TTK 616, 636: Limited Şirkette Ortaklıktan Çıkarma İçin Genel Kurul Kararı Şartı ve Haklı Nedenle Fesih
Limited şirketlerde, ana sözleşmede aksine bir düzenleme bulunmadıkça, bir ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması için genel kurul kararı alınması zorunludur; diğer yandan salt ortaklar arası anlaşmazlık ve diğer ortağın yetkisiz tasarrufu iddiaları, yeterli ispat bulunmadıkça şirketin haklı nedenle feshi sonucunu doğurmaz.
Asıl davada %50 paya sahip ortak, diğer ortağın kötü yönetimi ve kamu borçları nedeniyle limited şirketin haklı nedenle feshini talep etmiş; birleşen davada ise davalı şirket, asıl davanın davacısının ortaklıktan çıkarılmasını istemiştir. İlk derece mahkemesi, asıl davada haklı fesih nedenlerinin ispatlanamadığına, birleşen davada ise çıkarma işlemi için yasal şart olan genel kurul kararının ibraz edilmediğine hükmederek iki davayı da reddetmiş, karar BAM ve Yargıtay çoğunluğunca onanmıştır. Yargıtay muhalefet şerhinde ise şirketin borca batıklığı ve güven ilişkisinin çökmesi sebebiyle fesih koşullarının oluştuğu savunulmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2024/6880 E. , 2025/6047 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1674 Esas, 2024/1983 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/282 E., 2023/203 K. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.10.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile müdahil vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirkette dava dışı ... ile yarı yarıya hissedar ve müştereken temsile yetkili olduklarını, diğer ortağın ortak olma sorumluluğu ile bağdaşmayan eylemleri sebebiyle şirketin, borç ödemekten acze düştüğünü, şirketin taahhüdünde devam eden kat karşılığı inşaat sözleşmesinin sermaye yokluğu sebebiyle gereklerinin yerine getirilemediğini, gerek şirketin gerekse ortakların sermayesinin bulunmadığını, dava dışı ortağın bu şekilde üçüncü kişileri mağdur ettiğini, şirketin kamu borçlarının bulunduğunu, diğer ortağın bu şekilde tek başına yaptığı yetkisiz tasarruflar nedeniyle piyasada şirketin itibarı kalmadığını, diğer ortağın bu tavırlarının ortaklık ilişkisini çekilmez hale getirdiğini, genel kurulun kanundaki usule aykırı olarak toplantıya çağrılmasının dahi tek başına fesih için haklı sebep olduğunu ileri sürerek davalı şirketin haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde; davalının haklı sebebe dayanılarak şirket ortaklığından çıkarılması/ortaklık payının tasfiyesine karar verilmesini istemiştir. 3. Müdahale talep eden vekili ... müdahale dilekçesinde; şirket yanında müdahale talebinde bulunmuştur. II. CEVAP 1. Davalı şirket asıl davada cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden bilirkişi raporlarında dava konusu şirketin ortaklardan ... tarafından kötü yönetildiğine ilişkin bir tespit bulunmadığı, asıl davada davacının haklı nedenle şirketin feshi gerektiğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, iddia edildiği üzere dava dışı ortağın tek başına şirketi genel kurulu toplantısına çağırmasının, toplantı gündemini ve tarihini belirlemesinin haklı nedenle fesih sebebi teşkil etmeyeceği; birleşen dava yönünden ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 616/1-h, 616/2-f hükümlerine göre davacının genel kurul kararı olmaksızın tek başına diğer ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilmesini isteyemeyeceği, şirket sözleşmesinde bu hususta düzenleme bulunmadığı, TTK'nın 640. maddenin de uygulanamayacağı, davacı tarafa bu hususta genel kurul kararını sunması için kesin süre verilmesine rağmen bu belge sunulmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesi ile asıl davanın reddine, birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili ile asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece her ne kadar müdahale talebinde bulunan ...'in talebi asıl davaya asli müdahale olarak değerlendirilmiş ise de; ...'in davalı şirket yanında yer alan fer'i müdahil olduğu, Mahkeme tarafından verilen kararın asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı şirket tarafından istinaf edilmediği, bu hali ile müdahale talebinde bulunan ...'in tek başına kararı istinaf hakkının bulunmadığı, asıl dava yönünden şirketin feshi için haklı nedenlerin ispatlanamadığı gerekçesi ile müdahale talebinde bulunan ... vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, şirketin fesih ve tasfiyesi, birleşen dava şirket ortaklığından çıkarılma taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalıya yükletilmesine, 09.10.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Asıl dava, şirketin feshi, birleşen dava şirket ortağının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkindir. Asıl davayı % 50 paya sahip şirketin iki ortağından biri açmıştır. Birleşen davayı ise, asıl davanın davalısı şirket, asıl davayı açan ortağa karşı ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin açmıştır. Her iki davayı İlk Derece Mahkemesi reddetmiş, İstinaf Mahkemesi de istinaf istemini esastan reddetmiştir. Sayın Daire çoğunluğu ile görüş ayrılığı asıl davada davalı şirketin fesih koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. maddesi gereğince, "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." Dosya içinde bulunan bilirkişi raporu ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, şirketin öz kaynaklarının borçlarını karşılamadığı, şirketin borca batık olduğu, iki ortaklı şirkette ortaklar arasında güven bağının zedelendiği, şirket varlığının devamında ortaklar açısından ekonomik bir kazanç getirmeyeceği yadsınamaz bir durumdur. Dairemiz istikrarlı uygulamasında; yasada haklı nedenler açıkça belirtilmemiş ise de, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelik, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde, haklı nedenin oluştuğu kabul edilmektedir. Yasal düzenleme ve Daire uygulamaları ile somut dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde asıl davada davalı şirketin fesih koşulları oluştuğu görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmamaktayım. Fesih koşulları oluşan şirket dikkate alınarak asıl ve birleşen davanın değerlendirilip karar verilmesi gerekeceğinden sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.
- bamSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi2023/1674 E.2024/1983 K.Müdahil vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine
- ilk dereceOrdu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi2020/282 E.2023/203 K.Asıl davanın reddine, birleşen davanın usulden reddine
- m. 616/ (1)· İlk derece: Genel kurul kararı olmaksızın bir ortağın şirketten çıkarılmasının talep edilemeyeceği bağlamında fıkra (h) uygulanarak birleşen dava reddedildi.
- m. 616/ (2)· İlk derece: Bir ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması kararının (f) bendi kapsamında genel kurula ait olduğu belirtildi.
- m. 640· İlk derece: Şirket sözleşmesinde düzenleme bulunmadığından ortaklıktan çıkarmada bu maddenin uygulanamayacağı tespit edildi.
- m. 636/ (3)· Yargıtay (Muhalefet Şerhi): Haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın şirketin feshini isteyebileceği ve somut olayda şirketin borca batıklığı dikkate alınarak asıl davanın kabulü gerektiği görüşünde zikredildi.
- limited şirket
- haklı nedenle fesih
- ortaklıktan çıkarma
- genel kurul kararı
- kötü yönetim
- muhalefet şerhi