TTK 640, 621: Limited Şirket Ortaklığından Haklı Sebeple Çıkarma Davalarında Ayrılma Akçesi ve Maktu Yargılama Giderleri Esası
Limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkarma davaları, davanın niteliği gereği maktu karar ve ilam harcı ile maktu vekalet ücretine tabidir.
Davacı şirket, davalı ortağın ortaklar kurulu kararlarına uymayarak taahhüt ettiği sermaye/araç katkısını sunmadığını ve ortaklar arasındaki güven ilişkisini zedelediğini ileri sürerek limited şirket ortaklığından çıkarılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi haklı sebeplerin oluştuğunu kabul ederek davalının ortaklıktan çıkarılmasına ve belirlenen ayrılma akçesinin davalıya ödenmesine hükmetmiştir. Temyiz incelemesinde Yargıtay, esasa yönelik kararları hukuka uygun bulmuş ancak ortaklıktan çıkarma talepli bu davada nisbi harç ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesini hatalı bularak kararı maktu harç ve vekalet ücreti uygulanacak şekilde düzelterek onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/3282 E. , 2026/267 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/89 Esas, 2025/561 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Tunceli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2018/239 E., 2024/477 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkette 20.04.2010 tarihinde ... no.lu karar ile hisse sahibi olduğunu, davalının, şirket hisselerini muvazaalı olarak başkasına devretmeye çalışması nedeniyle güveni kötüye kullandığını, davalının daha önce şirket ortağı olan ... isimli kişiye senet tanzim ettiğini, alacaklının bu senedi icraya vererek icra dosyası üzerinden şirket hisselerini satışa çıkararak ...'ın şirket ortağı olmasının sağlanmaya çalışıldığını, davalının, şirket ortaklarının istemediği bir kişiyi, şirkete ortak etmek adına kötüniyetli hareket ettiğini, bu durumun ortaklık ilişkisini taraflar açısından çekilmez hale getirdiği gibi taraflar arasında güven ilişkisini ortadan kaldırdığını, davalının 22.04.2010 tarihinde alınan ortaklar kurulu kararı gereği; araç almadığını ve fiili olarak şirketin geliştirilmesine, borçtan kurtulmasına katkı sunmadığını, 2010 yılından sonra ortaklar toplantısına çoğunlukla katılmadığını ve alınan kararlara destek olmadığını, 08.12.2017 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında davalının şirket ortaklığından çıkarılması istemiyle dava açılmasına karar verildiğini ileri sürerek davalının haklı sebeplerin varlığı nedeniyle şirket ortalığından çıkartılmasına, davalıya ait olan payın şirkete devrine, ortaklıktan doğan hak ve borçlarının tümünün dondurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesinde belirtildiği gibi şirket aleyhine bir takip başlatılmadığını, bahsedilen .... İcra Müdürlüğünün 2012/1367 sayılı dosyasının borçlusunun müvekkili olduğunu, müvekkili adına kayıtlı şirket hisseleri dışında hiçbir menkul ve gayrimenkul varlığının bulunmadığını, davacı tarafın müvekilinin şirket hisselerini devretme amacında olduğu, muvazaalı olarak icra işlemi yapıldığından bahisle ortaklar arasında güveni kötüye kullandığını iddia ettiğini, ancak bu iddianın asılsız ve haksız olduğunu, müvekkili ile alacaklısı olan ... arasındaki borç ilişkisinin var olmadığı konusundaki beyanların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin şirket işleyişine, şirket kazancına veya şirketi zora sokacak bir duruma sebebiyet vermediğini, araç alımı ile ortaklar kurulu kararının 2010 tarihli olmasına rağmen 2018 yılına kadar uygulanmadığını, dava dilekçesinde belirtildiği gibi araç alınmaması durumu olmadığını, müvekkilinin şirket toplantılarına büyük çoğunluğu ile katıldığını, katılamadığı toplantıların davacı şirketin usulüne uygun bildirim yapmamasından kaynaklandığını, müvekkilinin bu haksızlıkların düzeleceği umudu ile beklediğini, ancak davacının müvekkilinin içinde bulunduğu durumu fırsat bilerek kötüniyetli olarak gerçek bedelin çok altında ayrılma akçesi belirleyerek ortaklıktan haksız çıkarma işlemi tesis ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 640/3 hükmü uyarınca haklı sebeple ortaklıktan çıkarılma davasının açılabilmesinin ön şartının, TTK'nın 621/1-h hükmü uyarınca usulüne uygun olarak alınmış bir genel kurul kararının varlığı olduğu, somut olayda davacı şirket ortaklar kurulunca bu yönde karar alındığı, davacı şirketin 22.04.20 10... /12 no.lu kararında 15.06.2010 tarihinden önce şirket ortağı olup bu tarihe kadar araç alıp şirketin faaliyetine katılmayan ortağın hissesinin şirkete bırakılacağı ve hisse devri için muvafakat edeceği, verilen süre dahilinde araç almayan ortakların bu süre bitiminden sonra şirketten herhangi bir hak talep etmeyeceği ve şirketle ilişkilerinin kesileceği, şirketin ortağı olup da aracını çalıştırmayanların hisselerinin şirkete devredileceği, alınan bu kararların ortaklar kurulu tarafından onaylandığının belirtildiği, davalının belirtilen süre içerisinde araç almadığı ve fiili olarak şirketin geliştirilmesinde, borçlarının ödenmesinde katkı sunmadığının tespit edildiği, yine davalının yapılan toplantılara katılmayarak sorunların çözümünü engellediği, davacı şirketin unvanı ve faaliyet alanı nazara alındığında bu tür eylemlerin şirket faaliyetlerine sekte vuracağı ve karşılıklı güveni ortadan kaldıracağı, ortaklar arasında şirketin birlikte yürütülmesinin mümkün olmadığı, TTK'nın 640. maddesi uyarınca anılan sebeplerin haklı sebep olarak değerlendirildiği, davanın kabulü halinde davalı ortakların ayrılma akçelerinin belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu, son olarak alınan 20.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda şirket öz varlığının 9.808.538,38 TL olarak belirlendiği, davalı hissesine düşen %6,10 payın gerçek değerinin 598.320,84 TL olacağının belirtildiği, bu miktar üzerinden harcın ikmal edildiği, ayrılan ortağın esas sermaye payı üzerinde ortaklığın sadece payın bizzat ortaklık tarafından iktisap edilmesi, devri ya da itfası şeklinde tasarrufta bulunmaya yetkili olduğu, TTK'nın 482. maddesinde, sermaye koyma borcunun süresinde yerine getirilmemesi halinde yönetim kurulunun mütemerrit pay sahibini iştirak taahhüdünden ve yaptığı kısmi ödemelerden doğan haklarından yoksun bırakmaya ve söz konusu payı satıp yerine başkasını almaya ve kendisine verilmiş pay senedi varsa bunları iptal etmeye yetkili olduğunun belirtildiği, TTK'nın 612. maddesinde de şirketin kendi esas sermaye paylarını iktisap usulü ve koşullarının düzenlendiği, ayrıca hisseler üzerinde tasarrufta bulunulabilmesi için ortaklıktan çıkarılma kararının da kesinleşmesi şartının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ... Turizm Sey. İnş. Gıda Tic. Ltd. Şti. ortaklığından TTK'nın 640/3 hükmü uyarınca çıkarılmasına ve bilirkişi raporu ile belirlenmiş olan 598.320,84 TL çıkarılma payının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, davalıya ait olan payın şirkete devri talebi ile ortaklıktan doğan hak ve borçların tümünün dondurulması talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkeme kararıyla çıkarılmasına karar verilen ortağın ayrılma akçesinin mahkeme kararının kesinleşmesiyle muaccel hale geleceği, bu sebeple mahkemece yazılı şekilde davalı lehine hüküm altına alınan çıkarılma payının kararının kesinleşmesiyle muaccel hale geleceğinin belirtilmemesinin isabetsiz olduğu, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olmadığı, davacı vekili ve davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının ... Turizm Sey. İnş. Gıda Tic. Ltd. Şti. ortaklığından TTK'nın 640/3 hükmü uyarınca çıkarılmasına ve 598.320,84 TL çıkarılma payının kararın kesinleşmesinden itibaren davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, davalıya ait olan payın şirkete devri talebinin ve ortaklıktan doğan hak ve borçların tümünün dondurulması talebinin reddine, davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre 93.748,13 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT'e göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haklı nedenlerle davalı ortağın limited şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince, davalı ...'ın davacı limited şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ortağın ayrılma akçesinin kararın kesinleşmesinden sonra ödenmesine, davacının diğer taleplerinin reddine, ayrılma akçesi üzerinden nisbi karar ve ilam harcı ile nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Oysa, Dairemizin 12.06.2019 tarih, 2018/2971 E. ve 2019/4322 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere davadaki talep ortaklıktan çıkarılma istemi olup davanın bu niteliğine göre maktu karar ve ilam harcı ile maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince davalı aleyhine nisbi karar ve ilam harcı ile nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle katılma yolu ile davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 40.871,00 TL peşin harçtan davacı yanca yatırılan 35,90 TL peşin harç ile 10.217,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 30.617,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, 35,90 TL peşin harç ve davalı tarafça yatırılan 10.217,83 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 10.253,73 TL harçtan mahsubu ile artan 9.638,33 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,” ibaresinin yazılması, hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinde yer alan “Davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT'e göre 93.748,13 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT'e göre 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- bamErzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi2025/89 E.2025/561 K.Davanın kısmen kabulü (İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücreti ve muacceliyet yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması)
- ilk dereceTunceli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)2018/239 E.2024/477 K.Davanın kısmen kabulü ile ortağın şirketten çıkarılmasına ve ayrılma akçesinin ödenmesine, diğer taleplerin reddine
- m. 640/ (3)· İlk derece/BAM/Yargıtay: Haklı sebeplerin varlığı dolayısıyla davalı ortağın limited şirket ortaklığından çıkarılması ve ayrılma akçesinin hüküm altına alınması
- m. 621/ (1)· İlk derece: Haklı sebeple ortaklıktan çıkarma davası açılabilmesinin ön şartı olarak usulüne uygun ortaklar kurulu/genel kurul kararının varlığı
- m. 612· İlk derece: Şirketin kendi esas sermaye paylarını iktisap usulü, koşulları ve hisseler üzerinde tasarrufta bulunma sınırlarının belirlenmesi
- m. 482· İlk derece: Sermaye koyma borcunun süresinde yerine getirilmemesi halinde mütemerrit ortağın haklarından yoksun bırakılmasına ilişkin genel hükme yapılan atıf
- limited şirket
- ortaklıktan çıkarma
- haklı sebep
- ayrılma akçesi
- maktu harç
- maktu vekalet ücreti
- ortaklar kurulu kararı