TTK Geçici 7, 547: Tasfiye Sonrası Şirket İhyasının Ek Tasfiye Niteliği, Çekişmesiz Yargı İşleri ve Temyiz Edilemezlik
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi kapsamında terkin edilen şirketin hukuki ihtilafların çözümü amacıyla ihyası talebi TTK 547. maddesi uyarınca ek tasfiye niteliğinde olup, HMK 382 kapsamında çekişmesiz yargı işi sayıldığından bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.
Geçici 7. madde kapsamında ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ihyası talebiyle açılan davada ilk derece mahkemesince davanın kabulüne, BAM tarafından ise istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay, bu tür ihya davalarının özü itibarıyla TTK 547 kapsamında birer ek tasfiye işlemi olduğunu ve HMK 382 uyarınca çekişmesiz yargı işi niteliği taşıdığını belirterek, bölge adliye mahkemelerinin bu konudaki kararlarına karşı HMK 362/1-ç uyarınca temyiz yolunun kapalı olduğuna hükmetmiş ve temyiz dilekçesini reddetmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2025/5307 E. , 2025/6149 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/853 Esas, 2025/903 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/925 E., 2025/217 K. Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7. maddesi kapsamında terkin edilmiş şirketin ihyası davası niteliğinde olup, davanın tasfiye memuruna yöneltilmiş bulunması, diğer davalının “yasal hasım” olması ve aynı Kanun’un 5 46... . maddeleri gözetildiğinde davanın niteliği uyarınca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 316. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tâbi bulunduğu kabul edilmiştir. Bu nitelikteki davaların yazılı yargılama usulüne tâbi olduğunu kabul etmenin kanuni dayanağı bulunmadığı gibi, 6102 sayılı Kanun'un 5 46... . maddelerine göre esas tasfiye davası basit usulde görülürken ek tasfiye davasının yazılı yargılama usulüne tâbi bulunduğunu kabul etmek için bir neden de bulunmamaktadır. Şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak terkin edilmesi durumunda, sonlandırılması gereken hukuki ihtilaflar nedeniyle aynı maddenin onbeşinci fıkrasında belirtilen imkândan yararlanılarak terkin edilen şirketin taraf sıfatını yeniden kazanmasına yönelik ihyası da mümkündür. Ancak böyle bir durumda verilecek olan ihya kararı, hukuka aykırı terkin işleminden farklı olarak 6102 sayılı Kanun'un 547. maddesi anlamında bir ek tasfiye niteliğinde olacaktır. Zira böyle bir durumda, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmamakta, ortaya çıkan hukuki ihtilafın neticelendirilmesi amacıyla şirketin ihyası talep edilmektedir. Bu durumda verilecek olan ihya kararı da bu tür ihtilafın sonlandırılması çerçevesinde ifa edilecek ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olacak, ek tasfiye sürecine ilişkin olarak 6102 sayılı Kanun'un 547. maddesi uygulama alanı bulacaktır. 6102 sayılı Kanun'un 547. maddesinden düzenlenen ek tasfiye 6100 sayılı Kanun'un 382. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmamış olsa da, çekişmesiz yargı işlerinin fıkrada sayılanlarla sınırlı olmadığı, kanun koyucunun örnek babından bir kısım çekişmesiz yargı işlerini gösterdiği, kaldı ki bilahare yürürlüğe girecek olan 6102 sayılı TTK’da hüküm haline getirilecek bir müessesenin çok daha önceden yürürlüğe girmiş olan 6100 sayılı Kanun içinde yer almamış olmasının işin tabiatı gereği olduğu, dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un 382. maddesinde bir işin çekişmesiz yargı işi olup olmadığının tespiti için belirtilen ölçütlerden “İlgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller” ve “İlgililerin, ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller” şeklinde belirtilen ölçütler esas alındığında, ek tasfiyenin çekişmesiz yargı işi olduğu anlaşılmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.07.2025 tarihli, 2024/11-251 E., 2025/468 K. sayılı kararı) Dava, açıklanan bu niteliği itibariyle 6100 sayılı Kanun'un 382. maddesi uyarınca çekişmesiz yargı işi kapsamında olup, ilk derece mahkemelerinin çekişmesiz yargı işleri bakımından verdikleri kararlara karşı vaki istinaf başvuruları bakımından bölge adliye mahkemelerince verilen kararlara karşı, 6100 sayılı Kanun’un 362/1-ç hükmü uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz. Bu durumda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, ihya davalarının çekişmesiz yargı işi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İhya davaları, 6102 sayılı Kanun’un 547. maddesinde ek tasfiye adıyla, geçici 7. maddesinde ise ihya adıyla düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun’un “ek tasfiye” kenar başlıklı 547. maddesi ile normal olarak tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin tasfiye dışında kalan mal varlığı, alacağı veya borcunun olması halinde, ek tasfiye için şirketin yeniden ticaret siciline tescili düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un geçici 7. maddesi ile ise, sermayesini yeterli seviyeye kadar artırmayan şirketlerin, münfesih olan şirketlerin, aralıksız beş yıl üst üste olağan genel kurullarını yapmayan şirketlerin, tasfiyesi genel kurulca onaylanmayan şirketlerin ve herhangi bir nedenle dağılmış kooperatiflerin bu maddede öngörülen prosedürle ticaret sicil müdürlüklerince ticaret sicilinden terkin edileceği, ancak hukuki menfaati bulunanlarca şirketin ihyasının mahkemeden istenebileceği düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinde düzenlenen ihya davası sadece terkin işlemini yapan ticaret sicil müdürlüğüne karşı açılabilmektedir. Burada, idari bir otorite olan ticaret sicil müdürlüğünün bir işlemi dava konusu edilmektedir. O nedenle, bu davada idari işlem mahiyetinde olan terkin işleminin hukuka uygun olup olmadığı ile birlikte davacının hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Şayet adli yargı kapsamında olan ticaret mahkemesinin görevli olduğunu düzenleyen bir hüküm olmasa idi bu dava idari yargı merciilerinin görevi içinde kalacaktı. O nedenle bu davanın çekişmesiz bir yargı işi olduğunun kabulü doğru olamaz. Bir an için, bu hüküm kapsamındaki davanın çekişmesiz yargı işi olduğu düşünülse bile, eldeki davalarda davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü terkin işlemlerinin doğru olduğunu ileri sürerek davaların esastan reddini istemiştir. O nedenle, çekişmesiz yargı işlemi olduğu kabul edilse bile davalı vermiş olduğu cevap dilekçesiyle davayı çekişmeli hale getirmiştir. Çekişmesiz yargıyı düzenleyen 6100 sayılı Kanun’un 382. maddesinde çekişmesiz yargı işi sayılabilme kriterleri düzenlendikten sonra, devam eden hükümlerinde tüm hukuk dallarında çekişmesiz yargı işleri örnek mahiyetinde sayılmıştır. Bu bağlamda ticaret hukukundaki çekişmesiz yargı işleri ise ikinci fıkranın (e) bendinde örnekseme yöntemiyle gösterilmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasında ise; ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan haller, ilgililerin ileri sürebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı haller ve hâkimin resen harekete geçtiği hallerden herhangi birinin söz konusu olduğu işler çekişmesiz yargı işi olarak düzenlenmiştir. Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinde düzenlenen ihya davası çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmamıştır. Diğer taraftan, anılan maddede düzenlenen ihya davası, terkin işlemini yapan ticaret sicil müdürlüğüne husumet yöneltilmek suretiyle açılmaktadır. Davacının daima bir hakkı ve taraflar arasında terkinin hukuka uygun olup olmadığı noktasında uyuşmazlık bulunduğu gibi hâkimin resen araştırma yapması da söz konusu değildir. O nedenle bu davaların çekişmesiz yargı işi olmadığının kabulü daha doğru olmaktadır. Bu nedenlerle, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinde düzenlenen ihya davasının çekişmesiz yargı işi değil, şimdiye kadar Dairemizin kabulünde de olduğu üzere, husumet yöneltilmek suretiyle açılması gereken çekişmeli yargı kapsamında bir dava olduğu ve dolayısıyla TEMYİZ İNCELEMESİNİN YAPILMASI gerektiği görüşünde olduğumdan, bu davanın çekişmesiz yargı işi olduğu ve dolayısıyla temyiz yoluna başvurulamayacağı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin REDDİ yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.
- bamİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi2025/853 E.2025/903 K.İstinaf başvurusunun esastan reddi
- ilk dereceİzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi2024/925 E.2025/217 K.Davanın kabulü
- m. Geçici 7/ (7)/ (15)· Yargıtay/BAM/İlk Derece: TTK Geçici 7 kapsamında terkin edilen şirketin sonlandırılması gereken hukuki ihtilaflar nedeniyle ek tasfiye niteliğindeki ihyasının mümkün ve çekişmesiz yargı işi olduğu tespiti
- m. 547· Yargıtay/BAM: TTK Geçici 7 uyarınca yapılan ihya kararının esasen madde 547 anlamında bir ek tasfiye niteliğinde olduğu ve çekişmesiz yargı kapsamında kaldığı değerlendirmesi
- m. 546· Yargıtay: Kararda sehven '5 46...' şeklinde yazılan maddenin esas tasfiye davalarını düzenleyen TTK maddeleri zincirine atıf yaptığı ve basit yargılama usulünün uygulanması gerektiği gerekçesi
- şirketin ihyası
- ek tasfiye
- ticaret sicilinden terkin
- çekişmesiz yargı
- temyiz edilemeyen kararlar
- basit yargılama usulü
- geçici madde 7