TTK 640, 636: Limited Şirkette Ortağın Çıkarılması Davasında Şirket Genel Kurul Kararı Zorunluluğu ve Aktif Husumet Sıfatı
Limited şirketlerde ortağın ortaklıktan çıkarılması davasının açılabilmesi için şirket genel kurulu tarafından karar alınması HMK m. 114/2 anlamında özel bir dava şartı olup, şirketin %50 hisseli iki ortaktan oluşması ve bu nisabın sağlanmasının fiilen imkansız olması münferit ortağa dava açma hakkı (aktif husumet) kazandırmaz.
Davacı ortak, diğer ortağın haklı rıza olmaksızın rakip firmalar kurarak sadakat ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek davalının şirketten çıkarılmasını, terditli olarak da şirketin haklı sebeple feshini talep etmiştir. Mahkeme, çıkarma davasının şirket tarafından açılması gerektiği ve ortaklarca doğrudan açılamayacağı gerekçesiyle bu talebi aktif husumet yokluğundan reddetmiş; ancak şirketin tamamen işlevsiz kalması ve gayri faal olması nedeniyle haklı sebeple fesih ve tasfiye istemini kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay, genel kurul kararının tamamlanamaz bir dava şartı niteliğinde olduğunu teyit ederek kararı onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/3426 E. , 2026/279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1620 Esas, 2025/662 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/115 E., 2022/386 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı tarafından %50'şer hisse ile ... Mühendislik Proje İnşaat San. ve Tic Ltd. Şti.'nin (... Ltd. Şti.) 12.07.2013 tarhinde kurulduğunu, her iki ortağın da şirketi münferiden temsile yetkili olduğunu, 2017 yılında şirket ortağı ve aynı zaman da müdür olan davalının müvekkilinin yazılı herhangi bir izni olmaksızın ve haber vermeksizin ... Klima adlı şahıs firmasını ve ... Mühendislik Proje İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'ni tarafların ortak olduğu şirketin aynı iş kolunda kurmak ve faaliyet göstermek suretiyle sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, ... Ltd. Şti.nin özkaynaklarını, müşteri portföyünü, referanslarını vs. bahsedilen diğer şirketler için kullanmakla elde ettiği menfaatle orantılı olarak tarafların ortak olduğu şirketi zarara uğrattığını, davalının ... Klima üzerinden ... Ltd. Şti.'ne danışmanlık hizmet bedeli adı altında fatura tanzim ettiğini, bir kısmı ödenen fatura bedellerini kendisine aktardığını, ... Ltd. Şti.'nin faturalarda belirtildiği gibi bir hizmet almadığını, yeni kurulmuş tecrübesiz bir şirkette danışmanlık almasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu miktarın ... Ltd. Şti.'ne iadesi gerektiğini, belirtilen gelişmelerden dolayı iki ortak arasındaki güven ilişkisinin ortadan kalktığını, müvekkili açısından ortaklığın devamının dayanılmaz olduğunu ileri sürerek davalının kurduğu şirketlerin tarafların ortak oldukları şirket ile aynı iş kolunda faaliyette bulunduğunun tespitine, bundan kaynaklı şirket zararının tazminine, ... Klima tarafından tanzim edilen 170.000,00 TL'lik faturadan dolayı tahsil edilen 115.000,00 TL'nin ... Ltd. Şti.'ne iadesine, ödenmemiş fatura borcundan dolayı ... Ltd. Şti.nin borçlu olmadığının tespitine, asli talep olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 636/3 hükmü uyarınca davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, bu talep uygun görülmediği takdirde davalının sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olması nedeniyle şirketin haklı sebeple feshine, tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... Ltd. Şti.'nin davada taraf gösterilmediğini, 2016 yılında başlayan uyuşmazlık sebebi ile müvekkilinin şirketten ayrılmak istemesi üzerine davacının, şirket içerisinde her birinin kendi müşterisi ile kendi projelerini üretmesi, kendi geliri üzerinde tasarrufta bulunmasını önerdiğini, bu önerinin müvekkili tarafından kabul edildiğini, ortaklığın bu şekilde devam ettirildiğini, 2017 yılında müvekkilinin ayrı bir yerde şahsi olarak projelerini yürüttüğü iş yeri açtığını, ...'taki ofisin kullanımını davacıya bıraktığını, birbirlerinin iş yerlerine gittiklerini, müvekkilinin şirket itibarını zedeleyecek bir davranışının bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtilen faturaların üzerinden yıllar geçtiğini, faturalara itiraz edilmediğini, defterlere işlendiğini, bu faturaların davacının talebi ile şirket adına çizilmiş projelere ilişkin olduğunu, davalının 2018 yılı sonunda ofisi boşaltarak şirketin faaliyetine son verdiğini, kendisine bırakılan şirketi ve ofisi yönetemediğini, bu anlamda şirketin tasfiyesinin her iki tarafın da menfaatine olduğunu savunarak müvekkili payının gerçek değeri ödenmek şartıyla müvekkilinin ortaklıktan ayrılmasına, aksi halde şirketin tasfiyesine, alacak davasının reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK'nın 640. maddesi uyarınca, şirket ortaklığından çıkarma talepli davanın, ancak alınacak genel kurul kararıyla birlikte şirket tarafından açılabileceği, şirket ortaklarının, ortaklıktan çıkarma davası açamayacağı, davacının, davalı ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin talebinde aktif husumet sıfatının bulunmadığı, davacının terditli ileri sürdüğü ikinci talebinin TTK'nın 636/3 hükmü uyarınca haklı sebeple şirketin fesih ve tasfiyesi talebine ilişkin olduğu, tarafların %50'şer hisselerinin bulunduğu, ana sözleşmeye göre her iki ortağın aksi karar alınıncaya kadar şirketi münferiden temsile yetkili kılındıkları, şirket merkezinin ...'taki ofise taşınmasından sonra yeterli iş alamamaları nedeniyle ortaklar arasında anlaşmazlık çıktığı, tarafların ayrı şirketler üzerinden kendi nam ve hesaplarına iş almak ve kazançları kendilerine ait olmak şartıyla ortaklığı sürdürme konusunda sözlü olarak anlaştıkları, bu süre içinde davalının, davacının da bilgisi ve rızasıyla 2017 yılı Nisan ayında kendine ait ... Klima ünvanlı iş yerini açtığı, davalının kendine ait işyerini kurmasından sonra davacı veya şirket adına yaptığı işler nedeniyle faturalar tanzim ettiği ve bu faturalar nedeniyle bir miktar tahsilat yaptığı, davalının halen şirketten alacaklı olduğu, gerek şirket, gerek davacı ve davalının yaptığı iş ve projelerin davacı şirkete ait defter ve kayıtlar üzerinden yürütülmesi nedeniyle sağlıklı bir mali kayıt tutulamadığı, şirket demirbaşlarının ve alacaklarının tahsil edilip edilmediği, nerede ve kimin elinde olduğunun dahi belirlenemediği, tarafların bu konuda karşılıklı iddialarının olduğu, özellikle 2017 yılından sonra davacı ve davalının kendi adlarına ayrı ayrı çalışmaları nedeniyle, şirketin faaliyet konusu ile ilgili olarak işlevinin amacını gerçekleştirme imkanının kalmadığı ve faaliyetini sürdüremez hale geldiği, ortakların yaptıkları anlaşmanın şirket ruhuna ve varlığına uygun nitelikte olmadığı, bu nitelikteki bir anlaşmanın şirketin feshi ve tasfiyesi anlamında iradelerin birleşmesi niteliği taşıdığı, davalının 2016 yılından bu yana ortaklıktan çıkmak istemesine rağmen tarafların iradi olarak bu konuda çözüm geliştirmediği, şirket defter ve kayıtlarının sağlıklı tutulamadığı, şirket defter ve kayıtlarına işlenen faturaların dahi ortaklar arasında çekişme konusu olduğu, dava dilekçesinde belirtilen faturalar ve yapılan tahsilatlara ilişkin somut bilgi belge sunulmadığı, davalının 2017 yılında kurduğu iş yeri adına davacı veya şirket adına yaptığı projelere ilişkin olarak hizmet bedeli adı altında düzenlenen faturaların şirket defter ve kayıtlarına işlendiği, üç adet fatura karşılığı davalının 161,660,00 TL alacaklı göründüğü, fatura bedellerinin ödendiğine dair şirket defterlerinde bir kayıt bulunmadığı, banka hesap dökümüne göre davalı tarafından dört ayrı tarihte toplamı 29.949,36 TL'lik tahsilat yapıldığı, buna göre faturalarla ilgili davalının 131.910,64 TL alacaklı görüldüğü, faturaların kabul edilen çalışma şekline göre davalı tarafından davacı veya şirket adına verdiği hizmet nedeniyle düzenlenmesinin mümkün olduğu, davacının davalı tarafından yaklaşık 170.000,00 TL'lik haksız fatura düzenlendiği ve yaklaşık 115.000,00 TL miktarında tahsilat yapıldığı iddialarını ispatlayamadığı gerekçesi ile davacının, davalı ortağın ortaklıktan çıkarılması talepli davasının aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine, şirketin feshi ve tasfiyesi talepli davanın kabulüne, 170.000,00 TL alacağın davalıdan tahsili talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK'nın 640/3, 616/1-(h) ve 621/1-(h) hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, ortaklıktan çıkarma talepli bir davada şirket genel kurul kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/2 hükmü anlamında çıkarma davası için aranan özel dava şartı olduğu, tarafların %50'şer hisseyle şirket ortakları oldukları, davadan önce davalı ortağın şirketten çıkarılması için genel kurulda karar alınmadığı, her ne kadar genel kurul kararı tamamlanabilir nitelikte ise de, somut olayda, ortaklık pay durumu ve ortak sayısı itibariyle yasada aranan nitelikte karar nisabını içerir genel kurul kararının alınması mümkün olmadığından dava şartının gerçekleşmediği, dosyada alınan bilirkişi raporlarında tarafların ortağı olduğu ... Ltd. Şti.'nin 31.12.2019 tarihi itibariyle öz varlığının 239.242,36 TL olduğu, davalının 191.570,00 TL, davacının ise 82.276,75 TL olmak üzere ortakların şirkete toplam 273.846,75 TL borçlu oldukları, aynı zamanda davalı ortağın şirketten 161.660,00 TL alacaklı göründüğü, davalı tarafından şirket adına düzenlenen toplam 161.660,00 TL tutarındaki 3 adet faturanın hem ... ... Klima hem de ... Ltd. Şti. kayıtlarında mevcut olduğu, şirket ticari kayıtlarında yer alan demirbaşların nerede olduğunun tespit edilemediği, şirketin gayri faal olduğu, ortaklar tarafından yapılması gerekli vergi ödemelerinin dahi yapılmadığı, şirketin kâğıt üstünde faal göründüğü, şirketin iş yapamaz halde bulunduğu, şirketin kayıtlarında görülen iki adet aracın davacı ve davalının kullanımında olduğu tespitlerine yer verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TTK'nın 636/3 hükmü uyarınca ortağın şirketten çıkarılması, uygun görülmediği takdirde şirketin feshi ile tarafların ortağı olduğu şirkete davalının kurduğu şirket tarafından düzenlenen fatura bedelinden ödenen kısmın iadesi ile bakiye kısımdan ötürü şirketin borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 19.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi2022/1620 E.2025/662 K.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi
- ilk dereceİzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi2019/115 E.2022/386 K.Davalı ortağın ortaklıktan çıkarılması talepli davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi, şirketin feshi ve tasfiyesi talepli davanın kabulü, tazminat ve alacak taleplerinin reddi
- m. 640/ (3)· İlk Derece ve BAM: Limited şirkette ortağın şirketten çıkarılması davasının ancak genel kurul kararı doğrultusunda şirket tarafından açılabileceği, münferit ortağın bu davayı açmakta aktif husumet sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle uygulanmıştır.
- m. 636/ (3)· İlk Derece: Ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar, ayrı ayrı şahsi firmalar üzerinden faaliyet yürütülmesi ve şirketin amacını gerçekleştiremez şekilde gayri faal kalması nedeniyle şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine karar verilirken esas alınmıştır.
- m. 616/ (1)· BAM: Bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması yetkisinin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında yer aldığını belirtmek üzere atıf yapılmıştır.
- m. 621/ (1)· BAM: Ortaklıktan çıkarma kararı için aranan kanuni karar nisapları ve somut olaydaki %50-%50 ortaklık yapısı gereği bu yönde bir genel kurul kararı alınmasının imkansızlığı tartışılarak dava şartı eksikliği vurgulanmıştır.
- limited sirket
- ortakliktan cikarma
- hakli sebeple fesih
- aktif husumet
- dava sarti
- genel kurul karari
- rekabet yasagi
- tasfiye