Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
TTK 7 & TBK 583: Ticari İşlere Kefalette Kefalet Tarihinin El Yazısıyla Yazılması Şartı ve Eksik İnceleme
Esas2025/1490E.Karar2025/5965K.
BozmaOy birliği
Karar Özü
Kefalet sözleşmesinde kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısıyla yazılmadığına yönelik itiraz, sözleşmenin geçerliliğine doğrudan etki ettiğinden, bu hususun bilirkişi incelemesi de dahil olmak üzere yöntemince araştırılmadan eksik incelemeyle karar verilmesi bozma nedenidir.
Özet
Davacı, ticari ilişkiden doğan alacağının tahsili için asıl borçlu ve kefile karşı dava açmıştır. İlk derece mahkemesi ve BAM, kefaletnamenin geçerli olduğunu belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay ise davalı kefilin 'kefalet tarihinin kendi el yazısı olmadığı' yönündeki itirazı TBK m. 583/1 uyarınca geçerlilik şartı olduğundan, bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmasını hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.
Karar Metni10.493 karakter
11. Hukuk Dairesi 2025/1490 E. , 2025/5965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/495 Esas, 2024/1948 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/180 E., 2021/810 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil ile davalı ... arasında cari hesap şeklinde işleyen ticari ilişki olduğunu, bu ticari ilişki kapsamında ...'in vermiş olduğu çeklerin karşılıksız çıktığını, senetlerin vadesinde ödenmediğini, adı geçen hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan birden fazla takibin kesinleştiğini, ayrıca müvekkili şirkete doğmuş doğacak borçlarını temin amacıyla ipotek ve kefaletlerin bulunduğunu, bunlarla ilgili de takipler başlatıldığını, icra dosyalarının derdest olup müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini, davalı ...'ın davalı ...'in müvekkili şirkete doğmuş doğacak borçlarını teminatı olan 13.04.2013 tarihli, 10 yıl süreli, 2.000.000,00 TL limitli kefaletinin bulunduğunu, eş rızasının alındığını, davalıların müşterek müteselsil sorumlu olduklarını, 08.11.2018 tarihli ihtarnameden sonuç alınamaması üzerine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kefaletnameye dayalı başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, davalıların aralarındaki ticari ilişki nedeniyle bahsedilen icra takiplerinden haberdar olan davalı ...'ın borcu ödemekten kaçınamayacağını, davalı ...'ın ayrıca, sahibi ve tek ortağı olduğu ...Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı taşınmazı üzerinde de ipotek tesis edildiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibin de kesinleştiğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınmadığını ileri sürerek müvekkili şirketin alacağından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 40.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacıdan aldığı malların karşılığını ödediğini, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; 2013 yılında davalı ... ile kurulan adi ortaklık kapsamında, davacının davalı ... adına olan işletmeye açtığı kredi doğrultusunda kendisinden usulsüz bir şekilde kefaletname alındığını, diğer davalı ile ortaklığının sona erdiğine ilişkin 01.08.2014 tarihli protokolün davacıya bildirildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583. maddesi uyarınca kefaletinin geçerli olmadığını, kefalet tarihinin el yazısıyla yazılmadığını, davacının alacağını, ipotek ve teminatlardan mal satıp da karşılığını alamadığı kısım için tahsil yoluna gideceğine kefaletname veren kişilere yönelmek suretiyle kötüniyetini, diğer davalının kira borçlarını ödemesiyle de ortaya koyduğunu, davacının diğer davalıdan olduğunu belirttiği alacağın sadece mal alım satımından kaynaklanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin 30.03.2013 tarihinde davalı ...'in vermiş olduğu çekler ve davacının 01.04.2013 tarihinde tanzim ettiği faturalar ile başladığı, davalı kayıtlarının ve davalı taraf dilekçeleri ekinde sunulu evrakın incelendiği bilirkişi raporuna göre davalı ...'in toplam 6.983.604,58 TL borcunun bulunduğu, davalı ... isim ve imzasına havi 13.04.2013 tarihli kefaletnamenin kendisi tarafından imzalandığı, eş rızasının bulunduğu, kefaletin geçerli olduğu, davacı tarafından davalılar ve rehin veren olarak dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'ne 22.09.2017 tarihinde ve davacı tarafından davalılara 08.11.2018 tarihinde noter kanallı ihtarname keşide edildiği, davalı ...'e tebliğinin sağlanamadığı, davalı ...'a 14.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, TBK'nın 586. maddesine göre kefilin, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmesi halinde alacaklının, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceği, ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiği, taraflar arasındaki kefalet sözleşmesi ve gönderilen ihtarnameler dikkate alındığında, dava konusu kefaletnamenin geçerli olduğu, gönderilen ihtarnameyle davalı kefilin temerrüde düştüğü, davalı kefilin sorumluluğunun müteselsil olduğu, davalılar tarafından borcun ödendiğine dair bir ödeme belgesi sunulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 40.000,00 TL'nin davalı ... yönünden 22.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından istinaf edilmiş ise de, davalı ...'in istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile usulüne uygun ihtara rağmen davalı asıl borçlu tarafından ticari defterlerin ibraz edilmediği, davacının ticari defterlerinin incelendiği, davacının, usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davalı ...'den toplam 6.983.604,58 TL alacaklı olduğu, davalılar tarafından sunulan ödemeye ilişkin evrakın davacı kayıtlarında davalı alacağı olarak yer aldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 222. maddesi hükümleri uyarınca sahibi lehine delil niteliği taşıyan davacı defterleri karşısında, bundaki kayıtların davalı aleyhine dikkate alınması ve bu defter kayıtlarına göre karar verilmesi gerektiği, bu durumda davaya konu davacı alacağının varlığının ispatlandığı, davacı tarafça davalı ... bakımından 13.04.2013 tarihli kefaletnameye dayalı olarak alacak talep edildiği, davalı tarafça kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunun ileri sürüldüğü ancak davalı tarafından imzalanan kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktarın ve kefalet tarihinin el yazısı ile yazıldığı, cevap dilekçesinde ve yargılama sırasında davalı tarafça bu konuda herhangi bir iddia ileri sürülmediği, ticari işlere kefalet durumunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 7/2 hükmü ile sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı sürece kefillerin borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu olacağının karine olarak kabul edildiği, somut olayda kefalet sözleşmesinde kefilin el yazısı ile yazılmamış olsa da matbu müteselsil ibaresi yer aldığından davalı ...'ın kefaletinin TBK'nın 586. maddesinde düzenlenen müteselsil kefalet niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, TBK'nın 586. maddesi uyarınca, kefilin yükümlülük altına girmeyi kabul etmesi halinde, alacaklının, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceği, ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiği, davadan evvel açılan icra takipleri kapsamında asıl borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunduğunun anlaşıldığı, müteselsil kefile başvuru koşulları oluştuğundan davalının aksi yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, davalının ortaklığının sona ermesinin de kefaleti sona erdirmeyeceği, davalının arabulucuya başvuru şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı ...'ın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava; ticari ilişkiden kaynaklandığı ileri sürülen alacağın tahsili talebine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava, davacı ile davalı ... arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığı belirtilen alacağın bir kısmının, davalı ... ve bu davalı lehine verildiği belirtilen kefaletnameden dolayı diğer davalı ...'tan müteselsilen tahsili talebine ilişkin olup, uyuşmazlık, davalılardan ...'in davacıya borçlu olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre kefil olan ...'ın kefaletinin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, davalı ...'in davacıya toplam 6.983.604,58 TL borcunun bulunduğu, davalı ...'ın kefaletinin geçerli olduğu, ihtarname ile temerrüde düşen kefilin sorumluluğunun müteselsil olduğu, davalılar tarafından borcun ödendiğine dair belge sunulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalılardan ...'ın istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince, ticari kayıtlara göre davacı alacağının varlığının ispatlandığı, davalı ...'a ilişkin kefalet sözleşmesinin TBK'nın 586. maddesi ve TTK'nın 7. maddesi hükümlerine göre geçerli olup mütelsesil kefalet niteliğinde olduğu gerekçesiyle esastan reddedilmiştir. Davalı ..., cevap dilekçesinde kefalet sözleşmesindeki kefalet tarihin kendi eli ürünü olmadığını da ileri sürerek kefaletin geçersiz olduğunu savunduğu gibi, bilirkişi raporuna itiraz/beyan dilekçesinde de imza, tarih ve mütelsesil kefalet ibaresi yönünden bilirkişi incelemesi talep etmiştir. TBK'nın kefaletin şeklini düzenleyen 583/1 hükmü; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesini havi olup, mahkemece davalının yukarıda belirtilen savunması üzerinde durularak, kefalet sözleşmesindeki tarihin davalı ... eli ürünü olup olmadığı, yöntemine göre, gerekirse bilirkişi raporu alınmak suretiyle araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalı ...'ın bu yönde bir savunmasının bulunmadığı, kefaletin geçerli olduğundan bahisle eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Alt Mahkeme Zinciri
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi2022/495 E.2024/1948 K.İstinaf başvurusunun esastan reddi
- ilk dereceİstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi2021/180 E.2021/810 K.Davanın kabulü
TTK Atıfları (1)
Diğer Mevzuat
6098 sayılı TBK m. 5836098 sayılı TBK m. 583/16098 sayılı TBK m. 5866100 sayılı HMK m. 2226100 sayılı HMK m. 373/1
Etiketler
- kefalet sözleşmesi
- kefalet tarihi
- el yazısı şartı
- müteselsil kefalet
- eksik inceleme
- ticari iş
Bağlı TTK Maddeleri