TTK 638, 641: Limited Şirkette Şirket Müdürünün Usulsüz İşlemleri Nedeniyle Güven İlişkisinin Sarsılması ve Haklı Sebeple Ortaklıktan Çıkma
Limited şirket müdürünün ortaklar kurulunun iradesine aykırı davranması, şirketi zarara uğratacak şekilde ilişkili şirketlerle fahiş bedelli işlemler yapması ve hesap vermekten kaçınması, ortaklar arasındaki güven ilişkisini sarsan haklı bir sebep olup ortağa TTK 638/2 uyarınca şirketten çıkma hakkı tanır.
Davacı ortak, limited şirket müdürünün usulsüz mal varlığı devirleri yapması, kâr payı dağıtmaması ve eşine ait şirket lehine fahiş hak edişler düzenleyerek şirketi zarara uğratması nedenleriyle haklı sebeple ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığını tespit ederek davanın kabulü ile ayrılma akçesinin tahsiline karar vermiştir. Bu karar, istinaf dairesi ve Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/3230 E. , 2025/1544 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/320 Esas, 2024/535 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/402 E., 2021/817 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... ... ve ... ile birlikte davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin münferit imza ile ... ... tarafından temsil edildiğini, ortaklar arasında çeşitli uyuşmazlıklar bulunduğunu, yönetici ortağın yaptığı işlemlerle şirketi ve ortakları zarara uğrattığını, ihtara rağmen “müşterek müdür atanması hakkındaki ortaklar kurulu kararı” doğrultusunda şirket müdürünce işlem yapılmadığını, ortakların iradesinin aksine şirket müdürünün halen keyfi şekilde münferit imza ile şirketi yönettiğini, şirkete ait taşınmazları satarak şirketi ve ortaklarını zarara uğrattığını, şirketin inşa ettiği ve şirket adına kayıtlı olan taşınmazlardan davacıya kâr payı verilmediğini, bu taşınmazlar ile şirkete ayni sermaye olarak konulan iki taşınmazın davacının bilgisi ve onayı dışında satışa çıkarıldığını, davacının bir çok kez şirket müdürüne başvurmasına rağmen yedek akçe ayırmadığını, kâr payı dağıtımına ilişkin karar alınmadığını, şirket inşaatının, şirket müdürünün eşine ait şirkete yaptırılarak gerçeğe aykırı hak edişler düzenlendiğini, şirket müdürünün eylemleri ile ortaklığın çekilmez hale geldiğini, şirketin kayıtlarının incelenmesine izin verilmediğini ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 638. maddesi gereğince müvekkilinin ortaklıktan çıkmasına ve esas sermaye payının gerçek değerinin belirlenerek şimdilik 10.000,00 TL ayrılma akçesi ve kâr akçesinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 07.03.2018 tarihli ortaklar kurulu kararı ve TTK'nın 367-371. maddeleri uyarınca iç yönerge ve yetkilendirme hazırlanarak ilan için gönderildiğini, ancak sınırlı yetkilendirmede ortakların hem münferit hem de birlikte yetkilendirilmelerinin Sicil Müdürlüğünce kabul ve ilan edilmediğini, ihtar tarihine kadar şirket defter ve envanterlerinin incelenmesine ilişkin bir talebin bulunmadığını, inceleme konusunda davacının engellenmediğini, cevabi ihtarda şirket merkezinde defter kayıt ve belgelerin incelenebileceğinin bildirildiğini, 31.08.2016 tarihinde kurulan şirketin zarar etmesi nedeniyle dağıtılacak kâr payı bulunmadığı, davacının şirketin harcama ve zararlarına katılmamasına rağmen yapılan işten pay alma çabasına girdiğini, inşaat sektöründeki kriz nedeniyle şirketin nakit arayışında olduğunu da davalıya devam eden projeden 307 ada 1 parseldeki 6, 10 ve 12 numaralı bağımsız bölümlerin teminat olarak devredilmesine rağmen davacının sermaye sağlamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı şirketin bir kısım işlerinin yetkilisi ... ...'ın eşi ... ... adına kayıtlı şirkete yaptırıldığı, gerçeğin çok üzerinde hak edişler düzenlenmek sureti ile şirket sermayesi ve aktiflerinin azaltıldığını iddia ettiği, söz konusu şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiği ve davacının iddiası gibi bu şirketin yetkilisinin ortak ve yetkilisinin anılan kişi olduğu, davalı şirketin bu şirket ile ticari ilişki içerisine girdiği, davalı adına kayıtlı bazı taşınmazların davalı şirketin yetkilisinin eşi adına kayıtlı olan ... Yapı Endüstrisi San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne satış yolu ile devredildiği davacının müdür ortakla hesap görmek için yazışmalar yaptığı, ancak kendisine cevap verilmediği, müdür ortakla görüşme taleplerinin de net bir şekilde sonuca bağlanamadığı, davacının söz konusu olayların meydana gelmesinde kusurlu olmadığı, ortaklar arasında güven ilişkisinin sarsıldığından davacının haklı sebeple ortaklıktan çıkma talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının şirket ortaklığından TTK'nın 638/2 hükmü uyarınca çıkmasına, taleple bağlı kalınarak 815.894,79 TL ayrılma akçesinin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TTK'nın 638. maddesi uyarınca davacının limited şirket ortaklığından çıkmasına ve 641. maddesi uyarınca çıkma payı alacağının tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi2022/320 E.2024/535 K.Esastan ret
- ilk dereceİstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi2018/402 E.2021/817 K.Davanın kabulü ile davacının şirket ortaklığından TTK'nın 638/2 hükmü uyarınca çıkmasına, taleple bağlı kalınarak 815.894,79 TL ayrılma akçesinin davalıdan tahsiline
- m. 638/ (2)· İlk derece: Davacının haklı sebeple ortaklıktan çıkma talebi TTK 638/2 uyarınca kabul edilmiştir. Yargıtay: Kararı hukuka uygun bularak onamıştır.
- m. 641· Yargıtay: Davanın limited şirket ortaklığından çıkma ve TTK 641. maddesi uyarınca çıkma payı alacağının tahsili istemine ilişkin olduğunun tespiti.
- limited şirket
- ortaklıktan çıkma
- haklı sebep
- ayrılma akçesi
- güven ilişkisinin sarsılması
- müdürün sorumluluğu