TTK 636, 638: Limited Şirketten Haklı Sebeple Çıkmada Ayrılma Akçesinin Karar Tarihine En Yakın Güncel Değer Üzerinden Belirlenmesi Zorunluluğu
Limited şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma davalarında davacı ortağa ödenecek ayrılma akçesinin gerçek değerinin, karar tarihine en yakın tarihteki son güncel reel veriler esas alınarak hesaplanması ve dosyada mevcut ek bilirkişi raporlarının gerekçeli olarak tartışılması zorunludur.
Davacı limited şirket ortağı, diğer ortakların şirketi zarara uğrattığını ve kendisini dışladığını belirterek haklı sebeple çıkma, ayrılma akçesi ve şirket ortaklarının sorumluluğuna karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi asıl davayı kısmen kabul ederek şirket ortaklarının tazminat ödemesine ve kök bilirkişi raporundaki bedel üzerinden ayrılma akçesine karar vermiş, BAM ise tarafların istinaf taleplerini reddetmiştir. Yargıtay, ayrılma akçesinin değer tespiti yapılırken karar tarihine en yakın tarihteki reel değerin hesaplanması ve sunulan ek raporun gerekçelendirilmeden göz ardı edilmemesi gerektiği gerekçesiyle kararı asıl dava yönünden bozmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2024/6870 E. , 2025/4957 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/282 Esas, 2024/1889 Karar KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/233 E., 2023/799 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette %20 hisseye sahip olduğunu, şirketin kuruluşundan bu yana şirketin tüm nakdi ve işletmesel faaliyetlerinin münhasıran şirket müdürü sıfatıyla münferit imza ile temsil yetkisi olan ... ile diğer ortak ...... tarafından yerine getirildiğini, müvekkilinin diğer şirket ortakları tarafından dışlandığını, şirketin işleyişi, kazançlar, cirolar, organizasyonlar ile ilgili sözleşmeler ve bedelleri ile şirket adına çekilen krediler hakkında bilgi verilmediğini, geçmiş yıllarda faturasız satışlar yapılarak şirket kasasına intikal ettirilmediğini, hammadde olarak alınan ürünlere ait harcama tutarları ile satış miktarları ve kazanç arasında fahiş fark olduğunu, şirket hesaplarından satış bedellerinin nakden veya havale yolu ile çekilip davalı ortakların şahsi hesaplarına aktarıldığını, şirket parasının gereksiz ve şirket faaliyeti ile ilgisi olmayan kişisel harcamalarda kullanıldığını, müvekkilinin bilgisi ve haberi olmadan bankalardan yüklü miktarda kredi çekilerek borçlandırıldığını ve çekilen kredilerin diğer ortakların şahsi hesaplarında bulunduğunu, şirket hesabından çekilen paraların akıbetinin ne olduğunun bilinmediğini, bazı şirket personellerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediğini, vergi borcu olabileceği yönünde ciddi emareler bulunduğunu, şirketin ... Kredi Bankasındaki hesabından davalı ortak ...’e ödenen nakit çekimlerin 307.450,00 TL'yi bulduğunu, şirket adına ... Bankası Balçova Şubesinde açılan kredi hesabından davalı ortak ...’in 2013 yılında toplam 1.704.780,00 TL çektiği halde şirkete ait hesaba aktarmayıp şahsi hesabına aktardığı, ciddi faiz gelirleri elde ettiğini, şirketin ihtiyacı olmadığı halde muvazaalı surette şirketin borçlandırılarak şirketin gelirlerinin kredilerin kapatılmasında kullanıldığını, davalı ortağın haksız menfaat elde ettiği yönünde ciddi endişeler duyulduğunu, davalı ortak ........'in borcunun şirket tarafından ödendiğini, davalıların şirketin ekonomik malvarlığını istedikleri gibi kullanıp şirketten oldukça yüklü miktarlarda paralar çekerek ve şirketi kredilerle borçlandırarak kredi borçlarını şirkete ait kazançlarla ödedikleri ve çekilen kredileri kendi şahsi hesaplarında tuttukları yönünde ciddi endişe duyulduğunu, otopark gelirlerinin şirketin resmi gelirleri içerisinde gösterilmediğini, kerz-post cihazındaki verilere göre 161.503,65 TL’nin elden tahsil edilerek davalılarca resmi kazanç olarak gösterilmediğini, organizasyon gelirlerinden elde edilen kazançların da resmi kayıtlara yansıtılmayarak davalılarca tahsil edildiğini, satış destek ve promosyon amacıyla şirkete ödenen nakit paraların akıbetinin belli olmadığını ileri sürerek şirketin öz sermayesinin banka hesaplarında yatan nakdi ve likit varlıklarının depolarda bulunan şirketin satışa sunulan, sunulmaya hazır mamul ve yarı mamullerinin üçüncü kişilerde kambiyo senedine bağlı veya cari hesaba bağlı her türlü hak ve alacaklarının, envantere kayıtlı olan veya olmayan demirbaş varlıklarının, şirket adına kayıtlı taşınmazların ve araçların, şirketin pasiflerinin tespitine, şirketin rayiç değeri üzerinden çıkma talebinde bulunan müvekkilinin sahibi olduğu şirket hisselerinin değerinin hesaplanarak şimdilik 1.000,00 TL alacağın ihtar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, karşılığında müvekkilinin hisselerinin davalı şirket adına kaydedilmesine, davalı şirkete ait banka hesaplarından gerek nakden gerekse bir mal veya hizmet alımı için kullanıldığı tespit edilen nakit tutarın tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL'nin şirkete ödenmesine, davalıların müştereken defter ve kayıtlara intikal ettirmedikleri faturasız yapılan satışların tespitine, bu satış tutarlarından şimdilik 1.000,00 TL’nin davalı ortaklardan müştereken ve müteselsilen şirkete ödenmesine, şirketin olması gereken gerçek net kazancının ve müvekkilinin gerçek temettü alacağının tespiti ile müvekkilinin payına düşen temettü alacağının şimdilik 1.000,00 TL’sinin ihtar tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep talep etmiş, karşı davaya cevap dilekçesinde; davalılarca dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğünün ihlal edildiğini, karşı davaya konu alacağın davalı ortaklarca ödenmediğini, davalı şirketin hissesine bir değer biçilmediğini, kısmi dava açmalarında hiçbir hukuki engel bulunmadığını, davalıların şirket üzerinden müvekkilini dışlayarak haksız menfaat elde etmeye çalıştıkları iddiasının neredeyse zımnen inkar edildiğini savunarak karşı davanın reddini istemiştir. II. CEVAP VE KARŞI DAVA 1.Davalılar ve karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının şirketten çıkması veya çıkartılmasına karar verilmesinden sonra iddia edilen zararın şirkete ödenmesine dair hiçbir hukuki yararının olmadığını, çıkma talep eden davacının davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyememesi halinde belirsiz alacak davası açabileceğini, ancak davacının çektiği ihtar ile 750.000,00 TL hisse bedeli istediğini, bu yüzden kısmi dava açamayacağını, davacının hisselerinin değerini bilmemesinin mümkün olmadığını, kaldı ki bu amaçla bilirkişi incelemesi yaptırdığını, davacı ile davalı ortakların davalı şirketteki hisselerini 09.08.2012 tarihinde devir aldıklarını, yaptıkları sözleşmeye göre eski ortaklar ile şirket arasındaki kira sözleşmesi bittiğinde davacı ile davalı ortakların bila bedel aldıkları hisseleri devredeceklerini kararlaştırdıklarını, ancak davacının bu belgeyi bilerek ibraz etmemesinin iyiniyet kurallarına aykırılık taşıdığını, davacının gerçek anlamda şirkete para koymadığını, şirketin tüm çektiği kredilerde müvekkillerinin şahsi sorumluluklarının olduğunu, müvekkillerinin şirketin mali yapısını düzeltmek ve gerekli finansmanı sağlamak için şirkete verdikleri paraları geri aldıklarını, davacının bir kısım sözleşmelerin yapılmasına aracı olup sözleşme bedellerini kendisinin tahsil ederek müvekkili şirkete aktarmadığını, tespit edilen sözleşme bedellerinin tahsili amacıyla düğün sahipleri aleyhine takip başlatıldığını, davacının el yazısı ile yazıp ibraz ettiği evrakların hiçbir hukuki ve mali delil niteliği olmadığını ileri sürerek davacının davasının reddine, karşı davanın kabulü ile karşı davalı ortağın şirketten çıkartılmasına, müvekkillerinin hisselerini devralırken ödediği bedel olan 55.000,00 USD karşılığı 100.000,00 TL üzerinden hissesine düşen 20.000,00 TL’nin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl dava dosyası yönünden; davanın kısmen kabulüne, şirket öz varlığından davacı hissesine (%20 pay üzerinden) düşen payın 133.465,15 TL olduğu tespit edilmekle, davacının şirketin diğer ortakları ile birlikte şirketi yürütme, idare etme konusunda el ve gönül birliğinin bulunmadığı tespit edildiğinden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 636/3-f hükmü gereğince davacının şirket ortaklığından ayrılmasına ve hüküm tarihine en yakın tarihteki sermayenin rayiç değeri olan 133.465,15 TL ayrılma payının kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi (avans) ile davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının, davalılardan ... ve diğer davalı ortak yönünden iddia ettiği banka hesaplarının şahsi harcamalarda kullanıldığına ilişkin taleplerinden 1.316.163,35 TL’nin davalı ... yönünden kabulü ile bu miktarın davalı tarafından şirkete ödenmesine, davacının diğer talebi olan davalıların müştereken defter ve kayıtlara intikal ettirmedikleri faturasız satışlar nedeniyle şirketin uğradığı zarar olan 161.503,65 TL’nin ise davalılardan (.. ... ve ...’den) tahsili ile şirkete ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karşı dava yönünden; davalı şirketin davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin açtığı davanın reddine, davalı- karşı davacının diğer taleplerinin de reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davada davacı, ortağı olduğu davalı şirketin davalı yönetici ortak ve davalı diğer ortak tarafından zarara uğratıldığını iddia ederek TTK’nın 555. maddesinde yer alan sorumluluk davası ile aynı Kanun’un 638/2 hükmünde belirtilen haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkma, çıkma payının ve kar payının tahsilini istediği, sorumluluk davası yönünden kesinleşen İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/725 E. sayılı dosyasına konu eylem ve işlemlerin iş bu dosyaya konu eylem ve işlemlerle aynı olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi kapsamında ceza dosyasında kesinleşen maddi olgular dikkate alınarak ve aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda sorumluluk davasında şirket alacağının tespit edildiği, tespit edilen şirket alacağı da dikkate alınarak, davacının çıkma payının karar tarihine en yakın tarihteki son güncel reel veriler esas alınarak hesaplandığı, bu şekilde Mahkemece hükme esas alınan 18.07.2022 tarihli raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, karşı dava yönünden ise, diğer ortakların şirket mal varlığını azaltıcı eylemlerde bulunması nedeniyle davacı- karşı davalının çıkma talebinin yerinde olduğu, bu itibarla davacının şirket ortaklığından çıkarılması talebinin yerinde bulunmadığı yönündeki gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davacı- karşı davalı vekili ile davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin karşı davaya ilişkin kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2.Asıl dava bakımından yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 3. Davacı vekilinin asıl davada çıkma payı alacağının tespiti bakımından temyiz istemine gelince, TTK'nın 636. maddesinin üçüncü fıkrasında ''... davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmüne yer verilmiş ve ayrıca TTK'nın 638. maddesinin ikinci fıkrasına göre de her ortağın haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesini talep hakkının bulunduğu düzenlenmiştir. Mahkemece, davacının çıkma payının gerçek değerinin tespiti amacıyla 18.07.2022 tarihli kök bilirkişi raporu alındığı ve alınan rapora göre davacının çıkma payının rapor tarihine yakın olan 31.03.2022 tarihli şirketin reel değerine göre tespit edildiği, sonrasında tarafların bilirkişi raporuna itiraz etmeleri üzerine 09.03.2023 tarihli ek rapor alındığı görülmüştür. Ancak Mahkemece, 09.03.2023 tarihli ek rapor alınmasına rağmen ayrılma akçesine 18.07.2022 tarihli kök bilirkişi raporunda belirlenen bedel üzerinden hükmedilmiştir. Öncelikle, yukarıdaki kanuni düzenlenme uyarınca ayrılma akçesinin gerçek değerinin tespiti için karar tarihine en yakın tarihteki değeri belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gibi, 09.03.2023 tarihli ek rapora neden itibar edilmediği de gerekçede değerlendirilmeksizin 18.07.2022 tarihli kök bilirkişi raporuna göre yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karşı davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen karşı davaya ilişkin kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl dava bakımından temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde asıl davada davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 08.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- bamİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi2024/282 E.2024/1889 K.Taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine
- ilk dereceİzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi2020/233 E.2023/799 K.Asıl davanın kısmen kabulü ile davacının ortaklıktan çıkarılmasına, 133.465,15 TL ayrılma payının davalı şirketten tahsiline, yöneticilerin sorumluluk davası kapsamında tespit edilen tutarları şirkete ödemesine; karşı davanın reddine
- m. 636/ (3)· İlk derece, BAM ve Yargıtay: Haklı sebeplerin varlığı halinde mahkemenin limited şirket ortağının şirketten çıkarılmasına ve payının gerçek değerinin ödenmesine hükmetmesi.
- m. 638/ (2)· BAM ve Yargıtay: Limited şirket ortaklarının haklı sebeplerle şirketten çıkma talebinde bulunma hakkının değerlendirilmesi.
- m. 555· BAM: Ortakların şirketi zarara uğratması nedeniyle açılan ortaklar sorumluluk davasının yasal dayanağı.
- limited şirket
- haklı sebeple çıkma
- ayrılma akçesi
- sorumluluk davası
- bilirkişi raporu
- gerçek değer tespiti