Genel olarak
(1)
Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.
(2)
Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır.
Madde Gerekçesi
Bu maddeyle ilgili sorular
10 soru · içtihat ve doktrinden derlenmiş
01Şirketin uğradığı zarar nedeniyle kimler tazminat davası açabilir ve ödemenin kime yapılması talep edilebilir?
Şirketin uğradığı zararın tazminini hem şirketin kendisi hem de her bir pay sahibi isteyebilir. Ancak pay sahipleri, tazminatın kendi adlarına değil, yalnızca şirkete ödenmesini talep etmek zorundadır.
TTK madde 555 hükmü uyarınca, şirket yöneticilerinin eylemleri nedeniyle şirketin zarara uğraması halinde aktif husumet ehliyeti iki gruba tanınmıştır. Bunlar şirket tüzel kişiliği ve her bir pay sahibidir. Pay sahibinin dava açabilme hakkı, şirketin hareketsiz kalması ihtimaline karşı getirilmiş bir güvencedir . Dava kısmında dikkat edilmesi gereken en önemli husus, talebin niteliğidir. Pay sahibi zararın kendi cebine girmesini isteyemez, hükmedilecek tazminatın doğrudan şirket malvarlığına ödenmesini talep etmekle yükümlüdür.
TanımTemelgüven %9802Pay sahibinin şirket adına açtığı yönetici sorumluluğu davasında yargılama giderleri ve vekalet ücreti nasıl paylaştırılır?
Dava hukuki ve maddi sebeplerle haklı görülürse, davalı yöneticiye yükletilemeyen dava giderleri ve avukatlık ücreti mahkeme tarafından hakkaniyete göre davacı pay sahibi ile şirket arasında paylaştırılır.
Kanun koyucu, pay sahibinin şirket adına dava açarken yüksek yargılama giderlerinden çekinerek hareketsiz kalmasını engellemek istemiştir . Bu amaçla TTK 555 ikinci fıkrası özel bir usul kuralı getirmiştir. Dava maddi ve hukuki olarak haklı bulunmasına rağmen çeşitli sebeplerle giderler davalıya yükletilemiyorsa, mahkeme bir hakkaniyet değerlendirmesi yapar. Bu değerlendirme sonucunda masraflar, davayı açan fedakar pay sahibi ile davanın gerçek lehtarı olan şirket arasında paylaştırılır. Böylece pay sahibinin mali riski hafifletilmiş olur.
ProsedürOrtagüven %9203Şirket yöneticilerine karşı tazminat davası açan ortağın yargılama aşamasında hisselerini üçüncü bir kişiye devretmesi halinde davanın seyri nasıl olur?
Davacı ortağın yargılama sırasında paylarını devrederek ortaklıktan ayrılması, aktif husumet ehliyetinin kaybedilmesine yol açar ve dava usulden reddedilir.
Yargıtay içtihatlarına göre, TTK m. 555 kapsamında yöneticilere karşı şirket adına dava açma hakkı, ortaklık sıfatına sıkı sıkıya bağlı bir haktır . Bir ortak, dava açılışı anında bu sıfatı taşıyor olsa bile, yargılama süresince bu sıfatını kesintisiz olarak muhafaza etmek zorundadır. Ortağın mahkeme süreci devam ederken paylarını devretmesi halinde, kanunun aradığı aktif husumet şartı ortadan kalkar. Mahkeme, esasa girmeden davayı aktif husumet yokluğu gerekçesiyle reddetmek mecburiyetindedir.
İçtihatOrtagüven %9104Limited şirket ortaklarının, usulsüzlük yapan müdür aleyhine TTK m. 555 kapsamında sorumluluk davası açabilmesi için genel kuruldan karar almaları zorunlu mudur?
Hayır, zorunlu değildir. Şirket ortağının limited şirket yöneticisi aleyhine dava açma hakkı genel kurul kararına bağlı bir dava şartı değildir.
Anonim şirketlerde şirketin bizzat dava açabilmesi için kural olarak genel kurul kararı aranmakla birlikte, TTK 555 kapsamında bireysel ortakların açacağı davalar bu kuralın dışındadır . Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin güncel kararlarında net olarak ifade edildiği üzere, özellikle limited şirket ortaklarının yöneticiye karşı açacakları sorumluluk davalarında davanın dinlenebilmesi için şirket genel kurulundan onay alınması bir dava şartı olarak gösterilemez. Alt mahkemelerin bu yönde verdiği ret kararları usule aykırı bulunarak bozulmakta veya düzeltilmektedir.
İçtihatOrtagüven %9105Limited şirket müdürünün rekabet yasağını ihlali neticesinde pay sahibinin uğradığı yansıma zarar davasında, tazminatın doğrudan pay sahibine ödenmesi talep edilirse dava nasıl sonuçlanır?
Taleple bağlılık kuralı gereği, tazminatın şirkete değil de doğrudan davacı pay sahibine ödenmesi talep edilmişse mahkeme bu davayı aktif husumet (sıfat) yokluğundan reddeder.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre, müdürün haksız rekabeti veya sadakat yükümlülüğünü ihlali gibi durumlarda ortaya çıkan zarar, pay sahibi açısından dolaylı (yansıma) zarardır . TTK m. 555/1 uyarınca pay sahipleri bu zararın tazminini yalnızca şirkete ödemek şartıyla isteyebilir. Eğer davacı, vekili aracılığıyla mahkemeden paranın doğrudan kendi şahsi hesabına ödenmesini talep etmişse, HMK'daki taleple bağlılık ilkesi gereği mahkeme bunu re'sen şirkete ödeyecek şekilde değiştiremez. Dava doğrudan aktif husumet yokluğundan usulden reddedilir.
İçtihatOrtagüven %9006Yönetim kurulu üyesinin usulsüz satışlarıyla şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla açılacak davada şirketin bizzat kendisi davalı sıfatıyla gösterilebilir mi?
Hayır, gösterilemez. Yöneticinin sorumluluğu nedeniyle açılan davada şirket borçlu/davalı değil, aksine alacaklı/mağdur konumundadır; husumet yöneticiye yöneltilmelidir.
TTK m. 555 kapsamındaki davalar birer yönetici sorumluluğu davasıdır ve buradaki hukuki yarar şirketin bozulan malvarlığının onarılmasıdır . Eğer davacı pay sahibi, davayı doğrudan şirket tüzel kişiliğine yöneltirse, şirket aynı anda hem alacaklı (tazminat ödenmesi gereken taraf) hem de borçlu (davalı) durumuna sokulmaya çalışılmış olur. Yargıtay bu durumu pasif husumet yokluğu olarak değerlendirmektedir. Davanın doğrudan doğruya zarara sebebiyet veren haksız eylem sahibi yöneticilere (gerçek veya tüzel kişi yönetim kurulu üyelerine) karşı açılması zorunludur.
İçtihatOrtagüven %8807Mülga 6762 sayılı TTK m. 309 ile 6102 sayılı TTK m. 555 karşılaştırıldığında, şirket alacaklılarının yöneticilere karşı dava açma hakkında nasıl bir değişiklik yapılmıştır?
Eski kanunun aksine, yeni TTK 555 şirket alacaklılarına şirketin zararı için doğrudan dava açma hakkı tanımamaktadır. Alacaklılar ancak şirketin iflası halinde bu hakkı kullanabilirler.
Kanunun gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, mülga 6762 sayılı Kanunun 309. maddesinde şirket alacaklısına da yöneticilere karşı dava açma hakkı tanınmıştı . Ancak yeni TTK sistemi, şirket borçlarını ödediği sürece alacaklının zarara uğramadığı varsayımını kabul etmektedir. Bu yüzden şirket alacaklılarının bu yetkisi kaldırılmış, yalnızca pay sahipleri şirketle aynı düzeyde tutulmuştur. Alacaklılar artık ancak şirketin iflası etmesi durumunda TTK 556 çerçevesinde yöneticilerden tazminatın şirkete ödenmesini talep edebilirler.
TarihselOrtagüven %8808Gerekçeye göre, doğrudan ve dolaylı zarar ayrımı bağlamında 6102 sayılı kanun eski 6762 sayılı kanundan nasıl bir felsefi kopuş yaşamıştır?
Yeni kanun, eski kanunun aksine doğrudan ve dolaylı zarar ayrımını metinden çıkarmıştır. Şirketin kendisinin zaten yalnızca doğrudan zarar görebileceği, pay sahibinin ise her iki durumda da dava açabileceği prensibi benimsenmiştir.
Madde gerekçesinde, eski TTK m. 309'un aksine yeni hükümde doğrudan ve dolaylı zarar ayrımının bilerek yapılmadığı açıklanmıştır . Hukuki mantık gereği şirketin bizzat kendisinin dolaylı zarara uğraması mümkün değildir, şirket her zaman doğrudan zarar görür. Öte yandan pay sahibi şirket üzerinden dolaylı zarara uğradığında, tazminatın şirkete ödenmesini isteyerek payındaki değer düşüklüğünü giderme amacıyla dava açabilir. Kanun koyucu bu sistematiği sadeleştirerek karma ve teorik tartışmaları bitirmeyi hedeflemiştir.
TarihselUzmangüven %8509Yöneticilere genel kurul tarafından verilen şirketle işlem yapma ve rekabet etme izninin sonradan mahkeme kararıyla iptal edilmesi, izin verilen dönemdeki işlemlerin geriye dönük tazminat sorumluluğu doğurmasına yol açar mı?
Hayır, yol açmaz. Genel kurul kararlarının iptaline ilişkin mahkeme kararları geçmişe etkili sonuç doğurmaz; karar kesinleşinceye kadar yapılan işlemler hukuken geçerlidir.
Anonim şirketler hukukunda genel kurul kararlarının iptali kural olarak ileriye etkilidir . Yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma (TTK 395) ve rekabet etme (TTK 396) yasaklarının istisnası olarak izin veren bir genel kurul kararı alındığında, yöneticiler bu karara güvenerek hareket eder. Bu karar yıllar sonra mahkemece iptal edilse bile, iptalin kesinleştiği tarihe kadar gerçekleştirilen işlemler hukuka aykırı hale gelmez. Dolayısıyla davacı pay sahibi, sırf iptal kararına dayanarak yöneticilerin eski işlemlerinden ötürü şirketi zarara uğrattığı (TTK 555) savıyla başarılı bir sorumluluk davası yürütebilme imkanına sahip değildir.
İçtihatUzmangüven %8110Şirket tasfiye edilip ticaret sicilinden terkin edildikten sonra, eski müdürün usulsüzlüklerini öğrenen bir ortak, yöneticinin sorumluluğuna gidebilmek için hukuken hangi ön şart işlemini gerçekleştirmelidir?
Ortağın, terkin edilmiş olan şirketin sicile yeniden kaydı ve hukuki kişiliğini tekrar kazanması amacıyla bir ihya (ek tasfiye) davası açması zorunludur.
TTK m. 555 uyarınca açılacak davalarda dolaylı zararın yalnızca şirkete ödenmesi talep edilebileceğinden, bu tazminatı tahsil edecek geçerli ve aktif bir şirket tüzel kişiliğinin bulunması şarttır . Eğer şirket tasfiye edilmiş ve sicilden terkin edilmişse, ortada para yatırılacak bir hesap dahi yoktur. Yargıtay, davacı ortağın sorumluluk davasındaki bu teknik zorunluluğu aşabilmesi için kapanmış şirketin ihyasını talep etmekte mutlak bir hukuki yararı bulunduğunu kabul eder. Mahkemenin, sorumluluk davası içerisinde davacıya şirketin ihyası davasını açması için uygun bir süre (mehil) vermesi gerekmektedir.
KoşulluUzmangüven %78