TTK 702, 778: Bonoda Avalistin Sorumluluğunun Bağımsızlığı ve Temel İlişkiye Dayalı Şahsi Defilerin İleri Sürülememesi
TTK 702 uyarınca avalistin taahhüdü, lehine aval verilen kişinin borcu şekil noksanlığı dışındaki bir sebeple batıl olsa dahi geçerli ve bağımsız olduğundan, avalist temel kredi ilişkisinden ve sözleşmesinden kaynaklanan şahsi defileri alacaklıya karşı ileri süremez.
Davacı şirket, icra takibine konu bonodaki imzanın yetkilisine ait olmadığını ve senedin kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilip borcun ödendiğini ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. İlk Derece Mahkemesi senetteki imzanın aidiyetini tespit etmiş, davacının ticari defter incelemesine yönelik delil avansını kesin sürede yatırmaması sebebiyle de davanın reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise davacının bonoda avalist konumunda olduğunu, avalin bağımsızlığı ilkesi gereği temel kredi ilişkisindeki ödemelerin avalistin sorumluluğunu etkilemeyeceğini ve şahsi defilerin ileri sürülemeyeceğini belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/4662 E. , 2025/3141 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/610 Esas, 2024/721 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/772 E., 2021/58 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı bonoda yer alan imzanın davacı şirketin o dönemdeki yetkili temsilcisine ait olmadığını, senedin teminat senedi niteliğinde olup dayanağı kredinin itfa ile sona erdiğini ileri sürerek müvekkilinin takibe konu 2.000.000,00 TL bedelli senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve icra takip dosyasında borçlu diğer şirket ve kişilerin banka alacağını ödememesinden dolayı icra takibine başlanıldığını, işbu davanın hukuki dayanaktan yoksun, takibi sürüncemede bırakma amacına matuf ve kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senetteki imzanın şirket yetkilisine ait olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, iddia olunan olaylar ve davacının öne sürdüğü vakıaların ispatı için ticari defterler üzerinde de bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirdiği, bu nedenle davacıya 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 324. maddesi gereğince usulüne uygun ihtarat yapıldığı, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafın delil avansını yatırmadığı, bu nedenle mevcut delillerle karar vermek gerektiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu senette hem borçlu ve hem de avalist konumunda bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 778/3 hükmü atfıyla bonolar hakkında da uygulanan TTK'nın 702. maddesine göre aval veren kişinin, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olacağı, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olduğu, dava konusu iki adet bono üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı, söz konusu iddiaların avalist tarafından ileri sürülemeyeceği, senedin düzenlenme sebebi ve kredi sözleşmeleriyle ilişkisi ile kredi ödemeleri bakımından yapılacak bilirkişi incelemesinin davacının senet nedeniyle sorumluluğuna bir etkisinin bulunmadığı, dolayısıyla davacının iddiaları hakkında bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi2021/610 E.2024/721 K.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine
- ilk dereceİstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi2017/772 E.2021/58 K.Davanın reddine
- m. 778/ (3)· BAM: Bonolar hakkında da avale ilişkin poliçe hükümlerinin uygulanacağına dair atıf yönünden esas alınmıştır.
- m. 702· BAM: Avalistin sorumluluğunun bağımsızlığı ve asıl borç şekil noksanlığı dışındaki nedenlerle batıl olsa dahi aval taahhüdünün geçerli olacağı kuralı uyarınca şahsi defilerin ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle uygulanmıştır.
- bono
- menfi tespit davası
- avalist
- avalin bağımsızlığı
- teminat senedi
- şahsi defi
- delil avansı