TTK 748, TBK 74: Çekte Tahrifat Nedeniyle Menfi Tespit Davası ve Ceza Davasının Sonucunun Beklenmesi Zorunluluğu
Ceza mahkemesinin maddi olguyu ve fiilin hukuka aykırılığını saptayan kararı hukuk hakimini bağlayacağından, çekte tahrifat iddiasına dayalı menfi tespit davasında aynı fiile dair yürütülen ceza yargılamasının kesinleşmesi beklenmelidir.
Davacı, araç satışı karşılığında aldığı çekin ciro edilip iade edilmesinden sonra üzerinde tahrifat yapılarak bedelinin yükseltildiğini ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. İlk Derece Mahkemesi ve BAM, tahrifat öncesi miktardan davacının sorumlu olduğunu belirterek davayı kısmen kabul etmişse de Yargıtay, çekteki tahrifat fiili nedeniyle açılan ceza davasında kurulacak hükmün maddi olguların tespiti yönünden hukuk hakimini bağlayacağını vurgulayarak, ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2024/6590 E. , 2025/5813 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1363 Esas, 2024/1666 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/515 E., 2024/272 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.09.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Bankası ... Sivas Şubesine ait çekin araç satışından dolayı ... tarafından keşide edilerek müvekkiline verildiğini, bu hususta başkaca çeklerin de verildiğini ancak şuan davaya konu edilmediğini, ... tarafından müvekkiline verilen çekin tahrifatlardan önceki halinin 70.000,00 TL bedelli ve 28.02.2019 keşide tarihli olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu çeki ... Bankası A.Ş. Sivas Şubesi aracılığıyla takas merkezine teslim ettiğini, müvekkilinin cirosunun çekin bedeli ve keşide tarihi değiştirilmeden önceki bir tarihe ait olduğunun açık olduğunu, çek metninde yapılan değişikliklerden sonra müvekkilinin ilgili çekte cirosunun bulunmadığını, dava konusu çekin zorunlu unsurlarının tamamında değişiklik yapıldıktan sonra davalıya verildiğini, davalının da adeta yeniden oluşturulan çeki ... Bankası ... Sivas Şubesine ibraz ettiğini ve çeke karşılıksızdır işlemi yapıldığını, sırf dolandırıcılık amacıyla çekte oynama yapılarak çeke tedavül kabiliyeti kazandırılmaya çalışıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalıyı tanımadığını ileri sürerek tahrifat yapılan 2.000.000,00 TL değerindeki çekle ilgili müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyetli başlatılması muhtemel takip nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve başlatılması halinde takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu çekte keşidecinin ... olduğu, çekin ... Medikal Şti.'ne ve son hamil olarak da müvekkiline geçtiğini, çekin müvekkiline davacı şirket tarafından teslim edildiğini, çek bedelinde ve keşide tarihinde değişiklik yapılması durumunda, lehtarın veya lehdardan sonraki cirantaların herhangi bir şekilde bu değişikliği onaylama veya cirolama gibi bir durumlarının söz konusu olmadığını, müvekkilinin dolandırılma ihtimaline karşın lehdardan çekteki tüm imzaların keşideciye ait olduğuna dair evrak istediğini ve aldığını, ispat külfetinin davacıda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin tahrifattan önceki halinin Sivas ... Bankası ... Şubesine ait keşidecisi ... olan, 70.000,00 TL bedelli ve 28.02.2019 tarihli olduğu, tahrifattan sonraki halinin ise 05.11.2019 tarihli, 2.000.000,00 TL bedelli olduğu, davacı tarafça 70.000,00 TL bedelli çekin banka şubesine 22.01.2019 tarihinde takasa verildiği ve 24.01.2019 tarihinde davacı tarafa iade edildiği, bilirkişilerce çekteki tahrifatın tespit edildiği çekteki tahrifatın ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu, ancak çekteki tahrifatın davacı tarafından veya davacının katılımıyla yapıldığına dair kabule elverişli bir delil bulunmadığı, tanıkların da tahrifatın daha sonra yapıldığını ifade ettiği, buna göre, bedeli keşideci tarafından nakit olarak ödenen dava konusu çekin davacı tarafından keşideciye ciro iptal edilmeksizin geri verildiği, çekin tarih ve bedel kısımlarının keşideci tarafından değiştirilerek paraf edildiği, bu paraf işlemine davacının rızasının bulunmadığı, bu durumda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 780. maddesi uyarınca davacı eski metne göre sorumlu olacağından çekin tahrifattan önceki bedeli (70.000,00 TL) yönünden davacının sorumluluğunun devam edeceği, tahrifat ile ortaya çıkan yeni bedelden ise sorumlu tutulamayacağı, menfi tespit davasının açıldığı tarih itibariyle dava konusu çeke dayalı olarak başlatılmış icra takibi bulunmadığından davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekin 1.930.000,00 TL'lik kısmı yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin çek bedelinin 1.930.000,00 TL'lik kısmı ve bu kısma bağlı feriler yönünden iptaline, davacının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu çekte tahrifat olduğunun tespiti ile tahrifat öncesi çek bedelinden davacının sorumlu olacağı, istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, miktar ve tarih itibariyle üzerinde tahrifat yapılan çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu çekin keşidecisi ..., lehtarı davacı şirket, son hamil ise davalı ... olup, davacı, çeki bankaya ibraz ettiğinde çek bedelinin 70.000,00 TL olduğunu, keşideci tarafından elden ödeme yapılması üzerine çeki takastan geri alıp (cirosunu iptal etmeksizin) keşideciye iade ettiğini, çek üzerindeki tahrifatın daha sonraki bir tarihte keşideci tarafından yapıldığını iddia ederken, davalı, çeki davacı şirketten aldığını, tahrifattan davacının da haberi olduğunu iddia etmektedir. Ceza dosyasındaki beyanlarında ise keşideci ...; 70.000,00 TL çek bedelini davacıya ödeyip çeki geri aldığını, daha sonra bedel ve tarih değişikliği yapıp çeki yeniden ticari ilişki kapsamında davacı şirket yetkilisi ...'a verdiğini, ... tarafından da çekin ...'e ciro edildiğini ifade etmiştir. TTK'nın çekler hakkında da uygulanacak 660. maddesine göre, değiştirmeden sonra senet üzerine imza koymuş olan kişiler değişmiş metne ve ondan önce imzasını koyanlar ise eski metne göre sorumlu olurlar. Hükmün uygulanabilmesi için, geçerli bir kambiyo senedi bulunmalı, tahrifat senet tedavüle çıktıktan sonra ve senet metninde yapılmış olmalı, tahrifat yapılmasından sonra da senet geçerliliğini sürdürüyor olmalıdır. Tahrif edilmiş olması, senedin kambiyo senedi niteliğini etkilememektedir. Dosya kapsamındaki takibe konu çek üzerinde değişiklikler yapıldığı, değişikliklerin yanında keşidecinin parafının bulunduğu görülmüş ve keşideci tarafından da söz konusu değişikliklerin kendisi tarafından yapıldığının ikrar edilmiştir. Ancak söz konusu tahrifattan davacının haberinin olup olmadığı, çekin davalının eline nasıl geçtiği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekir. Davaya konu çek nedeniyle, davalı/hamil ... ile dava dışı keşideci ... hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik istemiyle yapılan ceza yargılaması neticesinde, Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/52 E. 2025/6 K. sayılı dosyasında, istinaf kanun yolu açık olmak üzere, sanıklar hakkında sayılı suçlamalar nedeniyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Anılan Kanun'un "Ceza hukuku ile ilişkisinde" başlıklı 74. maddesinde, "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmü yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücünün ve yükletilme yeterliğinin, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Yani, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacak, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması söz konusu olmayacaktır. İlk Derece Mahkemesince, kararın gerekçesinde ceza dosyasına dair inceleme ve değerlendirmeye yer verilmediği gibi söz konusu ceza dosyanın da henüz kesinleşmediği ve maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek, zikredilen ceza davasının sonucunun beklenilmesi, kesinleşen sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, yalnızca davacı ve tanık beyanları esas alınarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- bamKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi2024/1363 E.2024/1666 K.Esastan ret
- ilk dereceSivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)2019/515 E.2024/272 K.Davanın kısmen kabulüne
- m. 748· Yargıtay: Çekte tahrifat halinde imza sahiplerinin sorumluluk esaslarını değerlendirirken uygulamıştır (Karar metninde 6102 sayılı Kanun kapsamında sehven m. 660 olarak zikredilmiştir).
- m. 780· İlk derece: Davacının tahrifat öncesi bedelden eski metne göre sorumlu olacağına ilişkin gerekçede zikredilmiştir.
- menfi tespit davası
- çekte tahrifat
- ceza mahkemesi kararının etkisi
- bekletici mesele
- maddi olgunun tespiti
- kambiyo senedi
- resmi belgede sahtecilik