TTK 636/3: Limited Şirketin Haklı Nedenle Feshi Talebinde Ortaklıktan Çıkarma ve Ayrılma Akçesine Hükmedilmesi
Limited şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi talepli davalarda, mahkeme ortaklığın devamının mümkün olmadığı kilitlenme durumlarında fesih yerine TTK m. 636/3 uyarınca davacı ortakların şirketten çıkarılmasına ve şirket tarafından ayrılma akçesi ödenmesine karar verebilir.
Davacılar, ortak oldukları limited şirketin borç yükünün kötü yönetim sebebiyle arttığı, zarara uğratıldığı ve bilgi alamadıkları iddiasıyla fesih ve tasfiye talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, şirketin kilitlendiğini ve gayri faal olduğunu tespit ederek fesih talebini reddetmiş; bunun yerine TTK m. 636/3 uyarınca alternatif uygun çözüm olarak davacıların ortaklıktan çıkarılmasına ve ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsiline karar vermiş, bu hüküm Yargıtayca onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/6797 E. , 2025/4313 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/615 Esas, 2024/925 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ceyhan 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2023/171 E., 2023/303 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’nun 31.01.2015 tarihinde vefat ettiğini, murisin kurduğu ... İlaçlar Gübre Tohum Nak. Elekt. Tic. ve Paz. Ltd. Şti.’nin %10 hissesini yeğeni ...'ye, %90 hissesini eşi ...’na devrettiğini, ... Tic. Paz. Ltd. Şti.’de (... Ltd. Şti.) ...’nin %50, ...'nun %25 ve ...'nun %25 hissesinin bulunduğunu, davalı şirketin %50 hissesinin davacıların murisi ...’na, %50 hissesinin ...’na ait olduğunu, davalı ...’nun muvazaalı bir şekilde ... Ltd. Şti.’nde olan %25 hissesini ...’ye devrettiğini, şirkette yapılacak olan işlemlerin bu ortağın inisiyatifine bırakıldığını, daha önce kâr eden şirketin zarar eder duruma geldiğini, bu şirketler ile ilgili müvekkillerine hiçbir bilgi verilmediğini, bütün haklarının gasp edildiğini, ihtarname ile şirketin yıllık gelir gider tabloları, zarar kayıtları ile bilançoları istenmişse de verilmediğini, şirketler için çekilen kredilerin nasıl ve kimin yararına kullanıldığının bilinmediğini, bu nedenle şirketin borç yükünün giderek arttığını, gerek şirketin gerekse diğer şirketlerin zarara uğradığını, müvekkilleri ..., ..., ... tarafından tüm hisselerini anneleri olan davacı ...’na bağış yolu ile devir edilmesine rağmen şirket yetkilisi ... tarafından karar defterine işlem yapılmadığını, şirkete sokulmadığını ileri sürerek davalı şirketin feshini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacıların iddialarının aksine 2015 yılında şirket ana sözleşmesinde yapılan değişiklik ve imza sirkülerinden de görüleceği üzere ...’nun şirketi temsile yetkili olduğunu, imzası olmadan hiçbir işin gerçekleşmeyeceğini, davacıların şirketin işlerinin yürümesine engel olmak için imza atmaktan kaçındıklarını, sürekli olarak şirketin işleriyle ilgili sorumlulukları ...’nun üstüne yüklediklerini, davacıların, şirketin mağduriyetine ve borç batağına süreklenmesine yol açtıklarını, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını, şirket ortaklarından ... ... tarafından müvekkili ...’nun kredi kartının dahi kullanıldığını, bu hususta akraba ilişkileri bulunan davacıların ispattan yoksun gerçek dışı iddialarla mahkemeyi yanıltıcı bir tutum içine girdiğini, şirket yetkilisi olan ... tarafından hisse devir işlemleri yapıldığı iddia edildiğini, şirketle ilgili yapılacak olan işlemlerde bu hususa şirketin %50 ortağının onay verme gibi bir zorunluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirkette davacıların %50, davalı ...’nun %50 payının bulunduğu, davacı ... ve davalı ...’nun müşterek imza ile şirketi temsile yetkilendirildikleri, şirket müdürlerinin müşterek imzalı temsil yetkileri doğduktan sonraki tarihlerde kullanılan kredilerin davacı ...’nun bilgisi dışında kullanıldığının, davalının, davacı ortağı şirkete sokmadığının, bilgi almasını engellediğinin davacı tarafından ispatlanamadığı, davalı ... ve şirket vekillerinin beyanlarında davalıların, “şirket iş ve işlemleri için davacılara ulaşmakta zorluk çektiklerini, şirketin birlikte imza ile yönetilmesi gerektiğinden davacılara ulaşılamaması nedeniyle şirketin zarara uğradığını” belirttikleri, bilirkişi raporunda şirketin keşif tarihi itibariyle faal olmadığı belirtilmişse de davalıların beyanları, şirketin müşterek imza ile yönetilmek zorunda olması, şirketin öz kaynakları ile şirketin aktif dönemi ile gayri faal dönemi hep birlikte değerlendirildiğinde şirketin feshine yönelik davanın reddi ile davacı ortakların payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortakların şirketten çıkarılmasına dair hüküm kurulması gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket aleyhine yapılan şirketin feshi ve tasfiyesi talebinin reddine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 636/3 hükmü gereğince; davacıların, davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, 1.206.243,35 TL çıkma payının davalı şirketten tahsili ile davacılara eşit olarak verilmesine, davacılara ait olan davalı şirket hisselerinin davalı şirkete devrine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, şirketin fesih ve tasfiyesini talep ettiği, Mahkemece TTK’nın 636. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, uygun çözüm olarak takdiren davacıların şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ayrılma akçesine hükmedildiği, bu halde davanın maktu harca ve dolayısıyla maktu vekalet ücretine tabi olduğu, İlk Derece Mahkemesince, nispi harca hükmedilmesinin doğru görülmediği, hakkındaki dava pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilen davalı gerçek kişi lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesinin de yerinde bulunmadığı, ayrıca, davacıların açtığı şirketin fesih ve tasfiyesi davasında, Mahkemece TTK’nın 636. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince uygun çözüm yolu benimsenip fesih ve tasfiye talebinin reddine karar verilerek davacıların şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ayrılma akçesine hükmedildiğine göre, davacılar lehine takdir olunacak maktu vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacılara verilmesi gerekirken, davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin ve davalı şirket lehine vekalet ücretine karar verilmesinin de doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirket aleyhine yapılan şirketin feshi ve tasfiyesi talebinin reddine, TTK’nın 636/3 hükmü gereğince davacıların, davalı şirket ortaklığından çıkarılmalarına, 1.206.243,35 TL çıkma payının davalı şirketten tahsili ile davacılara eşit olarak verilmesine, davacılara ait olan davalı şirket hisselerinin davalı şirkete devrine karar verilmiş, hüküm, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirketin fesih ve tasfiyesi talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, özellikle davalı şirketin İlk Derece Mahkemesince verilen kararın esasına ilişkin temyiz sebeplerinin, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmemesi karşısında temyiz konusu yapamayacak olmasına ve Bölge Adliye Mahkemesinin yargılama giderlerine ilişkin kararının da usul ve yasaya uygun olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamAdana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi2024/615 E.2024/925 K.Kısmen kabul
- ilk dereceCeyhan 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)2023/171 E.2023/303 K.Davanın kısmen kabulü
- limited şirket
- şirketin feshi
- ortaklıktan çıkarma
- ayrılma akçesi
- çıkma payı
- haklı neden