TTK 617, 636: Borca Batık Limited Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarma Yerine Haklı Nedenle Fesih ve Tasfiye Koşulları
Borca batık olan ve aktif faaliyeti bulunmayan limited şirketlerde, ayrılan ortağa ödenecek pozitif bir çıkma payı bulunmadığından, ortaklıktan çıkarma yerine şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir.
Davacı ortak, limited şirketin müdürüne ulaşamadığını, genel kurulların yapılmadığını ve borçlar sebebiyle şahsi güven ilişkisinin kalmadığını ileri sürerek öncelikle ortaklıktan çıkarılmasını, aksi halde şirketin feshini talep etmiştir. Mahkeme, şirketin uzun süredir organsız ve borca batık olduğunu, ortakların faaliyeti devam ettirme iradesinin bulunmadığını tespit etmiştir. Şirketin borca batık olması nedeniyle davacıya ödenecek bir çıkma payı bulunmadığından, ortaklıktan çıkarma yerine haklı nedenle fesih ve tasfiye kararı verilmiş ve bu karar Yargıtayca onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/1681 E. , 2025/326 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/122 Esas, 2023/959 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1110 E., 2020/498 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirkete 10 yıl süre ile davalı ...'ın müdür olarak seçildiğini, müvekkilinin şirketin mali durumu ile ilgili bilgi almaya çalıştığını ancak davalılara ulaşamadığını, şirketin mali durumunu gösteren bilgi ve belgelerin hazır edilmesi hususunda noterden ihtarname gönderildiğini ancak ihtarnamenin şirketin adreste tanınmadığı gerekçesiyle bila tebliğ olduğunu, davacıya şirketteki ortaklığından dolayı bankalardan ihtarnamelerin gelmeye başladığını, şirkete ait teminat mektupları, çek karnelerini vb. borçların ödenmediğini, müvekkilinin şirketin ortağı olarak yok sayıldığını, taraflar arasında şahsi ve ticari güven kalmadığını ileri sürerek öncelikle davacının hisse değeri belirlenerek ortaklıktan ayrılmasına izin verilmesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 06.10.2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket müdürü olarak davalı ...'ın atandığını, şirketin iki ortaktan oluştuğunu, kararı davacının da imzaladığını, şirketin şu an gayri faal olduğunu ve 2001 tarihinden bu yana taahhüt işleri ihalesine girmediğini, davacının istediği zaman şirketin her türlü kayıtlarını incelemesinin mümkün olduğunu, davacıya bankalardan gelen ihtarların, kendisinin de imzası bulunan, kredi sözleşmesine göre verilen teminat mektubu ve çek karneleri ile ilgili olduğunu, davacının 15 yıl süre ile şirketle ilgilenmediğini, davalı şirketin şu an için herhangi bir işinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ortaklarının davacı ve davalı ... olduğu, şirkete 06.10.2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalı ...'ın müdür olarak atandığı, davalı şirketin en son 25.10.2010 tarihinde ortaklar kurulu kararının ilan edildiği, bu ilanın dışında başka bir ilanın yapılmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 617/1. hükmü uyarınca her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren 3 ay içinde olağan genel kurul toplantısının yapılmasının gerektiği, ancak davalı şirketin uzun zamandır olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı, şirket özvarlığının 518.993,07 TL olup şirketin borca batık olduğu, şirket ortaklarının şirketin faaliyetinin devam ettirilmesi konusunda istek ve gayretlerinin bulunmadığı, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığı, şirketin kuruluş amacını gerçekleştiremediği, şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacının ortaklıktan çıkarılmasının daha uygun bir çözüm yolu olarak görülmediği, 6102 sayılı TTK'nın 636. maddesinde belirtilen haklı sebeplerin bulunduğu, ancak şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik davada şirket dışındaki ortaklara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet nedeniyle reddine, davalı şirket hakkında açılan davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına, tasfiye memurunun görevinini kararın kesinleşmesinden itibaren başlamasına karar verilmiş, hüküm, davalı şirket vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yönünden haklı nedenle fesih davası açma koşullarının oluştuğu, bu aşamadan sonra tarafların birlikte davalı şirketi devam ettirmelerinin beklenemeyeceği, bilirkişi raporuna göre davalı şirketin borca batık olduğu, şirketin aktif faaliyetine son verildiği, pozitif bir tasfiye bakiyesinin olamayacağı, borca batık olan şirkette davacıya ödenecek bir çıkma payının olmaması nedeniyle davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin dosya kapsamı ve adalete uygun düşmeyeceği gerekçesiyle davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı ortağın haklı sebeple çıkma payı ödenerek şirketten çıkarılmasına, olmadığı takdirde davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 22.01.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamAdana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi2021/122 E.2023/959 K.Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi
- ilk dereceAdana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi2016/1110 E.2020/498 K.Davalı gerçek kişi hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine
- m. 617/ (1)· İlk derece: Davalı şirketin uzun zamandır olağan genel kurul toplantılarını yapmadığının tespitinde yasal dayanak olarak uygulanmıştır.
- m. 636/ (3)· İlk derece/BAM: Ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sarsılması, şirketin uzun süredir genel kurul yapmaması ve borca batık olması haklı sebep kabul edilmiş; borca batıklık nedeniyle pozitif bir çıkma payı ödenemeyeceğinden ortaklıktan çıkarma yerine fesih ve tasfiyeye hükmedilmiştir.
- limited şirket
- haklı nedenle fesih
- ortaklıktan çıkarma
- borca batıklık
- tasfiye
- genel kurul
- çıkma payı