL olduğu, buna karşılık şirket taşınmazlarının değerinin 14.183.575,33 TL olduğu, dava dışı ... Turizm Otelcilik Tic. ve San. Ltd. Şti.'ne davalı şirketten her hangi bir para akışının olmadığının tespit edildiği, tanık beyanları ile de davacının hisse devirlerinde ve alınan kararlarda davacının imzası ve bilgisinin olduğu, şirketin faal durumda olduğu, davacının şirketle ilgilenmesine dair her hangi bir engelin bulunmadığı, tüm bu sebepler ile davacının, davalı şirketten ayrılmak için haklı sebebinin bulunduğuna kanaat edinilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması", "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması", "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi", "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması", "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve "pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması" şirketin feshi açısından örnek olacak şekilde haklı sebep olarak sayıldığı, her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığının durumun özelliğine göre ortaklığın yapısı gözetilerek takdir edilmesi gerektiği, limited şirketin, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe sahip olduğu, bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerin de haklı sebep olarak ileri sürülebileceği, öte yandan limited şirketin feshine ilişkin açılan bu davada haklı sebeplerin varlığının tespiti ile birlikte haklı sebeplerin davacıdan kaynaklanmadığının da tespiti gerektiği, davacının bilgi alma ve defterleri inceleme hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasında bulunmuş ise de, davacının 6102 sayılı TTK'nın 614. maddesinde düzenlenen haklarını kullanabileceği, ancak davacının TTK hükümlerine ve ana sözleşmeye göre bilgilendirme ve genel kurul toplantısı yapılması gibi şirkete karşı haklarını kullanmadığı gibi, dava yoluna da gitmediği, kaldı ki dinlenen tanıklar davacının sık sık restorana geldiğini, restoranda durduğunu, servise ve mutfak işlerine yardım ettiğini bildirmeleri karşısında davacının bilgi alma ve defterleri inceleme hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasını ispat edemediği, davacı ... şirketin kâr payı da dağıtmadığını, şirketten elde edilen ve muhasebeleştirilmeyen kazancın ... şirketinin ticari işlerinde finans kaynağı haline getirildiğini iddia etmiş olup dosyada aldırılan 16.12.2023 tarihli rapora göre, defter kayıtlarında ... Turizm Otelcilik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... arasında para akışı olmadığı, şirketin 2017 yılında kar ettiği, davanın açıldığı 2021 yılında ve diğer yıllarda zarar ettiği halen borca batık durumda olduğu, uzun süreli kâr payı ödenmemesinin çıkma sebebi oluşturacağı ancak davalı şirketin yıllar itibariyle bilançolar incelendiğinde bu şekildeki uzun süreli ve devam eden kârlılığının bulunmadığı, davacının iddialarının daha çok davalı şirketin yöneticisi ...'ın sorumluluğuna ilişkin hususlar olduğu, eldeki davanın konusunun sorumluluk davası niteliğinde bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu (Yargıtay 11. H.D 25.06.2024 tarih, 2023/2638 E. ve 2024/5189 K.) gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, 6102 sayılı TTK’nın 638/2. maddesi gereğince davacı ortağın haklı nedene dayalı limited şirketten çıkmasına karar verilmesi ile ayrılma akçesi istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi2024/1910 E.2024/2084 K.Esastan ret
- ilk derece... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)2021/357 E.2024/283 K.Davanın reddine
- m. 638/ (2)· Yargıtay ve BAM: Davacının ortaklıktan haklı nedenle çıkma ve ayrılma akçesi talepleri TTK 638/2 kapsamında incelenmiştir.
- m. 614· BAM: Davacının bilgi alma ve defterleri inceleme hakkının ihlal edildiği iddiası, TTK 614 maddesindeki kanuni yollara başvurulmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
- limited şirket
- ortaklıktan çıkma
- haklı neden
- ayrılma akçesi
- kâr payı
- bilgi alma hakkı
- sorumluluk davası