TTK 636, 5/A: İki Ortaklı Limited Şirkette Şiddetli Geçimsizlik ve Faaliyetin Durması Sebebiyle Haklı Nedenle Fesih ve Tasfiye
İki ortaklı limited şirketlerde ortaklar arasında ortaklığın devamını imkansız kılan şiddetli geçimsizliğin bulunması ve şirketin tek faaliyet konusunu oluşturan işletmenin fiilen kapatılması limited şirketin haklı nedenle feshi sebebidir.
Davacı ortak, limited şirket ortağı olan davalının şirket markasını izinsiz olarak kendi adına tescil ettirmesi ve sosyal medya hesap şifrelerini değiştirmesi gerekçeleriyle ortaklıktan çıkarılmasını, aksi halde şirketin haklı nedenle feshini istemiştir. İlk derece mahkemesi, iki ortaklı şirkette ortaklığı devam ettiremeyecek düzeyde husumet bulunduğunu ve şirketin tek faaliyeti olan cafenin fiilen kapatıldığını tespit ederek ortaklıktan çıkarma talebinin reddiyle şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermiştir. İstinaf başvurusunun esastan reddi üzerine Yargıtay kararı usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/3935 E. , 2026/1074 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1818 Esas, 2025/345 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/63 E., 2022/607 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.02.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların ortak oldukları şirketin 04.09.2019’de kurulduğunu, birlikte cafe işletildiğini, pandemi ve diğer aksaklıklara rağmen ekonomik faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalının kötüniyetli olarak davacının haberi ve onayı olmadan şirketin adı olan “...” ibaresini kendi adına “... ... markası olarak tescil ettirdiğini, bu durumun davacıda hayal kırıklığına neden olup, taraflar arasında tartışmaların başlamasına neden olduğunu, yine davalının 14.01.2021 tarihinde tarafların bildiği, şirket adına açılmış Instagram hesabının mail adresi ve şifresini değiştirerek davacının Instagram hesabına girmesini engellediğini, ayrıca 15.01.2021 tarihinde davacının haberi olmadan cafeye gelerek buradaki malzemelerden bir kısmını kendisine ait olduğunu belirterek götürdüğünü, şirketin faaliyete geçtiği cafenin mülkiyetinin davacı ve kardeşine ait olduğunu, bundan dolayı taşınmazın normalde kira bedeli 2.000,00 TL iken 900,00 TL'ye kiralandığını, şirketin halen 2.400,00 TL kira borcu kaldığını, şirket kuruluşundan önce mekanın tekel bayi türü küçük bir market olduğundan davacı tarafından dükkanın cafeye çevrilmesi için tamir ve tadilat yaptırıldığını, davacının şirket için yaptığı tamirat ve tadilat için yapılan masraflardan dolayı zarara uğradığını ve davalının aldığı malzemeler dışındaki kalan malzemeleri de kullanmayarak ayrı depo tutarak ayırdığını, davalının bu malzemeleri istediği zaman alabileceğini, almadığı takdirde gecikmeden doğan arızalardan davacının sorumlu olmadığını, ayrıca depo kirasının davalıdan talep edileceğini belirterek davacı iyiniyetli olduğundan ve daha fazla zarar görmesini istemediğinden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 636/3 hükmü uyarınca şirketten çıkarılmasına, davalıya ayrılan demirbaş malzemelerin aldıktan sonra davacının davalıya veya şirkete herhangi bir borcu olmadığının tespitine, kabul edilmemesi halinde TTK'nın 636/3 hükmü uyarınca haklı sebepler olduğundan şirketin feshine, tasfiye memuru olarak davacının atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava açmadan önce zorunlu dava şartı arabuluculuk yoluna başvurmadan dava açtığından davanın usulden reddi gerektiği, davacı tarafın dava dilekçesinde öncelikle limited şirketin TTK'nın 636. maddesine dayanarak feshini istemiş ise de husumetin feshi istenen şirkete yöneltmediğinden pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının haksız fiilleri nedeniyle ortaklık ve şirketin sorunlar yaşadığını, tescil edilen “... ... markasının taraflar arasında daha önce sözlü olarak konuşulmuş olduğunu, davacının şifahen bilgisi olduğu üzere kendi bulduğu ve yarattığı markayı davalının kendi adına tescil ettirdiğini, davacı tarafın iddia ettiği üzere “Instagram” hesabında yapıldığı iddia edilen şifre değiştirme ve benzeri hiçbir işlem yapılmamış olduğunu, davacı ortaklığı devam ederken müdürler kurulu kararı olmaksızın kendi başına ortak oldukları ... Cafe Restoran Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin şirket merkez adresinde, yasal olmayan bir şekilde “...” adlı bir işletmeyi tek başına işlettiğini, dava dışı şirket ile mecurun malikleri arasında kira sözleşmesi de devam etmekte olduğu halde davacının mecurun maliki sıfatıyla, mecurdaki eşyaları davalıya sormadan başka bir depoya kaldırarak davalıyı saf dışı bıraktığını savunarak dava dışı ... Cafe Restoran Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin tüm faaliyetlerinin durdurulması/askıya alınmasına, müdürler kurulu görev yapamayacak hale geldiğinden ve davacının hem şirket merkezinde, hem de şirket adına yaptığı temsil faaliyetlerinin sınırlandırılması ve durdurulması için söz konusu şirkete temsil kayyımı atanmasına, haksız ikame edilen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın niteliği gereği, TTK'nın 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığından dava şartı noksanlığı bulanmadığı, fesih ve tasfiye davasının şirket hasım gösterilerek açılması gerektiği halde şirketin hasım gösterilmediği, ancak şirketini iki ortaklı ve her ortağın münferiden temsile yetkili oldukları görülmekle münferit temsile yetkili diğer ortağın davalı gösterilmiş olması karşısında taraf teşkilinin sağlanmış olduğu, iki ortaklı şirkette ortaklar arasında ortaklığı devam ettiremeyecek derecede husumetin bulunduğu, şirketin tek faaliyet konusunun oluşturan Cafe ...'ın fiilen işletilmediği, içindeki malzemelerin bir kısmının davalı tarafından alınıp götürüldüğü, faal olmadığı, bu yerde davacının eşine ait şirketin işlettiği başka bir cafenin faaliyetine başladığı ve 30.09.2021 tarihi itibariyle terk nedeniyle vergi kaydının kapatıldığı, bu durumların şirketin feshi için haklı neden oluşturduğu, taraflar arasındaki husumet durumu ile şirketin mali durumu göz önünde bulundurulduğunda, şirketin feshinin uygun çözüm olacağı kanaatine varılmakla, çıkma isteminin reddine, şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik talebinin kabulüne, yine davacı tarafın, davalıya ayrılan demirbaş malzemeleri aldıktan sonra davacının davalıya veya şirkete herhangi bir borcu olmadığının tespitine ilişkin isteminin tasfiye aşamasında tasfiye memurunca değerlendirileceğinden bu istem yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ayrıca davacının kendisinin tasfiye memuru olarak atanması isteminin taraflar arasındaki husumet durumu nazara alınarak reddi ile tasfiye memur olarak ...'nın atanmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının ortağı olduğu limited şirketten haklı nedenlerle çıkmasına izin verilmesi, aksi halde şirketin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- istinafAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi2022/1818 E.2025/345 K.Esastan ret
- ilk dereceAnkara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi2021/63 E.2022/607 K.Çıkma isteminin reddine, şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik talebinin kabulüne
- limited şirket
- haklı nedenle fesih
- ortaklıktan çıkarma
- tasfiye
- taraf teşkili
- zorunlu arabuluculuk
- iki ortaklı limited şirket