TTK 636/3, 539/1: Limited Şirketin Haklı Nedenle Feshi, Alternatif Çözüm Koşulları ve Kâr Payı Dağıtım Esasları
Ortaklar arasındaki güven ilişkisinin temelinden zedelenmesi, şirket faaliyetlerinin kasıtlı olarak durdurulup başka bir aile şirketine yönlendirilmesi limited şirketin haklı nedenle feshi sebebidir ve tarafların şirketi devam ettirme iradesi yoksa alternatif çözümlere başvurulamaz.
Davacı %50 ortak, diğer ortağın şirket kaynaklarını usulsüz kullandığını, şirket faaliyetlerini eşi adına kurulan paralel bir firmaya yönlendirerek davalı şirketi gayrifaal hale getirdiğini ileri sürerek limited şirketin haklı nedenle feshini ve kâr payı alacağının tahsilini talep etmiştir. Mahkemeler, şirketin fiilen işlemez hale geldiğini ve güven ilişkisinin bittiğini tespit ederek şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermiş; genel kurulca alınmış bir kâr dağıtım kararı bulunmadığından kâr payı talebini reddetmiştir. Yargıtay, alt mahkeme kararlarını usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/134 E. , 2025/4648 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/867 Esas, 2024/1109 Karar vekili Avukat ... HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/864 E., 2021/755 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ...'ın, 1997 yılında kurulan davalı şirketin %50'şer ortağı olduğunu, şirket sermayesinin 2008 yılında 4.000.000,00 TL'ye çıkarıldığını, 12.01.2010 tarihli ortaklar toplantısında müvekkilinin 30 yıl süre ile şirket müdürü, ...'ın ise münferit ve müşterek imza ile geniş yetkili ticari temsilci olarak atandığını, 2010 yılından bu yana şirket işlerinin fiilen diğer ortak ve şirket yetkilisi ... tarafından idare edildiğini, şirketin 2010 - 2016 yıllarına ilişkin genel kurullarının yapılmadığını, bu yıllara ilişkin zorunlu kar payı dağıtımının da yapılmadığını, müvekkili şirket müdürü olmasına rağmen şirket yetkilisi olan diğer ortak ... tarafından davacıya bilgi verilmediğini, düzenlenen ihtarlara karşın defter ve kayıtlara erişiminin engellendiğini, şirkete mesai saatinde dahi girişinin engellendiğini, ...'ın davalı şirketle aynı alanda eşi ...adına 2017 yılında ... ... ... Ltd. Şti.(... ... ...) unvanlı şirketi kurdurduğunu ve davalı şirketin intifa hakkı sahibi olduğu taşınmaz üzerinde 5 yıl süreyle aylık 1.400,00 TL gibi çok düşük bir bedelle kiraya verdiğini, ... hakkında Cumhuriyet Savcılığına 2017/160671 sayılı dosyadan suç duyurusunda bulunulduğunu, ayrıca eşi ... ve davalı şirket hakkında da 2017/... sayılı dosyadan şikayette bulunulduğunu, şirketin ... ... Şubesindeki hesabından usulsüz şekilde paralar çekildiğini ve bu paralarla ne yapıldığının bilinmediğini, şirket hesaplarının diğer ortak tarafından şahsi hesabı gibi kullanıldığını, ...’ın kayın biraderi ... ile bu banka hesabı üzerinden ailesine haksız kazanç sağlandığını ve bu ilişkinin ticari değil naylon ilişki olduğunu, ...'ın başka şirketlere de fiktif faturalar düzenlettirerek davacının menfaatleri hilafına şirketi boşalttığını, davalı şirketin bağlı olduğu Vergi Dairesi'ne sunulan 2013, 2014 ve 2015 yılı vergi beyannamelerine göre gösterilen genel yönetim giderine göre şirket karının çok düşük olduğunu, ayrıca şirketin 2017 yılında zarar ettiğini, şirket merkezi ile şirkete ait mağaza katları tamamen boşaltılmış olduğunu, fiilen şirketin faaliyet göstermediğini ileri sürerek davalı şirketin haklı nedenlerle feshine, müvekkilinin sermaye payının gerçek değerinin ve ödenmeyen 2010-2011-2012-2013- 2014-2015-2016 yıllarına ait kar payı alacağının gerçek değerinin tespit edilmesine ve müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 2012 yılından itibaren aynı zamanda şirket ortağı ve kardeşi olan ...'a hasmane tutum aldığını, şirket faaliyetlerini engellemeye başladığını, davacının Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/687 E. sayılı dosyada ...'ın yetkilerinin sınırlandırılması davası açtığını, davacı ve ...'ın %50'şer ortak oldukları ve davacı tarafından yönetilen ... ... Ltd. Şti .(...) tarafından davalı şirkete siparişler verildiğini, ancak 2012 yılından itibaren bu siparişlerin verilmediğini, 2013 yılında ... ... tarafından ...'a 131.055,92 TL sipariş avansı gönderildiğini ancak karşılığında mal gönderilmediği gibi avansın da iade edilmediğini, bu tutarın her iki şirketin defterlerinde kayıtlı olduğunu, dolayısıyla davalı şirkete esas zarar verenin davacı olduğunu, ...'ın ... ...'nın müşteri portföyünü ...'a aktardığını, ayrıca yetkisini kullanarak 07.10.2015 tarihinde ... ...'nın .... Bankası .... şubesindeki hesabından ... hesabına 92.000,00 TL havale ettiğini, paranın sonrasında iade edilmediğini, ...'ın defterlerine de kayıt edilmediğini, davacının bu parayı şahsi işlerinde kullandığını, ... ...'nın 2015 yılı 8. ayında yapacağı ithalatı ...'ın bankaya verdiği 05.08.2015 tarihli dilekçeyle engellediğini, dilekçede malı gönderecek şirketin işyerinde sel felaketi olduğunu beyan ederek ithalat işleminin iptalini talep ettiğini oysa böyle bir sel olmadığını, ithalatın ...'ın çabasıyla gerçekleştirilebildiğini, ... ...'nın zararına olarak ...'ın ...'ın .. .. .. Bankası ... Şubesinden çektiği krediye 1.938.000,00 TL bedelle ... ...'yı kefil ettiğini, genel kurulların yapılmamasına davacının sebep olduğunu, şirket ana sözleşmesinin 11. maddesine göre kar payı dağıtım kararının %51 paya sahip ortaklarca alınması gerektiğini ve ...'ın tek başına bu kararı alamadığını, noter vasıtasıyla ihtarname keşide edilerek şirketin tüm defter ve belgelerine ulaşılabileceğinin ihtar edildiğini, davalı şirketin 6 katlı binasının tüm katlarının değil sadece 1 nolu bölümünün kiralandığını, aylık 1.400,00 TL kira bedelinin piyasa koşullarına uygun olduğunu, ...'ın aynı bölümü ... isimli kişiye 23.01.2017 tarihinde 1.000,00 TL bedelle kiraladığını, kiracının sonrasında taşınmazı boşalttığını, ...'un sahibi olduğu ... Tekstil şirketiyle ticaret yapılmasını davacının engellediğini, bu kişiye para gönderilmediğini ve bu şirketten para havalesi yapıldığını, şirketin zarar ettirildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, 2012, 2013, 2014 yıllarında şirketin kar ettiğini, 2017/3. dönemde de karlı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin şirket yetkilisi ...'ın eşi adına kurdurduğu ... ... ... lehine şirket faaliyetini bu şirkete yönlendirmesi, fiilen davalı şirketin faaliyetini sonlandırılması ve başka şirket aracılığıyla kendi faaliyetine devam etmesinin şirketin hakkı nedenle fesih sebebi olduğu, fiilen ...'de bulunan ... şirketinin davacı tarafından yönetildiği, taraflar arasında güven ilişkisi zedelendiğinden karşılıklı husumet doğuran ve fiilen şirketin zarara uğramasına sebep olan anlaşmazlıkların kardeş olan davacı ve dava dışı şirket yetkilisi arasında yaşandığı, her iki tarafın da şirketi zarar uğratmama ve şirket menfaatlerini gözetme sorumlulukları olmakla birlikte davalı şirket fiili yöneticisinin dosyaya yansıyan eylemlerinin şirketi işlemez hale getirdiğinin anlaşılması sebebiyle davacının fesih tasfiye talebinin bu aşamada en uygun çözüm olacağı zira her iki tarafın farklı şirketler ile ticari faaliyetlerini sürdürmeye devam ettikleri, davalı şirketin faaliyetini devam ettirmeye yönelik iradelerini ortaya koymadıkları, bu haliyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 636/3. hükmünün 2. cümlesi uyarınca alternatif bir çözüm yolu araştırılmasına gerek bulunmadığı, davacının sermaye payı tespit ve ödenmesi talebinin tasfiye sürecinde bu husus belirlenip tasfiye ile ödeneceğinden bu aşamada bu konuda karar vermeye yer olmadığı, davacı uzun süredir kar payı ödenmediğinden bahisle kar payı talebinde de bulunmuş olmakla birlikte 6102 sayılı TTK’nın 539/1 hükmü uyarınca şirket ana sözleşmesi ve ortaklar kurulu kararları incelendiğinde şirketin kar payı dağıtımına genel çoğunluğunca karar verileceği, genel kurullarda bu yönde alınmış bir karar bulunmadığı ve bu nedenle Mahkemenin şirket genel kurulu yerine geçerek kar payı dağıtımı yönünde karar almasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı olan ... ... imalat İnşaat İthalat İhracat Tic. Ltd. Şti'nin fesihine ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna aylık 1.000,00 TL ücret takdirine, tasfiye memurunun 1 yıllık ücreti 12.000,00 TL'nin ileride şirket tasfiye payından karşılanmak üzere davacı tarafça mahkeme veznesine depo edilmesine, şirketin tasfiye halinde olduğunun Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine hükmün tescil ve ilanına, davacının sermaye payı tespit ve ödenmesi talebinin tasfiye sürecinde bu husus belirlenip tasfiye ile ödeneceğinden bu aşamada bu konuda karar vermeye yer olmadığına, davacının kar payı tespit ve ödenmesi talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, fiilen Ankara'da bulunan davalı ... Şirketini ...'ın, ...'de bulunan ... Şirketini davacının yönetip yönlendirdiği, davalı şirketin uzun zamandır genel kurul toplantılarının yapılmadığının, davacı tarafından yapılan çağrıya icabet edilmediğinin, 2017 yılında yapılan toplantıya davacının alınmadığının, davalı şirketi yöneten...'ın eşi ...adına ... ... ... unvanında ticaret şirketini kurdurduğunun, ... ... adına intifa hakkı bulunan taşınmazın eşinin şirketine piyasa değerinin çok altında bir bedel ile kiraya verdiğinin, davalı şirket ile eşine ait şirket arasında cari ticari ilişki kurduğunun ve para transferleri yaptığının, ... ...'nın şirket faaliyetlerinin kasıtlı olarak durdurulduğunun, ... ... ile ticari ilişki içinde olan şirketlerin ... ... ...’ya yönlendirildiğinin, vergi kayıtlarına göre 2017 yılında davalı şirketin neredeyse gayrifaal hale getirildiğinin, 2017 yılının ilk 7 ayında kar elde edemediğinin Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, dinlenen tanık beyanlarından ve taraflar arasında karşılıklı keşide edilen ihtarnamelerin içeriğinden taraflar arasındaki güven ilişkisinin açık bir şekilde zedelendiği, şirkette kar dağıtımı yapılmadığı, tarafların birbirleri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulundukları, mahallinde yapılan keşif sonucu bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor ile de tespit edildiği üzere 25.05.2018 olan keşif tarihinde şirketin gayri faal olduğunun anlaşıldığı, hal böyle olunca, davalı şirketin yetkilisi ...'ın eşi adına kurdurduğu ... ... ... lehine şirket faaliyetini bu şirkete yönlendirmesi, fiilen davalı şirketin faaliyetini sonlandırılması ve başka şirket aracılığıyla kendi faaliyetine devam etmesinin şirketin hakkı nedenle feshi sebebi olduğu, fiilen ...'de bulunan şirketin davacı tarafından yönetildiği, taraflar arasında güven ilişkisi zedelendiğinden karşılıklı husumet doğuran ve fiilen şirketin zarara uğramasına sebep olan anlaşmazlıkların kardeş olan davacı ve dava dışı şirket yetkilisi arasında yaşandığı, her iki tarafın da şirketi zarar uğratmama ve şirket menfaatlerini gözetme sorumlulukları olmakla birlikte davalı şirket fiili yöneticisinin dosyaya yansıyan eylemlerinin şirketi işlemez hale getirdiği, her iki tarafın farklı şirketler ile ticari faaliyetlerini sürdürmeye devam ettikleri, davalı şirketin faaliyetini devam ettirmeye yönelik iradelerini ortaya koymadıkları, bu haliyle 6102 sayılı TTK'nın 636/3. hükmünün 2. cümlesi uyarınca alternatif bir çözüm yolu araştırılmasına gerek bulunmadığı nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/1741 E., 2020/4807 K.; ve 2019/3604 E., 2021/2596 K. sayılı ilamlarının da aynı doğrultuda olduğu dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince davalı şirketin feshine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, yine davacının sermaye payı tespit ve ödenmesi talebinin tasfiye sürecinde bu husus belirlenip tasfiye ile ödeneceğinden İlk Derece Mahkemesince bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/11954 E., 2016/9384 K. ve 2020/1108 E., 2020/3275 K. sayılı ilamlarına uygun olduğu, öte yandan, davacı 2010-2016 yılları arasındaki dönem için kâr payı alacağı bulunduğu ve kâr payının dağıtılmadığından bahisle dağıtılmayan kâr payının tespiti ve tahsiline yönelik işbu davayı açmış ise de, davalı şirketin genel kurulunca kâr payı dağıtımına yönelik herhangi bir karar alınmadığı gibi davacı tarafından diğer ortağa da kâr payı ödendiği yönünde bir iddianın ileri sürülmediği, ayrıca davacı tarafından davalı şirketin genel kurul gündemine kâr payının dağıtılması yönünde herhangi bir çağrı veya başvurunun yapılmadığı veya yapıldığına ilişkin bilgi belgenin de dosyaya kazandırılmadığı, bu hale göre limited şirketlerde şirketin kâr elde etmiş olmasının kendiliğinden limited şirket ortağının kâr payı talep etme yetkisi vermeyecek olup şirket ortaklarına kâr payı dağıtılabilmesi için öncelikle ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde genel kurulca bir karar alınması gerektiği, somut olayda ise bu yönde alınmış herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığı anlaşıldığından açılan kâr payına yönelik talebin de reddine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun görüldüğü gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haklı nedene dayalı limited şirketin feshi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi2022/867 E.2024/1109 K.Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi
- ilk dereceAnkara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi2017/864 E.2021/755 K.Davanın kısmen kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine, sermaye payı tespit ve ödenmesi talebi yönünden bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, kar payı talebinin reddine
- m. 636/ (3)· İlk Derece Mahkemesi ve BAM: Şirketi yöneten ortağın eylemleriyle şirketi işlemez ve gayrifaal hale getirmesi haklı nedenle fesih sebebi kabul edilmiş; tarafların ortaklığı sürdürme iradelerinin bulunmaması nedeniyle TTK 636/3 uyarınca alternatif bir çözüm yolu araştırılmasına gerek olmadığına hükmedilmiştir.
- m. 539/ (1)· İlk Derece Mahkemesi ve BAM: Şirketin kâr elde etmiş olmasının kendiliğinden kâr payı talep etme hakkı vermeyeceği, kâr payı dağıtılabilmesi için genel kurulca bu yönde bir karar alınması gerektiği değerlendirilirken atıf yapılmıştır.
- limited şirket
- haklı nedenle fesih
- şirketin tasfiyesi
- güven ilişkisinin zedelenmesi
- kar payı dağıtımı
- alternatif çözümler
- gayrifaal şirket