TTK 670, 1: Vesayet Altındaki Kişinin Kambiyo Senedi Düzenleme Ehliyeti ve Fiil Ehliyetsizliğinin Re'sen Gözetilmesi
Kambiyo senedinin tanzim tarihinde vesayet altında bulunan kısıtlının yasal temsilcisinin rızası ve vesayet makamının izni olmaksızın borç altına girmesi hukuken geçersiz olup, fiil ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır.
Davacı, icra takibine konu bononun tanzim tarihinde cezaevinde olduğunu ve imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. İlk Derece Mahkemesi imza sahteliğine ilişkin bilirkişi raporuna dayanarak davayı kabul etmiş, BAM ise istinaf başvurusunu reddetmiştir. Yargıtay, senedin düzenlendiği tarihte davacının vesayet altında olduğunu ve fiil ehliyetsizliği durumunun imza incelemesinden önce re'sen gözetilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesini bu doğrultuda düzelterek onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/188 E. , 2025/4757 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/598 Esas, 2024/1299 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/254 E., 2023/52 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığını, senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, davacının senedin düzenlenme tarihinde cezaevinde olduğunu ve senedi imzalamasının mümkün bulunmadığını, sahte imza ile düzenlendiği ve davalıya ciro edildiğini ileri sürerek davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu, davacı iddiasının nisbi def'i olarak değerlendirilebiliceğini ve ancak keşideci tarafından lehtara karşı ileri sürülebileceğini, davalının iyiniyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmesi sebebiyle Jandarma Kriminal Daire Başkanlığından bilirkişi raporu alındığı, raporda davaya konu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığının belirtildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkeme kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava,icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı, icra takibine konu bononun düzenlenme tarihinde cezaevinde bulunduğunu, bonodaki imzanın sahte olduğunu ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmuş, mahkemece denetlenemeyen Ankara Jandarma Kriminal Daire Başkanlığından alınan bilirkişi raporu doğrultusunda imzanın davacının eli ürünü olmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı ..., Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/705 Esas, 2017/631 Karar, 20.07.2017 tarihli kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 407. maddesi gereğince vesayet altına alınmış ve vasi olarak Ersin İşbilir atanmıştır. Dava konusu senedin düzenlenme tarihi olan 20.01.2018 itibariyle davacının vesayet altında bulunduğu anlaşılmaktadır. Hukuki işlemlerde tarafların fiil ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan bu husus mahkemece re'sen gözetilmelidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) "Borçlanma Ehliyeti" kenar başlığını taşıyan 670. maddesine göre, sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir. Aynı Kanunun 1. maddesi gereğince, bu Kanunun ayrılmaz bir parçası olduğu açıklanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir; 10. maddeye göre, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır; 13. maddeye göre, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir; 14. madde hükmüne göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur; 16. maddeye göre ise, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler; 407. madde uyarınca, kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır, toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Yine 462/ 5. maddesi gereğince kambiyo taahhüdü altına girme, ayrıca vesayet makamının iznini gerektirmektedir. Yukarıda özetlenen kanuni düzenlemeler doğrultusunda somut olaya gelindiğinde; Sulh Hukuk Mahkemesinin sözü edilen kararı ile 20.07.2017 tarihinde borçlunun vesayet altına alındığı ve takip dayanağı bononun bundan sonra 20.01.2018 tarihinde tanzim edildiği, ayrıca senette lehtar olan kişinin davacının vasisi ... .... olduğu hususları dikkate alındığında Türk Medeni Kanunu'nun 14,16, 407 ve 462/5. maddeleri değerlendirilerek davanın bu nedenle kabulüne karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile denetlenemeyen Jandarma Kriminal raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/4 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi yukarda açıklanan biçimde değiştilerek sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesi DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- bamGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi2023/598 E.2024/1299 K.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine
- ilk dereceGaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi2021/254 E.2023/52 K.Davanın kabulü
- menfi tespit davası
- kambiyo senedi
- bono
- fiil ehliyeti
- vesayet
- kısıtlılık
- gerekçenin düzeltilmesi